Tehlikeli ve kritik kararlar vermek yaşamımız bir parçası. Kimimiz mantık mekanizmasını hızlı kullanıp karar verebiliyorken kimimiz ise daha yavaş planlayıp karar vermektedir. Peki, karar verme şeklimizi farklı kılan nedir?

Bildiğimiz üzere beynimizin sağ ve sol lobu kişilere farklı özellikler yüklemekte ve yönetmektedir. Sol lob yani diğer adıyla mantık küpü: analitik düşünme, mantık merkezi ve ulaştırıcı sinyallerin taşındığı kısımdır. Sol lobu ağırlıklı olarak daha çok gelişen kimseler: matematikçi, bilim insanı veya araştırmacı/ sorgulayıcı olarak tanınır. Sağ lob ise daha çok sanatçı ruhlu, ön sezileri kuvvetli olan kişilerin merkezi olmaktadır. Farkındalık özellikleri çok üst düzeyde olduğu için ayrıntıları ve bütünü iyi gözlemlerler aynı zamanda espri yetenekleri gelişmiştir. Eğlenceli ve komik insanlar genellikle sağ lob ağırlıklı düşünen insanlardır.

Beynimiz tarih boyunca hep merak edilen bir varlık olmuş, bilimin gelişmesiyle ilk araştırılan yer olmuştur. O kadar hayret verici ve kompleks bir yapıya sahiptir ki iki ayrı lobun farklı özellikleri taşımasına olanak sağlamaktadır. Sıradan bir insanın, bu iki lobun sadece bir tanesini kullanabilmesi düz mantık ile açıklanabiliyorken her iki lobu da kullanan bireylerin olması bu iddiayı çürütmektedir.

beynin-tehlikeli-gizemi

Tehlikelere Sebep Olan Sizsiniz!

Peki, kötü şeylerin belli zamanlarda üst üste gelmesi sizi de şaşırtmıyor mu? “Neden hep ben!” dediğinizi duyar gibiyim. Aslında sebep sizsiniz! Çünkü başınıza gelen olayları siz düşündünüz, siz tasarladınız ve siz yarattınız. İşte bu duruma “Ters Çaba Kuralı” denilmektedir ve bilim insanları beynin bu kuralı uygulamaya çalıştığı zaman aralıklarını çok tehlikeli bulmaktadır.

Bir örnek verecek olursak: “Bataklıktan çıkmaya çok uğraşırsanız o kadar bataklığa gömülürsünüz.” metodu uygulanmaktadır. Olmasını veya olmamasını istediğiniz şeye ne kadar odaklanırsanız beyin odaklandığınız durumun gerçekleşmesi için çabalar ve duruma göre enerji saçar. Olumsuz bir şey bile düşünürseniz beyin onun olumlu veya olumsuz olduğuna bakmayıp odaklandığınız şeye yoğunlaşacaktır. Mesela: asla heyecanlanmayacağım diye içinizden sürekli bunu dediğiniz anlarda bile beyniniz oluşacak olumsuz durumun gerçekleşmesi için çabalayıp sizi heyecanlandırır. Bu durumu devre dışı bırakamazsınız. Bu yüzden de hayatta mutlaka, korkularınıza değil, konularınıza odaklanmanız gerekir.

Beyin odaklanılan hedefe ulaşma hissi ile dolu olan bir organdır. Bu yüzden beyin odaklanılan hedefe doğrudan kilitlenebilir. Bireylerin bir lob üzerinde kendini geliştirmeleri güzel bir sentez oluşturup buna da “düz mantık” denmektedir. Her iki lobu da aynı ölçüde kullanan insanlar çok güçlü iradeye sahip kişilerdir. Peki, bu ters çaba kuralı ne kadar doğru derseniz…

Ben bu etkiye ve enerjiye inanıyorum! Çevremizde olan biten hiçbir şey bizden bağımsız değil ve neyi görmek istersek onu görürüz. Kötü bir şeylerin olacağını hissettiğimde aklımda olan şey hep gerçekleşti ve bu da bence bu kuralı olağan kılmaktadır. Güçlü iradeli bireyler beyinlerini kontrol altına alabiliyor ve böylece olumsuz bir şeyleri olumlu olarak düşünüp olayları tersine çevirebiliyorlar. Yani bir nevi bilinçaltlarını kontrol edebilmekteler. Bilinçaltınızın sizi yönetmesine izin vermeyin aksi takdirde olumsuz düşünceler peşinizi bırakmaz!

Bilim insanları bu durumdan korunmak için bizlere birkaç tavsiye vermiş. Yaşadığımız olay her ne kadar kötü olursa olsun beynimizi olumlu şeylere yöneltip sonuçlarının iyi şeyler getireceğine inanmamızı bekliyorlar. Dikkatimizi verdiğimiz şey belli bir süre sonra bizim komutlarımız doğrultusunda gelişen ve ilerleyen bir organizma olur.

Kaynakça: 1