Tarihin en kanlı savaşı (ben bunu yazdığım sırada) 2.Dünya Savaşı olarak bilinir. Almanların yaptığı sivil katliamlar, Rusların cephede ölüme yolladıkları yüz binlerce orduyla yarışarak adeta bize savaşın yıkıcılığını hatırlatır. Tabi tüm bu rakamların arasından “Barışçıl” Churchill ve İngiltere adeta masum bir çocuk gibi sıyrılır. Peki bu savaşta ne kadar barışçıldılar? Tarihten silinmeye çalışılan bir olaydan bahsedeceğim bugün: Dresden Bombardımanı.

1945 yılının Şubat ayında Almanlar hızla geri çekiliyordu. Kuzeydoğudan Ruslar hızla bastırırken, batı sahillerinden itibaren Müttefik kuvvetleri Alman hattını darma duman ediyordu. Almanlar, savaşı -resmi olmasa da- kaybetmişti. Müttefiklerin amacı kaybedilen toprakları geri almak ve savaşı tamamen bitirmekti. Derken Müttefiklerden ikisi olan İngiltere ve Amerika kendilerinden hiç beklenmeyen bir şey yapıp intikam aldılar.
Dresden, dünyanın en güzel şehirlerinden biriydi ve “Almanya’nın Floransa’sı” olarak bilinirdi. Bütün şehirden tarih fışkırıyordu. Üstelik Nazi Almanya’sının beton ve çelik furyası onu es geçmişti. Hatta tüm Almanya’da savaşla en alakasız şehir olduğu bile söylenir. Savaş için önemsiz bir noktaydı, çünkü ne büyük fabrikası vardı ne de askerlerin yoğun olduğu yerlerden biriydi. Sadece 1-2 tane ufak mühimmat deposu vardı. 

Dresden İntikam mı?

2.Dünya Savaşı başladıktan sonra Almanlar, geliştirdikleri V-1 füzeleri ile (ilk uzun menzilli füze) ve uçaklarla Fransa sahillerinden İngiltere’nin büyük şehirlerini bombalıyordu. İngilizler metrolara çekilmişti, hatta 1942’de yapılan Coventry Hücumu (Coventry Blitz) neredeyse tüm Coventry şehrini yok etti. İngilizler bunu unutmamıştı ve fırsat kolluyorlardı. Almanlar geri çekilmeye başladığında bunun aradığı fırsat olduğunu düşünen Churchill, operasyon için yeşil ışık yaktı. Bu operasyon, 3 gün içerisinde on binlerce insan öldürecek, şehrin %80’den fazlasını yok edecek, hatta atılan yangın bombaları bombardımandan sonra 3 gün daha şehri yakacaktı.

Ölenlerin neredeyse hepsi sivildi. 650 bin yüksek tahribat verici bomba ve yakıcı bomba (İngilizler, tek başlarına 1.400 ton yüksek tahrip verici bomba ve 1.100 ton yakıcı bombayı sadece bir gecede kullandı) atıldı. Savaşa toplam 2080 uçak katıldı, bunların 1286’sı bombardıman uçağıydı. Ölü sayısı tam olarak bilinmese de 30.000 ile 200.000 arası olduğu tahmin ediliyor ama yıkılan binaların sayısı neredeyse 30.000 iken ölü sayısının 100.000 den az olması bana göre pek muhtemel değil.Bu olaydan sonra Müttefikler bunu tren yolları için yapıldığını idda etti ve ölü sayısının 25.000’den az olduğunu belirttiler. Dahası, savaşta önceden esir alınan bir grup Amerikan askeri, bombardıman sırasında kendi ordusu tarafından imha edildi. Bu gruptan hayatta kalan bir asker daha sonra anılarını kaleme aldı. Ayrıca şehirdeki ölümlerin sadece 2.000 tanesinin direkt olarak bombalardan dolayı olduğu zannediliyor. Çoğu ya sıcaktan ölmüş ya da ortaya çıkan zehirli gazlardan. 

Dresden


2.Dünya Savaşı bitiminde şehir onarılmaya başlansa da 1960’lı yıllarda bile bu onarım tamamlanamamıştı. Hala şehirde insan kalıntıları ortaya çıkıyordu. Bu olayın yargılanması yıllar sürmüş ve en sonunda bir savaş suçu sayılmıştır. Barış simgesi haline gelmiş Churchill’in kariyerindeki kara lekelerden en büyüğü muhtemelen Dresden’dir. Adeta buharlaştırılan şehirdeki ölen insanlar için kimse, o zaman bu ülkeleri suçlu bulmamıştı. Bu olay akla 2 soru getiriyor: Tarihde beyaz olan her zaman beyaz mıdır ve mazlumun acı çekmiş olması, suçunu meşru mu kılar? 


Kaynak:

BBC

https://www.businessinsider.com

history.com

winstonchurchill.com