Beyin bir bilgisayar gibidir benzetmesi

Beyin Bir Bilgisayar Değildir 1

Önceki yazımızda kısaca beyinin ham maddelerinden bahsetmiştik. Bugün de beyinin işleyişi hakkında biraz konuşalım. Halk arasında beyni bilgisayara benzetmek oldukça popüler bir yöntemdir. Her ne kadar başlangıçta bu benzetme işimize yarasa da bir süre sonra yetersiz kalacaktır.

Öncelikle temelde beynimizde tıpkı bilgisayar gibi elektrikle çalışır ve bir bilgisayar gibi de çok ince kablolarla birbirine bağlı sistemler vardır. Hatta benzer şekilde hafızamızda vardır. Her ne kadar bunlar göz önünde bulundurulduğunda kendimizi bu benzetmeden alı koyamasak da bilgisayarla beyini karşılaştırdığımızda bunların işleyişi oldukça farklı olduğunu görüyoruz.(Bu farklılığa tekrar döneceğiz!)

Beyin vücudumuzdaki enerjinin beşte birini tek başına kullanarak boyutuna oranla en çok enerji tüketen organımızdır. Bu organ ayrıca hayal kuran, bazen rasyonel bazen duygusal düşünebilen, bir problemi parçalarına ayırıp çözebildiği kadar tüm resmi ve örüntüyü de görebilen, bir gelecek planı ve öngörüsü olan ve daha birçok insansı özelliğe sahip bir organ daha doğrusu insanın ta kendisidir. Bu yüzden beyini ürettiği bir makineyle kıyaslamak elbette yeteriz kalacaktır. Lafı daha fazla uzatmadan işin eğlenceli kısmına girelim.

Beyni asıl çalıştıran nedir?

Beyini çalıştıran şey ne elektrik ne oksijen ne de nörotransmitter (beyindeki iki nöron arası boşluğu doldurup -ki bu işleme sinaps denir- iletişimi sağlayan hormonların genel adı) maddelerdir. Beyni çalıştıran şey, henüz ne  olduğunu bilmediğimiz “Yaşam Enerjisi”dir.

Beyin Bir Bilgisayar Değildir 2

Beynimizi bir kuantum bilgisayarına benzetmek aslında daha doğru bir yaklaşım olabilir.

Beynimizin değişimi üzerine

Ayrıca beyinimizin bir bilgisayar gibi sabit donanımları yoktur. Beynimiz her an değişen ve gelişen bir yapıya sahiptir. Bu değişime bilim insanları “beynin plastisitesi” derler. Yani bir zamanlar lisede öğrendiğimizi gibi ömrümüzün sonuna dek aynı nöronlarla yaşamayız. Mesela insan bebekleri diğer memeli canlılara göre neden bu kadar muhtaç doğarlar? Cevabı oldukça basit aslında: İnsan memeli hayvanlar arasında en büyük beyne sahiptir ve bu beyin büyüklüğünden dolayı ana rahminden normal doğumla çıkamayacağı için beyin tam gelişmeden çocuklar doğar.

Bu gelişim çocuğun ergenliğine kadar ilerler ve sonra beyin yıkıma başlar. Bu yıkım yanlış anlaşılmasın bu bir salaklaşma ya da zeka gerilemesi değildir. O yaşa kadar beyin ihtiyacı olan olmayan her şeyde hızlı bir büyümeye girer fakat ergenlik çağında o büyüme durur ve bundan sonra kişi beynini hangi alanını kullanırsa o kısımlar hayatta kalırlar. Bu yüzdendir ki yetişkin bir insanın asla almayacağı bir riske bir ergen gözü kapalı bir şekilde dalabilir. Çünkü o yaşlarda beyinin yapısı tam oturmamıştır ve insan neyi yapıp neyi yapamayacağını hala tam kavrayamamıştır. SOSYAL MESAJ: Bu yüzden ailelerin ergenlik çağındaki çocuklarına karşı daha anlayışlı olmaları tavsiyemdir. Çünkü bu yaştaki bir gencin beynindeki en büyük gelişme ve benlik oluşumu bu çılgınlıklar sayesinde kazanılır. Elbette bir delikanlı babasıyla tartışacak ve ona horozlanacaktır bu ergenliğin en doğal sonucudur.

Beyin bir adaptasyon ve hayatta kalma organıdır

Yukarıdaki paragraftan da anlayacağımız üzere beyin bir adaptasyon organıdır. Bu yüzden ergenlikte ki tüm bu çılgınlıkların sebebi; beyin yapısı tam oturmamış bir gencin adaptasyon sürecidir denebilir. Beyin bizi hayatta tutmak için vardır ve bu işi evrende en iyi şekilde yapan cihazda o dur.

Zorlu matematik problemlerini çözmekten tutun uzaya uydu göndermeye kadar yaptığımız işlerin çoğu aslında beynimizin bizi hayatta tutmak için yaptığı bir dizi yan ve alt düzeyde çözümlerdir. Beynimiz henüz bilim adamlarının farkında bile olmadığı bazı yaşamsal sorunlara kestirme çözümleri ustalıkla bulmak ve hayata geçirmekle görevlidir.

Sonsöz

Bilgisayar, ona verdiğiniz verilerden yola çıkarak felsefe yapmaz, geceleri düşüncelere dalıp uykusunu kaçırmaz, (zira uyumaz da!) verileri alırken kafasına göre değişiklikler yapmaz, sanrılar deneyimlemez, göz yanılmalarına düşmez. O mekanik bir bilgi işleme cihazıdır ve bu amaçla yapıldığı için amacına uygun çalışır.

Peki beynimiz neden böyle şeyler üretir? Bir sonraki yazımızda buna değindik…

Bir önceki yazıma buradan ulaşabilirsiniz