Hepimiz bir anne ve babadan dünyaya geliyoruz. Seçemediğimiz bir ailede belki tekiz belki kardeşlerimiz ya da abilerimiz ablalarımız var. Bireysel psikoloji üzerine yoğunlaşmış olan Alfred Adler, doğum sırasının insanın kişiliğini oluşturduğuna dair bir kuram ortaya atmış. Peki gerçekten de etkiliyor mu?

Adler’e göre aynı anne babadan olan kardeşler, aynı şartlar altında büyütülseler de farklı kişiliklere sahip olabiliyor. Çevresel faktörlerde bu işin içine girmiş olsa da kişiliğe etki eden bir sebep de doğum sırası olabilir. Ayrıca doğum sırasına ek olarak, çocuğun aile içindeki konumu da oldukça önemli bir detaydır. Adler’e göre 4 başlık altında kişilikler inceleniyor: ilk çocuk, ikinci çocuk, en küçük çocuk ve tek çocuk.

doğum sırası

İlk Çocuk

İlk göz ağrısıdır. Bu yüzden de aile tarafından fazlasıyla ilgi görür. Ancak aileye yeni bir üyenin katılmasıyla işler değişir. Ailenin tek çocukken verdiği ilgiden dolayı kardeş olayını fazlasıyla dramatize eder. Hatta bir süre nefret eder, sürekli ailesine tepkili davranır. Bunun sebebiyse eski statüsüne geri dönmek istemesinden kaynaklanır ancak başaramayınca kendini soyutlamaya başlar. Bu aşamadan sonra da “kendi başımın çaresine bakmalıyım” diye düşünerek ayakta durmaya çalışır. İleride ise tutucu, liderliğe yatkın ve gücü elinde bulundurmak isteyen bir kişiliğe bürünebilir. Diğer çocuklar da aynı kayıpları yaşar ama ilk çocuk bu hissi kendi içinde daha fazla yaşar.

İkinci Çocuk

Adler'in Doğum Sırası Kuramı 1

İkinci çocuk, birinci çocuk ile rakip durumundadır ancak bireysel psikolojiye göre aile içindeki durumları biraz daha farklıdır. Rakip durumlarından dolayı daha hırslıdır. İlk çocuğun yerine geçtiklerini düşündüklerinden dolayı gerçekleştiremeyeceği hayaller kurar ve bunları uygulamak için de pek bir şey yapmaz. Bu yüzden de genellikle başarısızlık yaşarlar.

En Küçük Çocuk

Kendine özgü bir yaşam tarzları vardır. Tüm aile bireylerinin ilgi ve sevgisini kazanırlar. Her zaman ailenin en küçüğü olacağından dolayı da hayat boyunca fazla şımartılan çocuk olacaktır. Bunun dışında ne kadar her zaman daha çok üstüne gidilen bir çocuk olsa da büyük kardeşleriyle arasında rekabet hissedecektir. İleriki dönemlerde “Ben neden onların seviyesine erişemiyorum?” gibi yetersizlik cümleleri duyulabilir. Kendini sürekli büyük kardeşleriyle karşılaştırarak hayatına yön verir. Zamanın şartları diğer çocuklara göre daha gelişmiş olacağından dolayı imkan olarak avantajlıdır. Hayatta çok fazla sorunla karşılaşır çünkü fazla şımartılmıştır ve bu sebeple de hayatın zorluklarından bihaber kalır.

Tek Çocuk

Adler'in Doğum Sırası Kuramı 2

Yarışması gereken herhangi bir kardeşi yoktur bu yüzden anne baba arası rekabetler görülebilir. Bu durum ise bir tarafın çocuğu fazla şımartırken diğer tarafın tavır alması gibi zamanlarda görülebilir. Tek çocukta oluşabilecek en büyük problem, anne ile aralarında oluşan yakın bağdan dolayı bağımlılık ve ben-merkezcilik durumudur. İleride bu bağımlılık hayata atılmasını engelleyebilir. Uzun yıllar ilgi ve sevgi odağı olduğundan dolayı da muhtemelen bunu ileride etrafındaki insanlardan da bekleyecektir. Fakat her zaman durumun böyle olduğunu anlayınca da ilişkilerinde başarısızlık yaşaması muhtemeldir.

Bu kuramın kesin bir kanıtı yok. Belki de bu çocuklar kardeş olmalarına rağmen aynı ortamda büyümemiş olabilirler ya da aile yapılarından kaynaklanan durumlar, kişiliklerini farklı etkilemiş de olabilir. Belki aralarındaki yaş farkı orantısızdır. Her türlü etken bu analizleri değiştirebilir. Kardeş sırası önemli de olsa, aslında en önemli faktör ailemizin içinde nerede olduğumuzdur.

Kaynakça: 1

Editör: Sena Baki