Ahlak, en dar anlamıyla düşündüğümüzde “neyin doğru ya da yanlış olabileceğini ayırt edebilmek” demektir. Aslında o kadar geniş bir kavramdır ki tarih boyunca Immanuel Kant ve Jeremy Bentham gibi ünlü filozofların her biri farklı bir bakış açısıyla ahlakı ve ilkelerini ele almıştır. Peki üzerine bu kadar konuşulan ahlakı biz insanlar nerden öğreniyoruz? Ya da asıl sormamız gereken soru, “öğreniyor muyuz?” Gelin, Yale Üniversitesinin bu soru üzerine yapmış olduğu deneye göz atalım.

Ahlaki Gelişim Ve Bebekler

Ahlaki gelişim; hayatın ilk yıllarında başlayan ve yaşam boyunca devam eden, yaşadığı toplumun değer yargılarını kabullenme ve toplumun iyi ve kötülerini öğrenme sürecidir. Ahlak gelişimini belirleyen temel süreçleri en geniş inceleyen bilim insanı Lowrence Kohlberg’dir. Kohlberg, kendi çalışmalarıyla ahlak gelişimini 3 başlık altında incelemiş ve gelişim aşamalarının evrensel olduğunu savunmuştur. Ancak her bireyin aynı aşamalardan geçmediğini ve kültürler arasında farklılık gösterebileceğini belirtmiştir.

ahlak

Bu durum ele alındığında ahlakla kültürün iç içe olduğu söylenebilir. Kültür ahlaktan ayrıldığında ise evrensel ahlak dediğimiz kavram ortaya çıkar. Buradan yola çıkarak sorulacak soru: “Gerçekten evrensel iyi ve evrensel kötü var mı?” Bilim insanları bu sorunun yanıtını, henüz hiçbir kültüre maruz kalmamış bebeklerin incelenmesinden elde etmişlerdir.

Bebeklerin incelenmesi ise yakın bir zamana kadar neredeyse imkansız olarak görülüyordu çünkü kendi başlarına hiçbir şey yapamıyorlardı. Konuşamazlardı, birine muhtaçlardı ve kendi ahlaki ilkeleri hakkında hiçbir fikirleri yoktu. Yale Üniversitesinde bebek bilişi üzerine çalışan psikolog Dr. Paul Bloom’un “Bebeklerin Ahlaki Yaşamı” adlı kitabında da bahsettiği ve Dr. Karen Wynn ile 0-2 yaş arası bebeklere yapmış oldukları kukla şovuyla evrensel ahlaka ışık tutmaya çalışmışlar.

Deney Süreci Ve Aşamaları

1. Ahlaki Yargılama

İlk olarak 5 aylık bir bebeğin karşısına bir kaplan, diğer ikisi de köpek olan 3 kukla getiriliyor. Köpeklerden biri sarı tişörtlü, diğeri de mavi tişörtlü. Kaplan, içinde oyuncak bulunan kutuyu açmaya çalışıyor fakat açamıyor. Sarı tişörtlü köpek yavrusu geliyor ve kaplana yardım ediyor. Böylece kutuyu açıyorlar.

Sonrasında sahne tekrar ediyor ve kaplan tekrar kutuyu açmaya çalışıyor. Bu sefer mavi tişörtlü köpek, kaplanın kutuyu açmasını engelliyor ve sertçe kapatıyor. 5 aylık bebeğin karşısına bu iki kukla getiriliyor ve ikisi arasında seçim yapması isteniyor. Bebek sarı tişörtlü olanı, yani kaplanın kutuyu açmasına yardım edeni seçiyor.

Bu deneyi uyguladıkları 5-7 ay arası bebeklerin %75′ i aynı sonucu veriyor. Bu da demektir ki bu yaştaki bebekler, iyi ve kötüyü ayırt edebiliyorlar. Peki daha erken yaşta olanlar? Aynı deneyi 3 aylık bebekler üzerinde de denemişler ve sarı tişörtlü olan köpeğe, mavi tişörtlü olandan daha uzun süre bakmışlar. Bu da demektir ki bebekler bakışlarıyla da seçimlerini gerçekleştirebiliyorlar.

ahlaki

2. Cezalandırma

Bu deneyde ise biri kaplan, diğer ikisi tavşan (biri yeşil diğeri kırmızı) 3 kukla getiriliyor. Kaplan oynadığı topu kırmızı tavşana atıyor. Kırmızı tavşan da ona geri atıyor ve güzelce oynuyorlar. Daha sonra kaplan topu yeşil tavşana attığında, yeşil tavşan alıp kaçıyor.

Başka bir sahnede ise topu çalan yeşil tavşan, oyuncak kutusunu açmaya çalışıyor. Bu sefer iki farklı kukla (biri mavi, öbürü sarı tişörtlü köpek) dahil oluyor ve sarı tişörtlü olan kutuyu açmasına yardım ediyor. Mavi tişörtlü olan ise kapağı açmasını engelliyor. Deney bitiminde bebeğe sorulduğunda, mavi tişörtlü olanı, yani engelleyen kuklayı seçiyor. Bebeklerin %81′ i engelleyen kuklayı seçiyorlar. Bu şekilde bebekler kuklayı cezalandırıyorlar.

3. Kötü Davranış Temeli: Bencillik Ve Bağnazlık

Ahlaki İlkelerimiz Doğuştan Mı Gelir? 1

Bebeklerin bu aşamaya kadar sadece iyiyi tanımlamaları gözlemlendi. Peki kötü davranışlar nasıl ve ne şekilde var oluyor? Bu deneyde, bu soru üzerinden yola çıkarak bebeklere iki seçenek sunuluyor: kraker ve kahvaltılık gevrek. Daha sonra, biri gri öbürü turuncu kedi olan iki kukla getiriliyor ve bebeğin seçimine göre seçim yapıyor. Örneğin; ilk olarak turuncu kedi bebekle aynı seçimi yapıyor. Öbürü ise bebekten farklı bir seçim yapıyor. Deney bitiminde bebek kendisiyle aynı seçimi yapan kuklayı seçiyor.  

Bu durumda bebekler kendine benzer olanı seçiyorlar ama diğerine karşı negatif duygu oluşturuyorlar mı? Wynn ve Bloom bu durumu farklı bir sahneyle araştırıyorlar. Bebekten farklı seçim yapan gri kedi bu sefer oyuncak kutusunu açmaya çalışıyor. Biri sarı diğeri mavi tişörtlü olan iki kediden ilki, kutuyu açmasına yardım ederken, diğeri engelliyor. Deney bitiminde bebeklerin %87’si, kutuyu açmasını engelleyen kuklayı seçiyorlar. Bu şekilde bebeklerin, kendinden olmayana kötü muamele gösterdiklerini keşfediyorlar.

4. Olgunlaşan Ahlak

Bu son deney ise olgunlaşmayla birlikte ahlak anlayışının nasıl değiştiğini gösteriyor. Bu sefer bebekler değil, yaş grubu farklı çocuklar deneye dahil oluyor. İlk aşamada 6-7 yaş aralığındaki çocukların, farklı dağılımlarda mavi ve yeşil gruplardan jeton seçmesi isteniyor. Eğer yeşil gruptan alırsa diğer çocuğa kalmayacağı, maviden alırsa diğer çocuğa kalacağını söyleniyor. Buna göre çocuklar yeşil gruptan jeton alıyor.

Yaş biraz daha ilerlediğinde seçimler değişiyor ve bu sefer hem kendisinin hem diğer çocuğun almasına izin veriyor. 9-10 yaş aralığında ise çocuklar, diğer çocuğa fazla düşecek şekilde seçimlerini gerçekleştiriyor. Bu durumda yaş ilerledikçe cömertleşiyorlar.

Peki Biz Şimdi Neyiz?

Dr. Bloom’a göre doğru ve yanlış anlayışımız, adalet anlayışımız biyolojik temellere sahip. İlk deneyde olduğu gibi iyi ve kötüyü daha 3 aylıkken bile ayırt edebiliyoruz. Ya da kendi cezalandırma yöntemimizle daha bebekken adaleti kurabiliyoruz. Kötülük nerden geliyor dersek, Bloom’a göre karanlık tarafımız hep var ve bu bir öğreti değil. Karanlık tarafımızı nasıl törpülediğimiz ise yapılan son deneyle ortaya çıkıyor: “Eğitiliyoruz.” Fakat içgüdüsel olarak hala bu duygulara sahibiz. Hala içimizde bir yerde ve yaşamımız boyunca da mücadele ediyoruz. Mücadelemize yenik düşmememiz dileğiyle…

Bizler iki ayağı üzerine doğrulmuş maymunlarız, gökten inmiş melekler değil”

Paul Bloom “Bebeklerin Ahlaki Yaşamı”

Kaynakça: 1, 2

Editör: Sena Baki