Psikolojinin matematiğinde bir formül var: Uyaran, organizmada tepkiye yol açar. Bu tepkiler aynı uyaranın tekrarıyla azalıyorsa alışma gerçekleşmiş demektir. Duyarlılaşmadan ise belli bir uyarana maruz kalmanın ardından, aynı uyarana ya da diğer uyaranlara daha fazla tepki verilmeye başlanması halinde bahsedilebilir. Alışma genellikle daha düşük şiddetteki uyaranlar tarafından ortaya çıkarılmakta ve yalnızca aynı türden uyaranlara karşı gelişmekteyken; duyarlılaşma yüksek şiddetteki uyaranlarda karşımıza çıkmakta ve başka türden uyaranlara da yayılmaktadır.

Alışma için kitap okurken dışarıda başlayan iş makinelerinin sesini bir süre sonra duymamaya başlamamız, duyarlılaşma için ise şiddetli bir patlamanın ardından diğer seslerden de irkilmemiz bu iki kavram için en sık verilen ve yaşamın içinden örneklerden.

alışma

Peki ya, bunları bilmek ne işimize yarar? Buradan ne elde edebiliriz? Biraz bu iki terim üzerinden dünyaya bakmaya çalışalım, bakalım neler göreceğiz.

Alışma ve Duyarlılaşma Gözlüklerimizi Takıyoruz

Şöyle bir en yakınımızdan başlayalım. Kalbimiz sürekli, sürekli, sürekli çalışıyor. Kan pompalıyor, aslında dinlemeyi başarırsak kalp atışlarımızı duyabiliriz; tıpkı iş makinesi gibi… Duymuyoruz, çünkü yapacak işlerimiz var, tıpkı kitap okumak gibi… Hala yaşadığımıza ve bu satırları okuyabildiğimize göre nefes de alıyor olmalıyız. Burnumuz havaya karşı tepkisiz kalmıyor ve ciğerlerimizi aç bırakmıyor. Bize kalsa unutmuştuk. Evet evet,1 dakika içinde bile.

Hatırlamalarımız kadar unutmalarımız da hızlandı. Nihayetinde hız çağındayız değil mi? Buradan söz açılmışken sorular da ardı ardına geliyor. Sosyal medyada, televizyonda, her nerede gördüysek orada gördüklerimiz ne kadar bizim derdimiz oluyor? Daha da özelinde felaketin ardına düşen eğlence videosuna hangi hızda dalabiliyoruz? Aldığımız felaket haberi bir sinyal olabilir mi? Beynimizden vurulmuşa dönebiliyor muyuz? Birden depreme maruz kalsak ne yapardık? İzlemeye devam eder miydik? Hiçbiri bizde deprem etkisi yaratmıyor mu? Alışıyor muyuz duyarlılaşıyor muyuz? Aynı haberleri sürekli duyduğumuza göre…

Alışma Ve Duyarlılaşmadan Ne Çıkar? 1
Tehlikelere karşı yalnızca kendi şemsiyemizi mi açacağız?

Zulüm, şiddet, işkence, kazalar, kavgalar ve uzakta eriyen buzullar. Buzullar yavaş eriyor diye mi alışıyoruz, birden eriyiverse ve kalsak suyun altında, o zaman mı çırpınacağız? Yoksa uzaktalar diye mi oluyor bunlar? Depodaki mallarımız bozulmaya başlasa aynı mı kalır duyarlılığımız? Sanki depodaki mallar emanet de sahibi hemencecik gelivermeyecek, şimdi sormayacak hesabını diye rehavete kapılmış gibiyiz. Ama bir gün soracak, zaman bizi yanıltmasın. Hem emanetse bu, ihanet bize vazife değil, ancak leke olabilir. Zira emanet olan kendi malımızdan önce gelir.

Alışma Ve Duyarlılaşmadan Ne Çıkar? 2

Acaba diyorum, çığırtmaçlar sussa ve bir gün aniden söylese uyuyanları uyandırabilecek bir uyanık, tüm zamanın birikmişliğinin şiddetinde, duyarlılaşabilir miyiz? Uyuyanlar uyanınca derin uykularından, dünya barışın hakimiyetine girecek. Ve bir gün mutlaka öleceğiz! Barış içinde, barış bizim içimizde. Alışmak, aynı uyarana sürekli maruz kalmak sonucunda ortaya çıkarken, duyarlılaşmak…

Kaynak: Öğrenmenin Bilimsel Temelleri- Prof. Dr. Tevfik Alıcı

Editör: Sena Bakı