Ahlak, muhtemelen toplumla yaşıt bir terimdir. Nasıl insanlar zamanla diğer insanlardan farklı kültürler oluşturarak farklı toplumlar çeşitlendirdiyse aynı şekilde kendilerine özel ahlak da geliştirmiştirler. Hatta bu ahlak o kadar çeşitlenmiştir ki farklı bakış açılarından bakınca farklı anlaşılmaya başlamıştır. Bugün, dine ve sosyal bilimlere göre ahlak anlayışını inceleyeceğiz.

Dinlerin çoğuna göre ahlak, özgür iradeyle yaratılan insanın “Karanlık Ruha (Şeytana)” kanmaması için Tanrı(lar) tarafından onlara gönderilen kurallar bütünüdür. Hangi konuların kötülük olduğuyla ilgili neredeyse hepsi hemfikirdir: cinayet işlemek, çalmak, Tanrı’nın izni dışında cinsel ilişkide bulunmak, kötü söz söylemek… Genelde dinde, insanın amacı ahlaklı olmaktır, insanlar iyi ya da kötü olarak ayrılmıştır. Bilim için ahlak, zamanla iletişimi gelişen ve sürüleri büyüyen insanların oluşturduğu bir kavramdır ve yaratılışla değil, insanların iletişim kurması ile başlamıştır; her bir insanın fikrini etkilediği gibi, her insanın görüşüyle de değişir. Yani dine göre ahlak insanın taraf seçmesi için oluşturulmuş bir rehberken, bilime göre zaten bir yolda giden insanın arkasında bıraktığı izdir. Ama bu iki tanım birbirine zıt değil sadece aynı yöne doğru giden iki farklı yoldur. Dine de bilime de göre ahlak, insanların bir görüşe yönelmek için kullanılan kurallar bütünüdür. Dine göre yönelinen görüş cennete gitmek iken bilimde ise bu görüş toplumda çoğunlukta olan fikirlerdir.

Ahlak

Ahlak

Ahlak konusu, toplumların bu kadar içinden geldiği için midir, bilinmez, çok tartışılır. Özellikle bilimle ilgili konuların ahlaksızlığı ve etik dışı olması sıkça gündeme gelir. Mesela tıpta, insanlar ayıp kavramını kendi hayatlarının üstünde bile tutabiliyorlar. Bu konuda şunu söyleyebilirim; bilim, doğası gereği “ahlaksızdır”. Ahlak yoksunu anlamında değil, tanımı ahlaklı olmanın ve ahlaksız olmanın tamamını barındıran bir tanım değildir. Tost makinesi de, yangın bombaları da termodinamik ve sıcaklık ilkeleri ile geliştirilir. Tost makinesini geliştiren bilim insan, yangın bombalarını geliştiren insanla aynı teknikleri kullanıyor diye ahlaksız olamaz. O yüzden bilim ya da bilimin herhangi bir dalını ahlaksız ilan etmek saçmalıktan ibaret bir genellemedir. Ayrıca yangın bombalarını geliştiren bilim insanı da yaptığı çalışmadan dolayı ahlaksız değildir, çünkü yaptığı keşif bir gün insanlığın gelişimi için bir adım olabilir ya da o keşfi yaparken amacının ne olduğunu bilemeyiz. Bu konuya iki örnek verilebilir. İlki adına verilen ödüllerle tanınan Nobel. Kendisi dinamitin ve fünye sistemlerinin mucididir. Bulduğu patlayıcı on binlerce insanın ölmesine, binlerce çocuğun yetim kalmasına, onlarca şehrinin yok olmasına vesile olmuştur ama bu icadı yaparkenki amacı tamamen farklıydı. Uğraştığı şey madenlerde kara baruttan zehirlenen madencilerin, barut fabrikalarında sağlıksız şartlarda çalışan işçilerin hayatına bir kolaylık sağlamaktı. Onlarca yıl insanların hayatını için çalışmış, bu uğurda yaptığı deneyler sırasında yaşanan kazalarla arkadaşlarının hatta kardeşinin ölümü görmüş ama gene de yılmamıştı. Ama sonuç hiç de istediği gibi olmamış insanlar yaptığı aleti savaş için kullanmıştı. İkinci örnek ise Yahudiler üzerinde vahşice deneyler yapan Nazi doktorlarıyla ilgili. Deneylerdeki asıl amaç işkence etmekti ve Alman ırkının “üstünlüğünü” kanıtlamaktı ama buldukları şeyler sayesinde bugün genetik bilimi onlarca insanın hayatını kurtarıyor. Şahısların ahlakı vardır, terimlerin değil.

Kaynakça;

1. e Crowd: A Study of the Popular Mind (Gustave Le Bon)

2.