Pandemi, bulaşıcı hastalıklar alanında hayal edebileceğimiz en kötü senaryodur. Ne zaman bir epidemi (salgın) ülkesinin de sınırlarını aşıp dünyaya yayılmaya başlar, o zaman pandemi haline gelir.

Bulaşıcı hastalıklar insanların avcı-toplayıcı günlerinde de vardı ancak tarımsal yaşama geçişle birlikte salgınları daha mümkün kılan toplumlar yarattık. Sıtma, tüberküloz, cüzzam, grip, çiçek hastalığı ve diğerleri ilk kez bu dönemde ortaya çıktı.

İnsanlar daha da uygarlaştıkça şehirler ve bu şehirleri birbirine bağlamak için ticaret yolları kurdular. İnsanlar yükseldikçe, onları alaşağı etme gücüne sahip pandemiler de daha olası hâle geldi. İnsanlık tarihinin şu ana kadar gördüğü en vahşi beş katilini sizler için sıraladım.

1. HIV/AIDS (1981-Günümüz)

AIDS/HIV-pozitif-testi

İlk olarak 1976’da Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde tanımlanan HIV / AIDS, 1981’den beri dünya genelinde 36 milyondan fazla insanı öldürerek bir pandemi olduğunu kanıtladı. Hâlihazırda 35 milyona yakın insanın HIV pozitifle yaşadığı tahmin ediliyor. Her yıl 1,6 milyon insanın hayatını kaybetmesine neden olan hastalık, 2005-2012 yılları arasında zirve yapmıştı.

Hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için tedaviler geliştirilmiştir, henüz bir tedavi bulunamamıştır. Kan ve genital sıvı aracılığıyla bulaşan AIDS, bulaştığı insanın bağışıklık sistemini tahrip ederek başka hastalıklarla olan savaşını kaybetmesine neden olur.

2. Justinian Veba Salgını (541-542)

Justinian-Vebası-pandemi-örneği-2

İlk olarak Mısır’da ortaya çıkan Justinian Vebası, Filistin ve Bizans İmparatorluğu’na, sonra da Akdeniz’e yayıldı. Belki de dünya nüfusunun %26’sını öldürdüğü düşünülen Justinian Vebası, Bizans İmparatorluğu ve Akdeniz liman kentlerini etkileyen ve yıl boyunca süren terör döneminde 25 milyon insanı öldürdü. Genellikle hıyarcıklı vebanın ilk kaydedilen olayı olarak kabul edilen Justinian Vebası, dünya üzerinde izini bıraktı, günümüzdeki adı İstanbul olan Konstantinopolis şehrini harap etti. Sadece Konstantinopolis’te günde yaklaşık 5.000 kişinin öldüğü tahmin ediliyor ve sonuçta şehir nüfusunun% 40’ı kaybediliyor.

En belirgin semptomu lenf bezlerinin şişmesidir ve insanlara pirelerden yayılmıştır.

3. İspanyol Gribi (1918-1920)

Birinci Dünya Savaşı’nın son aylarında dünyayı kasıp kavuran salgının, tam sayı net olmamakla birlikte 50 milyon ölümle sonuçlandığı düşünülüyor. Salgının 4 yıl süren savaşın daha çabuk bitmesine neden olduğu da düşünülüyor. Salgın İspanya’da başlamamasına rağmen İspanyol Gribi adını alma sebebi: Birinci Dünya Savaşı’na katılmadığından dolayı İspanya’nın basına askeri sansür uygulamayıp salgını ilk kez dile getirmesi olmuştur.

İspanyol-Gribi

İspanyol Gribi diğer grip virüslerinden ayıran kurban profiliydi. Diğer grip salgınların da en çok etkilenenler yaşlılar ya da sistemleri hâlihazırda zayıf hastalar olurken İspanyol Gribinden en çok etkilenen kitle tamamen sağlıklı ve dayanıklı, 20-40 yaş arası genç yetişkinlerdi.

İlk belirtiler arasında solunum güçlüğü oluyor, hastaların yüzü kızıl kahve bir renk alıyordu. Bu renk daha sonra maviye dönüyor, öldüklerinde ise simsiyah oluyordu. Ölüm nedeni çoğu vaka açısından gribin kendisi değil, virüsün akciğerde açtığı yaralara yerleşen bakteriler sonucu oluşan zatürreydi.

4. Çiçek Hastalığı (1520)

çiçek-hastalığı

Tarihte bulunan ilk aşı çiçek aşısıdır. Ancak aşı bulunana kadar 56 milyon civarında insanın çiçek virüsü sebebiyle hayatını kaybettiği biliniyor. Dünyayı yeni yeni keşfeden Avrupalılar sahip oldukları hastalıkları da beraberlerinde Amerika’ya getirdiler. Sömürgecilerin kıtaya taşıdığı çiçek hastalığı sebebiyle Amerikan yerlilerinin %90’ı hayatını kaybetti.

Çiçek hastalığı, yaş ve cinsiyet ayırt etmeyen, irinli kabarcıklar dökerek özellikle yüzde izler bırakan, ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalıktır.

5. Kara Ölüm (1347-1351)

kara-ölüm

Dünya nüfusunun üçte birinin ölümünden sorumlu olan bu hıyarcıklı vebanın ikinci salgınının Asya kökenli olduğu düşünülüyor. Büyük ihtimalle ticaret gemilerinde yaşayan farelerin üzerindeki pireler aracılığıyla Avrupa ve Afrika’ya yayıldı.

1347’ten 1351’e kadar veba salgını Avrupa, Afrika ve Asya’yı tahrip etti ve tahmini ölüm sayısı 75-200 milyon arasındaydı.

Yaşanan salgın, tanrının ve kilisenin sorgulanması nedeniyle dinde reformun, aynı zamanda da Rönesans’ın başlamasının en önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

KAYNAKLAR: 1, 2 , 3, 4, 5, 6, 7