Hala bulutlara bakıp onları bir şeye benzetiyor musunuz? Tabii ki de evet diyebildiğinizi duyar gibiyim. Pareidolia olarak adlandırılan bu benzetme olayının temelinde sadece bulutlar söz konusu değil. Gökyüzüne bakarken bulutların normal seyrinde bulunmasına karşın insanoğlunun farklı bakış açısı bulut şekillerini beyinde yer etmiş biçimlere benzetiyor. Eminim bununla ilgili birçok deneyimimiz vardır.

Birçok nesneyi beynimize işlenmiş canlı ve cansız şekillere benzetmekteyiz. Bu şekiller içerisinde yüzler görüyor olmamızı bilim anlamlandırmıştır. Bilimde buna pareidolia denmektedir. Bilimsel bir tanım yapacak olursak pareidolia, kişinin karşılaştığı bir duyumu, bildiği bir nesne, örüntü ya da anlam olarak yanlış algılamasıdır. Kısaca, bir nesneye görüntüsünün verdiği çağrışımdan dolayı, hatalı anlam yükleme durumudur.

pareidolia

Pareidolia’nın anlamını genel bir taslak halinde bu şekilde açıklayabiliriz. Ancak pareidolia sadece görme yetisinin getirdiği hatalı anlam yükleme durumu olarak açıklanmaz. Daha çok nesnelerde yüzler görme sanrısı olarak bilinen pareidoliai aynı zamanda seslere de yanlış anlamlandırma yapılması ile tanımlanabilir. Pareidolia, Apofeni’nin bir türü olarak açıklanır. Apofeni, ilgisiz ve rastgele şeyler ( nesneler ve fikirler gibi) arasında bir bağlantı veya anlamlı bir kalp algılama eğilimi olarak izah edilir. Aslında anlamsız şekillere anlamlı bir bakış atmanın sonucu diyebiliriz. 

pareidolia

Pareidolia’nın Evrimimizle Bir İlgisi Var Mı?

Hayal gücümüzün düzeyine bağlı olarak da benzetme olayımızı abartabileceğimiz sanrılar görürüz. Aslında bu şekiller tamamıyla tesadüfi bir biçimde oluşmuş görüntülerin beynimizin yapboz yapıyormuşcasına anlamlandırması olayından başka bir şey değildir. Pareidolia her ne kadar duyma ve görme duyularımızla ilişkilendirilse de genellikle nesnelerde insan yüzünü görme eğilimi olarak öne sürülür. İnsanoğlunun birbirini tanıma sürecinde yüz kadar önemli bir unsur bulunmamaktadır. Yüz tanıma ve anlayabilme gelişimi insanoğlunun var olma sürecinden beri devam etmesi bu konuda uzmanlaşmamıza yol açmıştır. Beynimiz, örüntü tanıma becerisinde oldukça başarılı bulunurken aynı zamanda insan yüzlerini en ince ayrıntılarına değin algılayabilen bir yetisi de vardır. İnsanların evrim süreci de bu yetilerini en üst düzeye taşımada yardımcı olmuştur. Kendilerine benzeyen tanıdık yüz simaları insanların hayatta kalma devamlılığı için önemliydi. Vahşi yaşam sırasında yüzleri ayırt edebilmek, kendi topluluklarından olmayanlardan korunmak için mühim bir seçimdi. Duygularını yüzüne çabucak yansıtan bir varlık olarak kendimizi açığa vurmakta üstümüze olmayıp yüzdeki değişimleri algılama yeteneğimiz, insan yüzlerine odaklanmayı ve anlayabilmeyi evrimleştirmiştir.

pareidolia

Nesnelerde yüzler görmemiz tesadüf ile beraber gerçekleşen bir olasıdır. Birçok örneği olması bunun size tesadüf olamayacağına inandırmasın. Beynimiz böyle durumlarda ayrıntılara değil kaba taslak bir görüntüye odaklanır. Bir görüntüyü yüze benzetmemiz için farklı geometrik şekillerde bile olabilecek iki göz bir burun bir ağız yeterli olabilmektedir. Hatta bazen burun bile gerekmeyebiliyor. Aslında detaylara ne kadar önem verdiğini ispatlamış bir beyin için çok basit hata diyebiliriz. Basit ve dikkat edilmesi gerekmeyen bir göz yanılsaması olarak değerlendiriliyor. Nesnelerde yüzler görme durumumuz her ne kadar eğlenceli dursa da üzerinde yoğunlaşılmaması gerekmektedir. Bunu sıklıkla yapmamız eğlencenin tadını kaçırmamıza neden olabilecek bir pareidolia sendromu haline gelebilir.

Kaynakça: 1, 2, 3, 4

Editör: Minem Kesen