Beyin, vücudun tüm işlevlerini kontrol etmesine rağmen hakkında en az bilgi sahibi olunan organdır. Yaklaşık olarak 100 milyar sinir hücresi içeren insan beyni, oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Beş duyumuzla bilgiyi alır. Mesajları bizim için anlamı olacak şekilde bir araya getirir ve bu bilgiyi hafızamızda saklayabilir. Beyin düşüncelerimizi, konuşmamızı, hafızayı, kolların ve bacakların hareketini ve vücudumuzdaki birçok organın işlevini kontrol eder. 

Kafatası içinde korunan beyin; serebrum, beyincik ve beyin sapından oluşur. Serebrum, beynin en büyük kısmıdır. Konuşma, akıl yürütme, öğrenme, görme ve işitme gibi görevleri vardır. Serebrumun altında bulunan beyincik, kas hareketlerini koordine etmek ve dengeyi sağlamaktan sorumludur. Beyin sapı ise nefes alma, uyanma, hapşırma, sindirim, kusma ve yutma gibi birçok otomatik işlevi yerine getirir.

Beynin Öğrenme Mekanizması 1

Öğrenme Nasıl Olur?

Bir nöron ağı aracılığıyla duyusal bilgi, nöral yol boyunca sinapslarla iletilir ve geçici olarak kısa süreli bellekte saklanır. Kısa süreli bellekte işlendikten sonra bu anılar, yaşadığımız her şeyin deposu olan ve mevcut anılarla karşılaştırma sağlayan uzun süreli hafızaya taşınır. Bu süreç anlık gerçekleşir ve her zaman mükemmel değildir. Bu durum, anılarımızın çoğunun eksik ya da yanlış bölümler içermesine neden olur.  

öğrenme

Kaliforniya’da yapılan deneylerde yeni bir görev öğrenen farelerin beyin hareketlerini gözlemlediler. İki nöronun sık etkileşime girdiğinde daha kolay ve doğru bir şekilde iletime izin veren bir bağ oluşturdukları keşfedildi. Tam tersi durumda, iki nöron nadiren etkileşime girdiğinde, iletim genellikle eksikti, hafıza ise ya hatalı oluştu ya da hiç oluşmadı.

Örnek olarak işe veya okula gidişinizi düşünebilirsiniz. Nasıl gideceğiniz konusunda gerçekten bilinçli düşünmenize gerek yoktur çünkü birçok kez tekrarladığınız bir durumdur. Bu hafızayı kontrol eden nöronlar, çok sık iletişim kuruyorlardır. Peki bilmediğiniz bir yere gitme durumunda ne oluyor? Bu yolculuk için beyniniz daha fazla çalışmak durumunda kalır. Yol tarifi almanız, işaretlere ve tabelalara dikkat etmeniz gerekir. Yeni hedefe gitmeye katılan nöronlar, sık etkileşime girmediği için eksik veya verimsiz bir iletişim kurarlar. Beyinde yeni bağlantılar kurmayı gerektiren durum, daha fazla bilinçli çaba ve dikkatle sonuçlanır.

Yeni bir şey öğrenirken hafıza, sık tekrarlarla güçlendirilir. Ne kadar pratik yaparsak beynin bu deneyimleri iletmesi ve daha sonra erişim için saklaması kolay olur. Bu süreç akıcılık olarak tanımlanır.

Beynin Öğrenme Mekanizması 2

Beyin, yeni veya olağan dışı deneyim için özel bir dikkat gösterecek şekilde programlanmıştır. Bunu, duyulardan gelen yeni bilgiler ile beynimizin uzun süreli belleğinde saklanan mevcut bilgiler arasında karşılaştırmayla yapar. Bir eşleşme bulduğunda, yeni hafızayı gereksiz bularak hızla ortadan kaldırır. Eğer yeni bilgi, bellekte depolanmış olanla çelişirse beyin bu tutarsızlığı ortadan kaldırmak için ekstra çalışır. Yeni bilginin kullanışlı olduğunu kanıtlarsa kalıcı bellek haline getirir. Fakat kullanışlı değilse ya da kaynağına güvenmiyorsak, sahip olduğumuz bilgilere bağlı kalmayı tercih ederek onu unutur veya tamamen reddederiz.

Öğrenmenin Duygusal Bir Temeli Vardır

Sinirbilimciler, duyguların öğrenme için bir temel olduğunu düşünmektedir. Bu düşüncenin ilk savunucularından biri olan Platon, 2000 yıldan daha uzun bir süre önce “Tüm öğrenmenin duygusal bir temeli var.” demiştir. 

Hafızanın farklı yönleri farklı duygusal bağlamlarda aktive edilir ve duygu ile kavrama arasında bağlantılar vardır. Korku, öfke, mutluluk ve aşk gibi duygusal bir durumu deneyimlemek, hafızanın güçlenmesinde önemli etkiye sahiptir. Anıları hatırlarken duygusal bir tepki yaşamış olan kişilerin olayı hatırlama olasılığı daha yüksektir.

Uykuda Öğrenmek Mümkün Mü?

Beynin Öğrenme Mekanizması 3

Uykunun hafıza ve öğrenmeye olan yararını gösteren ilk çalışma 1914 yılında Alman psikolog Rosa Heine tarafından yayınlandı. Uykudan önce yeni şeyler öğrenmenin, gün içindeki öğrenmeye kıyasla daha fazla hatırlanmaya yardımcı olduğunu keşfedildi. Uyku esnasında beyin, günün deneyimlerini tekrarlar ve onları hipokampusten beyindeki bölgelere taşıyarak sabitler.

Birçok çalışma, “şartlanma” adı verilen temel bir öğrenme biçiminin uyku sırasında oluşabileceğini göstermektedir. Nature Neuroscience dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre, insanlar uyku sırasında sesleri kokularla ilişkilendirebiliyorlar. Bilim insanları, uyuyan bir kişiye müzik eşliğinde bozulmuş bir balık koklattılar. Bu kişinin uyandığında, aynı müziği duyduktan sonra kötü bir koku beklentisiyle nefesini tuttuğu gözlemlendi. Başka bir çalışmada ise sigara içen birinin uykudayken çürük yumurtayla eşleştirilmiş sigara kokusuna maruz kalmasından sonra daha az sigara içmeye başladığı gözlemlendi. Bu şartlanma durumu, uyanıklık durumunda yapılsaydı pek işe yaramazdı. Her gün, bir çöp kutusunun yanında sigara içiyor olsanız bile ikisi arasında bir bağlantı kurmazsınız. Bu da demek oluyor ki uyanıkken beyni kandırmak zordur. Fakat uykudayken beyin, o kadar akıllı değildir ve kolaylıkla manipüle edilebilir.

Kaynakça: 1, 2, 3

Editör: Sena Bakı