Her marka temelde bir amaca yönelir. İsmini de kimi zaman amacından kimi zaman ise dönemin yaşantı şeklinden esinlenerek alır. Tıpkı Amazon ve Pepsi gibi. Sözgelimi Pepsi, 2.Dünya Savaşı zamanında üretime başlanmış bir içecek markasıdır. Böyle zorlu bir dönemde yükselmesi ve ülke ekonomisine katkı sağladığı için vatansever marka olarak ilan edildi. Bu da kısa zamanda tanınmasına ve pazarda önemli bir yer almasında rol aldı. Pepsi için dönemin dezavantajlarını avantaja çevirdi diyebiliriz.

Amazon gibi markalar ise kuruluşunda belli bir amaç çerçevesinde şekillenir ve ona göre pazara girer. Peki Amazon’un bu yola çıkarken temel amacı neydi? Kelime anlamı ”dünyanın en büyük nehri” olan bu markanın başlangıçta neyi hedeflediği de apaçık ortadadır. Öyle ki alfabenin ilk harfi olduğu için şirket isminin ‘A’ harfi ile başlamasını istemiş ve arama motorunda kolay bulunmasını sağlamıştır.

Bilinen Markaların Bilinmeyen Hikayeleri 1

Kadın-erkek eşittir, tüm haklar eşit oranda sağlanmaktadır gibi cümleleri her yerde sürekli olarak duyarız. Peki bu ne kadar doğru? Kullandığımız ya da adına aşina olduğumuz birçok marka cinsiyet ayrımı ile pazarlarını belirlemiştir. Beymen gibi büyük bir markayı düşünecek olursak; ‘bey’ ve ‘men’ hecelerinden oluşur. İlk hecesi Türkçede ‘erkek’, ikinci hecesi ise İngilizcede ‘erkek’ anlamına gelmektedir. Kısacası ilk imalatları erkek giyim üzerine olmuştur. Kadına ne anlamında ne de ürünlerinde yer vermemiştir. H&M’ in Beymen’den tek farkı bu ayrımı kadınlar için yapmasıdır. Şöyle ki ismini kendi mankenlerinden biri olan Hernes’ten alan bu marka başlangıçta ‘hers’ yani ‘kadınlar için’ ismini kullanmıştır. Daha sonra erkek giyim içinde üretim yaparak isminin yanına ‘men’ kelimesini de ekleyip pazar alanını genişletmiş, adını ise H&M olarak duyurmuştur.

Her iki markaya objektif bir açıdan bakacak olursak cinsel ayrım söz konusu, bu bir gerçek. Ancak markalar kuruluşlarını belli bir amaca ve kesime dayandırmalıdır. Yoksa uzun ömürlü olması beklenemez. Peki her iki cinsiyet için de üretim yapamaz mıydı? Elbet yapabilirdi ama mağazaya girdiğinizde sadece size özel olan ürünleri görmeyi her müşteri gibi sizlerde tercih edebilirsiniz. Tüm sahalara yönelmektense belli bir sahaya yönelik çalışan markalar her zaman daha başarılı olmuştur. Bu tür markalar ”Neden tek bir cinse yönelik üretim yapıyorsunuz?” sorusuna ise ”Birden çok amacın olabilir ancak tek bir hedefin olsun” cevabını vererek cinsel ayrım yapmadıklarını da açıkça belirtirler.

Hedef kesim; cinsiyet, yaş, ekonomik durum vs. olarak çeşitlilik gösterebilir. Abbate ve Volkswagen’i karşılaştıracak olursak Abbate İtalyanca kökenli bir sözcük olup ”zirvedeki adam’ anlamına gelmektedir. Volkswagen ise Abbate’nin tam tersi ”halkın arabası” anlamına gelip, halka hitap eden bir marka olarak bilinmektedir.

Millet olarak şöyle bir algının esiri durumundayız; pahalı ve yabancı ise o marka kalitelidir. Doğruluğu tartışılır ancak bu da pazarı iyi tanıyan üreticiler için bir avantajdır. DYO’yu çoğumuz bilir, kendisi bir boya üreticisidir. Açılımı ”Durmuş Yaşar ve Oğulları Boya ve Vernik Fabrikaları A.Ş.” olan bu marka çoğu alıcı tarafında yabancı bir marka olarak bilinir. Elbette bu durum markanın karlılık oranını arttırmaktadır. Ramsey’de tıpkı DYO gibi bu durumdan faydalanan markalar arasında yer almaktadır. Adını kurucusu Remzi Gür’den alan bu marka da tahmin edildiği üzere hedeflediği karlılık oranına ulaşmıştır.

Hikayesini bilmediğimiz ve kullanmaya devam ettiğimiz, belki de hikayesini duyunca kullanmayı bırakacağımız birçok markanın hikayesini duymaktan, geçmişlerini dinlemekten kaçmaya devam ediyoruz, tıpkı insanlar gibi…