Nesnelerle, kişilerle, duygusal ilişki içinde olduğumuz kimselerle kurduğumuz farklı iletişim biçimleri vardır. Bu iletişimin getirdiği bir bağlanma biçimi de elbet olacaktır. Bugün ilişkilerimizde karşımızdakine bağlanış biçimimiz, bebeklik zamanımızda anne-babaya nasıl bağlandığımızla oldukça alakalı aslında. Ainsworth’ün tanımladığı bu üç bağlanma biçimi nedir peki? Geçmişimiz şimdiyi nasıl etkiliyor?

bağlılık

Güvenli, Kaygılı, Kaçıngan Bağlanma

Bebeklik ve çocukluk döneminde, ebeveynlerimizin bize gösterdiği ilgi ve ihtiyaçlarımızla ilgilenme biçimi bu ayrımı oluşturuyor aslında. Bu dönemde ihtiyaçlarımız dengeli bir şekilde giderilmişse, buna dair bir güven, yakınlık kurulmuşsa güvenli bağlanmadan söz edebiliriz. Bu kişiler ileride de güvene dayalı sağlıklı ilişkiler kurabilecektir. Kaçıngan bağlanmada ise ebeveynler soğuk, ilgisiz ve tepkisizdir ve çocuğun bağlanma biçimi de buna göre gelişir. Bu durum, kişinin ileriki yaşamında duygusal yatırım yapmasını, yakın ilişki kurmasını, ilişkide sorumluluk almasını, zorlaştırıp duyguların bastırmasına sebep olur. Kaygılı bağlanmada ise, ilgi ve bakımın verilmesi esnasında tutarsızlık yaşanmıştır, kişi de bu ihtiyaçların giderilmesi için uğraşan taraf olmuştur. Yetişkinlik hayatında da bu durum kendini aşırı kaygı, muhtaçlık hissi, güvensizlik olarak gösterir ve kişi duygusal olarak nispeten dengesiz bir haldedir. Anlattıklarımı pekiştirmek için odadan çıkan ebeveyn örneğini kullanmak istiyorum. Anne odadan bir sebepten dolayı ayrıldığından güvenli bağlanan çocuk huzursuz olur ama onun döneceğine dair güveni vardır, dönünce de sevinç hisseder. Kaçıngan bağlanan ise, annenin odadan çıkmasından etkilenmez ve o döndüğünde onu görmezden gelip cezalandırma yoluna gider. Ve kaygılı bağlanan çocuk ise anne odadan ayrıldığında aşırı huzursuzluk yaşayıp, annenin dönmesi onun stres seviyesini kolayca düşürmez yani bu durumdan çok yoğun etkilenir.

anne çocuk
mother child relation

Bu Özelliklerin Etkisi Nedir ve Değişebilirler Mi?

Bahsettiğim aile temeli ve üzerimizde oluşturduğu etkiler elbette ki oldukça önemlidir. Ortaya çıkan bu karakter biçimi yakın ilişkilerimizde, eş seçimimizde, hayatın getirdiklerini karşılayışımızda bile kendini gösterir. Ve eğer kaygılı ya da kaçıngan bağlananlardansanız, bu elbette kaderiniz değil. 🙂 Zor da olsa, farkındalıklarla, bilinçlenmeyle, öz saygı kazanmakla veya uzman bir psikolog yardımıyla doğru bağlanma biçimini yakalayıp şemayı değiştirebilirsiniz. Acıyı, kıskançlığı, karamsarlığı yoğun yaşayan ve bunun sancısını çeken birey ile bu olumsuzlukları bastıran hatta başkasına yükleyen, adeta kendini uyuşturan insan arasında derin uçurum vardır. Aradaki denge noktası da doğru yöntemlerle ve uzmanla bulunabilir. Umarım yazım sizlerde ufuk açabilmiştir ve kendinizi keşfetmenize yardımcı olabilmiştir, mutlu günler! 🙂

Bonus: Karışık Bağlanma

Belli bir bağlanma türüne sahip olmayan, ebeveynlerinden yana hem korku hem sakinlik yaşayan çocuklarda ise bu tür ortaya çıkar. Çocuk karışık, tutarsız tepkiler verebilir. İlişkilerinde karışık bir şekilde hem direnç hem kaçınma davranışları gösterebilir.

Kaynakça:

https://www.dbe.com.tr/Yetiskinveaile/tr/news/baglanma-stili-nedir-ve-neden-onemlidir/

http://www.dengeyasam.com/aile-cift-terapisi/baglanma-stilleri/

http://cocuklaringelisimi.com/2014/01/11/baglanma-turler/