En az gülmek kadar sağlıklı ve doğal olan ancak birçoğumuzun güçsüzlük olarak gördüğü ve kaçındığı olan ağlamak, vücudumuz için âdeta terapi niteliğinde olduğunu ve Japonya’da rui-katsu isimli ağlama seansları yapıldığını biliyor muydunuz?

Ağlamanın Bilinmeyen Yönleri

Toksinlerin atılması, göz temizliği, ruh halimizin dengelenmesi, salgılanan oksitosin ve endorfin gibi hormonlar sayesinde fiziksel ve duygusal acıyı yatıştırma gibi harika faydaları olan ağlamak bebekliğimizden beri bizimle olan en temel kabiliyetlerimizdendir.

Ağlamak biyolojik olarak oldukça faydalıdır. Duygularınızın dışa vurumu olan bu terapiye daha pozitif bakmanız için ağlamayı daha yakından tanıyalım.

Ağlamak, bebekken görünen gözyaşı üretimi olmamasına rağmen ihtiyaçlarımızı ve acılarımızı ifade etmemize yarayan önemli bir iletişim aracıdır ve temelde 3’e ayrılır: Bazal, refleks ve duygusal ağlama. Bu yazının konusu duygusal ağlamadır.

Duygusal bir tepki olarak ağlayan tek hayvan insan olarak biliniyor. Mutluluk, endişe ,üzüntü ve fiziksel acı gibi tetikleyiciler sonucunda duygularımızı ifade etme biçimimiz olan ağlamanın hayvansal bir seslendirme türünden evrildiği düşünülüyor.

ağlamak

Ağlamak ve gülmek çok yakın bir ilişki içerisindedir. Her ikisi de beynin aynı bölgesinde gerçekleşen temel bir rahatlama olayıdır. Duygusal ağlamada gözyaşının içinde bir çok enzim, lipit ve diğer türlere ilave protein çeşitleri olduğu biliniyor. Bazal ve refleks ağlama türlerinden farklı olarak duygusal ağlamada stres hormonlarını da bulundurduğu düşünülüyor. Bu sayede stresi azaltıyor ve daha iyi hissetmemize katkıda bulunuyor.

Ağladıktan sonra daha rahatlamış hissederiz. Dinginleştirici etkisiyle çocukların uykusunu kolaylaştırdığı 2015’teki bir çalışmada ortaya konmuştur.Sosyal bir davranış olan ağlamanın iş yerindeki destek ve pozitif etkilere sebep olacağıyla ilgili bir çok görüş var.

Japon Geleneklerinde Ağlamanın Önemi

Japonlar ağlamanın faydalarını fazlasıyla özümsemiş durumdalar. Geleneklerinin birçoğunda bunu görmek mümkün. Bu durumu sert ve fazlasıyla disiplinli yapıda olan Japonların duygularını ifade etmede sıkıntılar yaşamasına ilişkilendiriyorum. Geleneklerine fazlasıyla düşkün olan bu toplumun ilginç ananelerinden ve bunlara dayalı yeni dönem hizmetlerinden bazılarını yakından tanıyalım.

Naki Sumo Ağlayan Bebek Yarışmaları

Tokyo’da yüzyıllardır düzenlenen bu festivalde Sumo güreşçilerinin kucağına verilen bebekler, türlü mimiklerle ağlatılmaya çalışılıyor. Ağlayan bebeklerin şeytanı ve kötü ruhları uzaklaştırdığına inanılıyor. Şans getirdiği düşünülen bu gelenekte sumolar tarafından kucaklanan bebeklerden ilk ağlayan kazanıyor. Ayrıca farklı bir inanışa göre ağlayan bebekler daha çok büyürmüş. Bu inanış, yetişkinlerin bebeklerin ağlamasına daha pozitif bakması için güzel bir yöntem.

bebek-ağlama-yarışmaları

Rui Katsu ve Ikemeso Danshi

Her iki hizmetin de mucidi Hiroki Terai, kendisi 2013 yılında Tokyo’daki ilk ağlama kulübü sahibi bir iş insanı. Rui-katsu’nun Türkçesi, “ağlama aktivitesi” ancak olay toplu ağlama seansları olarak adlandırılabilir. Bu yöntemde amaç, iş stresinden kendini baskılamaya alışmış ve aile içindeki sert görünüşünden ödün vermek istemeyen bireylerin bir araya gelerek dram filmleri, üzücü şarkılar gibi içerikleri samimi ve sıcak bir ortamda izleyerek ağlama yoluyla kendilerini terapi etmeleridir.

ağlama-seansları-ve-rahatlama

Bir öncekinden bir miktar daha tuhaf olan Ikemeso Danshi, rui-katsu temelli ancak kadınlara hitap eden bu yöntemde kahramanlarımız iyi görünen erkekler. Kadınların katalogdan ne tür bir terapi umduklarına bağlı seçecekleri erkekler onlarla üzücü videolar izliyor, ağlamalarına yardımcı oluyor ve gözyaşlarını kibarca siliyorlar.

ikemeso-danshi-erkekleri

Bu terapinin oldukça tuhaf bir özelliği de çalışılan iş ortamında bir grup kadın ile gerçekleşiyor olması. Türkçe çevirisi iyi görünümlü ve ağlayan erkek olan bu yöntemde erkeklerin de ağladığını gösteren ve toplumsal baskıyı yenmek için kullanılan yeni trendlerden.

Çoğu kültürde tabu olan ağlamaya pek pozitif bakılmaması bana oldukça ilginç geliyor. Sağlığımıza oldukça faydalı ve terapi niteliğindeki bu eylemden niçin bu kadar kaçınıyoruz sizce?

KAYNAKLAR: 1, 2, 3, 4