Televizyon Çağı, İnternet Çağı derken kaybolmaya yüz tutmuş kültür: radyo tiyatroları.

Kitle iletişim araçlarının baş döndürücü hızla gelişimi ve rekabetinden belki de en fazla darbeyi alan radyo tiyatroları oldu. Görselliğin ön plana çıkmasıyla beraber hayal perdesini aralamaya zahmet etmiyor yahut radyo tiyatrolarını “gereksiz” olarak görmeye başlıyoruz. Halbuki bu kültürün insanın hayal gücüne ufuklar açmasıyla beraber daha kreatif kıldığını öne sürenler var. Kimileri için radyodan futbol yayınını dinlemek kadar heyecan verici olmayabilir ama kaynağı edebiyat olan radyo tiyatrolarının da “sevdalıları” bulunmakta. Günümüzde artık televizyon hızla değer kaybederken öne çıkan video paylaşım platformlarından ve podcast kanallarından kolaylıkla ulaşabiliyoruz.

Kısaca Radyo Tiyatrosunun Tarihi

Türkiye’de radyo yayınları ilk kez 1927 yılında başlamıştır. Radyo yönetiminin PTT kurumuna geçmesinden sonraki yıllarda (1936-1940) eğlence programlarının içinde monolog, skeç gibi güldürü ve eğlence yanı ağır basan süresi 30 dakikanın altındaki radyofonik oyunlara rastlanmaktadır. İstanbul Radyosu’nda 1938 Ocak ayında 100 dakikalık eğlence ve spor programının 50 dakikası spor, 50 dakikası skeçlerden (güldürü ögesi taşıyan kısa radyo oyunları) oluşmaktadır.

keyifle-radyo-dinleyen-aile

1940-1946 yılları arasında devletin radyo yönetiminde etkinliği daha fazla artmıştır. Bu yıllarda, kültür ve sanata ilişkin yayınlar içinde radyo tiyatrosu programlarının oranı da yükselmiştir. 1940-1946 yılları arasında kültür ve sanat yayınları içinde radyo tiyatrosunun oranı yaklaşık % 50-80’dir (Kocabaşoğlu 1980:230).

1959 yılında yapılan değişiklikten sonra radyofonik oyunlar Ankara’da Devlet Tiyatro ve Operası’na, İstanbul’da ise, Şehir Tiyatrosu sanatçılarına hazırlattırılmıştır ve onlar tarafından mikrofona koyulmuştur.

Makalelerden edindiğimiz bilgilere göre özellikle bu dönemlerde (1946-1960) kültür-sanat içerikli yayınların neredeyse yarısını radyo tiyatrosunun üstlendiğini bununla beraber yetersiz kalındığını ve radyo tiyatrosu metin yarışmaları düzenlendiğini görüyoruz.

1975 ve 1978 yıllarında yapılan bir araştırmaya göre, TRT-1 kanalında yayınlanan oyun sayısı 51’dir. Bu oyunlardan 14’ü Türk yazarların yazdığı eserlerdir. 28’i ise yabancı eserlerdir. 9 eser hakkında da bilgi yoktur. İlk kez yayınlanan oyun sayısı 43’tür. Bu da radyo tiyatrosu için yeni prodüksiyonlar yapıldığını göstermektedir. Bu oyunlardan 30’u roman ve öykülerden uyarlanan radyo tiyatrolarıdır. Aynı yıl 1975’te, TRT-2 kanalında yayınlanan oyun sayısı toplam 91’dir. Bu oyunların 25’i yerli, 66’sı yabancı eserlerden yararlanarak yazılmıştır (Cankaya 2011).

bir-grup-radyo-programcısı-insan

Radyo Tiyatrosuna Yeni Bir Soluk Kazandırılmalı

Veriler ışığında yabancı eserlerden uyarlamaların daha fazla olduğunu ve yerli eserlerin hâlen yetersiz kaldığını gözlemliyoruz. Bu alanda ilgisi olan arkadaşların teknolojinin de getirdiği faydalarla birlikte girişim oluşturması ve radyo tiyatrosu sevenlerini yeni içeriklere kavuşturmasını umuyorum. Radyo tiyatrolarını unutmayalım, muhayyelimizin önündeki perdeleri kaldırıp yola çıkalım!

Kaynaklar

1. Cankaya Ö. (2011) Kaybolan Bir Program Formatı: Radyo Tiyatrosu ( 1 )

2. Karadag N. (1976) Radyo Tiyatrosu Egitimi