Gün içerisinde onlarca karar alıyor ve bir o kadar karar alma süreci hiç farkında olmadan düşünce olarak geçmektedir. Peki, hiç düşündünüz mü aldığınız kararların ne kadarının gerçekten size ait olduğunu?

Gün içerisinde TV, İnstagram, Facebook, Twitter gibi sosyal mecralarda çok fazla vakit geçiriyoruz. Gördüğümüz bir reklam veya dikkatsizce sayfada geçen yazılar (reklamlar) bile bilinçaltımızı etkileyip bizim karar alma mekanizmamız üzerinde çok büyük etkiye sahip oluyor. Öyle ki Amerika Birleşik Devleti’nde (dünyanın süper gücü olarak nitelendirecek olursak) seçimlerle ilgili olarak Facebook, Twitter ve İnstagram gibi sosyal mecraların tavırları çok büyük öneme sahip oluyor. Ayrıca yakın geçmişimizde bir dizi sorun yaşandığını da gözlemlemiş olduk.

Diğer bir ülke olan Rusya (Amerika ile yarıştığını düşünürsek büyüklüğünü ve etki gücünü daha iyi anlamış olabiliriz) seçimlerde Facebook başta olmak üzere sosyal mecralar ile seçimi manipüle etmeye çalışıp taraf tutarak çok büyük bir etki edebildiğini gözlemlemiştik. Ülkelerin yönetiminde dahi bu kadar etkiye sahip olan bir platformu çok masum olarak tanımlamak çok iyi niyetli bakmak olacaktır!

Peki, nasıl oluyor da yönlendiriliyoruz ya da daha doğrusu karar alma duyularımız nasıl manipüle ediliyor? Kötümser olmak istemiyorum ama sanki artık karar almıyoruz birileri aracılığıyla belli kararlar almaya zorlandırılıyoruz ya da sınırlandırılıyoruz.

Karar almamıza etki eden bu manipülasyonlar o kadar çeşitli ki aldığımız kararın kendimizin verdiğine bizi ikna edebiliyor. Revolver adlı yazımda aldığımız kararların çok azı bize ait olduğunu büyük bir bölümünün ego tarafından alındığına değinmiştim. Şimdi ise egoyu oluşturan dış etmenlerden bahsetmeye çalışacağım -egonun nasıl manipüle edildiğine dair-. Şimdi sizlerle devletlerin insanlar üzerindeki birkaç manipülasyon yöntemini paylaşacağım.

bizim-görüşümüzün-netleştirilmesi

1 – Oyalama Stratejisi

Sosyal kontrolün vazgeçilmez unsuru olan saptırma stratejisi, kamuoyunun dikkatini sürekli eğlence ve bilgi akıntısı yoluyla siyasi ve ekonomik dengeler tarafından kararlaştırılan önemli sorunlardan ve değişikliklerden saptırmaktır. Derivasyon stratejisi halkın bilim, ekonomi, psikoloji, nörobiyoloji ve sibernetik alanlarındaki temel bilgilere olan ilgisini önlemek için de gereklidir. “Halkın dikkatini, gerçek önemi olmayan meselelere yoğunlaştırın ve gerçek sosyal sorunlardan uzak tutun. Halkı sürekli meşgul tutun ve düşünmek için zamanı olmasın.”

2 – Sorunlar Oluşturun ve Çözümler Sunun

Bu yöntem “problem-reaksiyon-çözüm” olarak tanımlanır. İlk önce bir sorun yaratır, halktan bir miktar tepki ortaya çıkarmak için atıfta bulunulan bir “durum”, böylece başvuranın kendisini kabul etmesini isteyen tedbirlerin kendisidir. Örneğin: kamu güvenliği yasaları ya da başvuru sahibi özgürlük pahasına kentsel şiddet geliştirmesine ya da kanlı saldırılar düzenlemesine izin verin veya gerekli bir kötülüğü, sosyal hakların düşüşünü ve kamu hizmetlerinin sökülmesini kabul etmek için ekonomik bir kriz yaratın.

3 – Bozulma Stratejisi

Kabul edilemez bir boyutu kabul ettirmek için 10 yıl boyunca yavaş yavaş “bozulmuş” olarak uygulayın. 1980’den 1990’a kadar sosyoekonomik koşulların radikal olarak yeni uygulandığı yol budur. Büyük işsizlik, güvencesizlik, esneklik, dış kaynak kullanımı, ücretler artık iyi bir gelir sağlayamaz eğer öyleyse bir devrime neden olan birçok değişiklik vahşice uygulanmıştı.

4 – Ertelenmiş Strateji

Popüler olmayan bir kararı kabul etmenin bir başka yolu: gelecekte halkın başvurusu için bu konuda mutabakat sağlayarak kararı “acı verici ama gerekli” olarak sunmaktır. Yakın bir kurbanı feda etmeyi kabul etmek her zaman daha kolaydır. Halk naif bir şekilde “yarın her şeyin daha iyi olacağını” ve gerekli fedakârlığın önlenebileceğini umma eğilimindedir. Son olarak, halkın değişim fikrine alışması ve zamanı geldiğinde yönetimin istifa etmesi için zaman tanır.

5 – Düşünmektense Duygulara Başvurmak

Duygulara hitap etmek, rasyonel analizi ve dolayısıyla kritik bireyleri atlamak için klasik bir tekniktir. Buna ek olarak, duygusal kayıt kullanımı fikir, arzu, korku, dürtü veya davranış alanı olarak bilinçaltının kapısını açar.

6 – Halkı Cehalet ve Aptallık İçinde Tutun 

Halkın kontrolü ve köleliği için teknolojileri ve yöntemleri anlayamadığından emin olun. ”Alt sınıflara verilen eğitimin kalitesi en fakir olmalıdır, böylece alt sınıfı üst sınıfı ayıran cehalet boşluğu alt sınıflarla anlaşılmazdır ve anlaşılmaz kalır.”

olan-ve-olması-gereken

7 – Halkı, Özgünlüğünü Yitirmeye Teşvik Etmek

Halkı “soğuk” aptal, kaba ve eğitimsiz bulmaya teşvik edin..

8 – İsyanı Suçluluk Duygusuyla Değiştirin

Aklının, yeteneğinin veya çabalarının yetersizliğinden dolayı bireyin talihsizliğinden sadece sorumlu olduğuna inanmak. Böylece, ekonomik sisteme karşı ayaklanmak yerine, bireysel bir devalüasyon ve suçluluk bu da bir etkinin eylemin engellenmesi olan bir depresyon yaratır ve eylem olmadan devrim yoktur!

9 – İnsanları Kendilerini Bildiklerinden Daha İyi Bilir

Son 50 yılda, bilimdeki hızlı gelişmeler kamuoyu ile yönetici elitlerin sahip olduğu ve kullandığı kişiler arasında genişleyen bir boşluk yarattı. Biyoloji, nörobiyoloji ve uygulamalı psikoloji ile “sistem” insanın hem fiziksel hem de psikolojik olarak ileri düzey bilgisine ulaşmıştır. Sistem, kendisini tanımadığı ortalama bir insanı daha iyi anlamaya başladı. Bu, çoğu durumda sistemin bireyler üzerinde bireyler üzerinde daha fazla kontrole ve güce sahip olduğu anlamına gelir.

Bu yazımızın devamı süreç içerisinde gelecektir. Devletin halk üzerindeki etkisinden bahsetmiş olsak bile biz dahi diğer inşaları etkilemek için çoğu zaman bunu yapıyoruz. Günümüzde şunu çok rahat dile getirebiliriz: İnsanları manipüle edebiliyorsanız sahip olamayacağınız çok az şey vardır! Manipülasyon öyle bir konu ki paradoks bile denilebilir. Doğrunun yanlışlığı…