Altın Palmiye kazanan ilk Güney Kore filmi olan Parazit; içeriğinde neler barındırıyor.Bizlere hayatın hangi penceresini açıyor ve o penceredeki manzara nasıl sizce?

Son zamanların en çok konuşulan filmi haline gelen Parazit’ in aldığı ödüllerden birazcık bahsedecek olursak: Oscar ödül töreninde aday olduğu altı kategoriden en iyi uluslararası film ve en iyi yönetmen Oscar’larını kazandı.

Film ayrıca Altın Küre En İyi Yabancı Dilde Film Ödülü’nü kazandı. BAFTA ödüllerinde de En İyi Yabancı Dilde Film ve En İyi Özgün Senaryo dallarında ödüle layık görüldü. Parazit’in yakaladığı başarı sonrası Amerikan HBO kanalı, filmin devamı niteliğinde bir dizi için çalışmalara başladı.

Elbetteki bu kadar ödüle layık görülmesinin sebebi boşuna değil. Her ne kadar kurgu bir yapım olsa da Seul’de binlerce kişi banjiha adı verilen bodrum katındaki dairelerde yaşıyor.

parazit

Parazit Filminin Konusu Nedir?

Film, iki Güney Koreli ailenin hikayesini anlatıyor. Yoksul Kim ailesi küçük ve dar bir bodrum dairesinde yaşıyor. Park ailesi ise oldukça zengin ve büyüleyici bir evde yaşıyor. Dediğim gibi film kurgu olsa bile Kore’ de var olan yaşamlar bunlar ayrıca konu kurgu olsa da apartman kurgu değil. Bu dairelere banjiha adı veriliyor ve yüzlerce Seul’lü bu evlerde yaşıyor.

Evlerin içerisi inanılmaz derecede küçük ve yaşayan kişi dışında gelen herhangi bir insanın oturabileceği bir alan bulması oldukça zor. Tavan yüksekliği de aynı şekilde çok düşük. Yaşayan kişiler yüzünü kurulurken ellerinin tavana çarptığını söylüyor.

Üstelik evin bodrumda olmasından kaynaklanan fazla nem de cabası. Her şey küfleniyor. Çölde yaşayabilen bitkiler dahi bu evlerde yaşayamıyor. Fakat insanlar yaşamak zorunda…

6 Oscar Adaylı Film’in Gerçek Yüzü: Parazit 1

Banjihalar Nasıl Varolmaya Başladı?

Banjiha’ların olma sebebi Seul’ ün garip mimarisi değil, onlar tarihin bir ürünü diyebiliriz. Banjihaların tarihleri Kore Savaşı’na uzanıyor. 1960’larda Kuzey Kore komandoları Güney Kore’ye sızdı. Çok sayıda terör vakası gerçekleşti. Devlet yeni yapılan apartmanların tümünde sığınak görevi görecek bodrum katı yapılması şartını getirdi.

Başlangıçta, bu tür banjihaları kiralamak yasa dışıydı. Ancak 1980’lerde yaşanan konut krizi sırasında, başkent Seul’de yer yetersizliğinden dolayı Güney Kore hükümeti yeraltındaki bu alanların kiralanmasını yasallaştırmak zorunda kaldı.

Birleşmiş Milletler’in (BM) 2018 yılı verilerine göre Güney Kore’nin halen dünyanın 11. büyük ekonomisine sahip ancak uygun fiyatlı konut eksikliği özellikle gençleri ve yoksulları olumsuz etkiliyor. Fakat şimdi ev fiyatları arttıkça bodrum katları daha hesaplı birer alternatif haline geldi.

Film oldukça çizgisel ilerliyor ki izleyiciyi cezbeden özelliklerinden biri bu. Her şey birbiri ardına gelişiyor, dozunda verilen gerilim doz aşımına ulaşırken bilincimizi tamamen sarmasına sebep oluyor. 

Parazit filminin ortalarında, fakir Kim ailesi zengin Park ailesinin hayatına sızmaya çalışırken; ailenin en genç üyesi Da-song, Kim ailesinden gelen bir kokuyu fark ediyor.

Baba Kim-taek kokudan kurtulmaya çalıştığında, kızı soğukkanlı bir şekilde şöyle diyor: “Bu, bodrum kat kokusu. Buradan taşınmadığımız sürece bu koku üstümüzden gitmeyecek.”

Evlerin(?) yaşamsal şartlara uygunluğu zaten ortada pek bir şey söylemeye gerek yok. Burada yaşamını sürdüren insanların psikolojik olarak zarar görüyor olup olmadıkları ise meçhul.

6 Oscar Adaylı Film’in Gerçek Yüzü: Parazit 2

Film Değerlendirmesi

Dünyanın en güçlü ekonomisine sahip olan ülkeler içerisinde 10. Sırada yer alan şatafatlı Güney Kore yaşamlarının arka sıralarında saklı olan hayatları hatırlatan film birçok kişiyi etkilemeyi başardı.

Yaşadığı dünyanın, içinde yarattığı huzursuzluğu filmlerinde farklı perspektiflerden izleyiciye sunan Güney Koreli yönetmen Bong Joon-ho’nun Altın Palmiye kazanan son filmi Parasite, gelir eşitsizliğinin toplumsal yapıda oluşturduğu uçurumu mizahi anlarla süslü keskin bir trajediyle -belki iddialı ama- kusursuza yakın bir şekilde sunuyor izleyicisine. Bong Joon-ho, bir röportajında çevresini saran gerçekliğe derinden dalmak amacıyla bu filmi yapmaya karar verdiğini söylüyor.

​Alışık olduğumuz senaryolara biraz benzese de filmin çekildiği yer itibariyle ve izlerken hissettiğiniz hayatın içinden kesitlerle farklı bir lezzet bırakıyor. Sosyoekonomik kültürlerin iki ucuna ve insanlarda bıraktığı tahribata güzel vurgular yapılmış. Sistemin çarklarını döndürenlerle bu çarkın altında kalanlara bugünden bakan bir film olmuş. Fırsat bulduğunuzda izlemenizi tavsiye ediyorum.

kaynaklar: 1, 2, 3