“Benim felsefem, özünden hayattaki ahlaki amacı kendi mutluluğu olan, varlığının yegane amacı ve en yüce eseri olarak yaratıcı üretkenliğini gören kahramansı bir varlık, bir insan konseptidir.”

Kelime manası ile bencillik her ne kadar olumsuz ve ahlaki olmayan bir kelime gibi görünse de Ayn Rand bu kelimeye daha büyük bir anlam yükleyerek bunun ”erdem” olduğu savunmuştur.

Ayn Rand’ın savunmuş olduğu bencilliği daha iyi anlayabilmek için konuya bir örnek vererek başlamak daha uygun olacaktır. Her ne kadar doğaya bakıp ahlaki konularda -bu böyledir- demek her zaman doğru sonuçlara ulaşmamıza yardım etmese de sadece fikir vermesi açısından değerlendireceğiz.

Üzerinde parazit olan 3 kuş türü birbirlerinin parazitlerini ayıklar.

  • Birincisi “sekar kuşlar”: Bu kuşlar her gördüğü kuşun parazitini temizleyenler. Yapmasının amacı ise kendisinin parazitlerinin temizlenmesini istemesidir.
  • İkincisi “chetar kuşlar”: Bu kuşlar kendilerinin parazitlerinin temizlenmesini müsaade eder. Ancak diğer kuşların parazitlerini temizlemeden oradan uzaklaşır.
  • Üçüncüsü “gracer kuşlar”: Bu kuşlar ise önce diğer kuşun parazitini temizler. Eğer o kuş kendisini temizlemezse bir daha o kuşu temizlemiyor. Kindar Kuş denilebilir.                                                                           

Doğal seleksiyon da Birinci ve İkinci kuş türlerinin elendiğini görüyoruz ve sadece Üçüncü Kuş olan “chetar (kindar) kuşlar” hayatta kalıyor. Ayn Rand’ın idealinde tam olarak aslında chetar (kindar) kuştur. Karşılıklı çıkar beklentisi ile alışveriş yapan insanlar.

“Bir insan kişisel çıkarını maksimize eder/etmelidir.”

Aslında objektif olarak baktığımızda Ayn Rand’ın ahlaklı olarak gördüğü bencillik üzerine hayatlar yaşadığımızı görebiliriz. Her ne kadar farkında olmasak da bu bencillik kimi zaman manevi anlamda ortaya çıkmaktadır. Mesela: bir insana yardım etmenin ne gibi çıkarınıza uygun olacağını sorabilirsiniz. O insana yardım ettiğinizde siz de manevi olarak ortaya çıkan şey aslında “kişisel çıkarını maksimize etmektir.” Çünkü tersi durumda insan kendini kötü hissedecekse “kişisel çıkarını maksimize etmekten” söz edemeyiz. Ancak şunu belirtmekte fayda var ki, Ayn Rand daha çok yaşamın maddesel yanı ile konuyu incelemiş ve bu konuda objektif olarak bencilliği yüzümüze tüm sertliği ile vurmuştur.

Ayn-Rand

Karl Marx “ Zenginler, fakirleri sömürür.”

Ayn Rand “ Fakirler, zenginleri sömürür.”

Ayn Rand’a göre zenginleri “yetenekli ve mucit/dahi”, fakirleri ise “yeteneği olmayan” kişiler olarak tasvir etmiştir. Ya kişi yeteneksiz olmasına rağmen miras ile zengin olmuşsa ne olacak? Miras ile zengin olan bireyleri “zengin” kategorisine almamıştır. Çünkü yetenekli ve dahi olamayan bireylerin o mirası yok edeceğini savunmuştur.

 “Eğer yetenekliler greve çıkarsa fakirler hayatta kalamaz veya en alt düzeyde yaşamaya devam ederler.”

Yetenekli insanların üretmiş veyahut ortaya koymuş olduğu şeyler sayesinde bugünkü medeniyetimize ulaştığımız inkâr edilemez bir gerçektir. Ayrıca bugün gelişen küresel ekonomiyi yakından inceleyecek olursak yetenekli insanların ortaya koymuş olduğu kaliteli ürünü beceriksiz insanlar bir nevi kopya yöntemi ile kalitesiz bir şekilde ortaya çıkartmaktadır. Buna rağmen yetenekli insanların yükselttiği işi beceriksizler yapınca da para kazanıyor. Buna rağmen fakirler sürekli zenginleri aşağı çekme ve kendi seviyelerinde eşitlemek istemektedir. Halbuki işini iyi yapanlar sayesinde sen o işi iyi yapabiliyor hâle geliyorsun. Başarılı kişileri yok ederek aslında kendi çıkarlarına ters iş yapmış oluyorlar. Akılcı olan ise başarılı insanları aşağı çekmek yerine diğer insanların -yükselebileceklerse- yükselerek başarılı olan insanların seviyesine çıkmak istemesi olmalıdır. Eşitliği en dipte olanlar talep eder.

Atatürk’e bakacak olursak o da halkın genel seviyesine inmek yerine kendisini belirli bir seviyeye çıkarmış ve halkı da o seviyeye çıkarmak istemiştir.

Yetenekli kişi iş yaptıkça bir noktadan sonra geri dönüş almadığında (maaş eşitliği olursa veya yükselme olmadığında) iş yapmayı bırakır (yeteneği kadar çalışıp ihtiyacı kadar alırsa).

Ayn-Rand

Ayn Rand’a Göre Sevgi;

Karşılıksız sevgi olamaz. Hiç kimse karşılıksız sevgi talep edemez. Hiç kimseye karşı karşılıksız sevgi duyulmamalıdır. Sadece çocuklara karşı karşılıksız sevgi olabilir. Eğer bir yetişkin karşılıksız sevgi talep ediyorsa sevgiyi hak edecek bir şey yapmamış demektir. Karşılıksız sevemeyiz veya sevmemeliyiz! Aslında bir kişiye duyulan sevgi o kişinin yapmış olduğu şeyin ifade ettiği değerlerin karşılığıdır. Sevgi de bir alışveriştir. Sevgi noktasında da eşitlik yoktur. Herkesi sevmek aslında hiç kimseyi sevmemek anlamına geldiğini söyler, Ayn Rand.

Ancak bu konunun tersi olarak şu da düşünülebilir: Bir kişinin göze çarpan bir özelliği olmasa bile sevebiliriz. Bu da o kişinin bizde oluşturduğu duygular sonucudur. Ayn Rand’ın “kişisel çıkarını maksimize etmek” durumu bu durumda da söz konusu olduğunu görebiliriz. Çünkü sırf o kişiye karşı duyduğunuz bencil bir duygudan dolayı seversiniz. Bu durum hayatınızı olumlu olarak etkileyebilir. Tersi durumunda kişisel çıkarın maksimize etme durumu değil, belki de sadece üzüntü olacaktır.

Ayn Rand’ın temsil etmiş olduğu felsefe ile ilgili bazı bilgiler;

  • Duyular değerlendirme noktasında insan bilincinin ilk adımıdır.
  • Akıl insanı hayatta tutar. Aklı devre dışı bırakmak kötüdür.
  • Zevk ve mutluluk iyinin kriteridir.
  • Ayn Rand’ın yarattığı tüm karakterler aklını kullanarak gece-gündüz çalışmış ve bu durumdan zevk almışlardır. (Hayatın Kaynağı – Howard Roark)
  • Başarılı ve zengin olan iyidir.
  • Herkes tüccardır. Karşılıklı çıkar beklentisi ile alışveriş yaparlar.

Son olarak Atlas Silkindi’den bir kesit ile yazımızı bitirelim.

  • Başkalarının mutluluğuna yönelik hareket etmek neden ahlaka hizmet oluyor?
  • Eğer zevk almak bir değerse neden başkaları zevk alınca bu ahlaka uygun oluyor da siz zevk alınca ahlaksızlık oluyor?
  • Eğer pasta yemek bir değerse neden sizin midenizde iken ahlaksızlık da başkalarının midesinde iken ahlaklı oluyor?
  • Neden sizin arzunuz kötü de başkalarının arzuları iyi?
  • Ürettiğiniz bir şeyi muhafaza etmek neden kötüde başkalarına verdiğimizde iyi? Sizin o şeyi saklamanız ahlaksızlıksa neden başkalarına verince ahlaksızlık olmuyor? Verirken siz bencillikten kötülükten uzaklaşıyorsunuz da neden onlar alırken bencil ve kötü olmuyor?
  • Sevaba girmek, günahların hizmeti anlamına mı gelir? İyilerin ahlaki amacı kendilerini kötüler uğruna yok etmek midir?

Kaynakça :

  • 1
  • 2
  • Hayatın Kaynağı – Ayn Rand
  • Atlas Silkindi – Ayn Rand
  • Bencilliğin Erdemi – Ayn Rand