Vampir Günlükleri’nin Stefan’ı, Damon’u ya da Alacakaranlık serisinin Bella’sı, Edward’ı olmasalar da bu hastalar da vampir olarak anılıyor.

Porfiria Hastalığı

Bir Acayip Vampirlik Meselesi: Porfiria Hastalığı 1

Bütün vampir hikayeleri öyle birdenbire çıkmadı tabii, her şey bu hastalığın ortaya çıkmasıyla başladı.

Porfiria nadir bulunan ve dişlerde kararma yapan, tende kanlı kızarmalara yol açan bir hastalıktır. Akli dengeyi yitirmeye yol açabilen hastalık Dracula ismiyle de bilinir. Vampir olmanın bütün özellikleri bu hastalığa sahip insanlarda bulunur. Kesin ispatı bulunmasa da bulaşıcı olmayan ancak genetik mirasla kalan bir hastalıktır. 

Porfiria, bazı enzimlerin, hatalı veya eksik salgılanması sonucu gelişen bir hastalıktır. Porfirinlerin biriktiği yere göre akut porfiria veya eritropoetik porfiria olarak iki ana gruba ayrılır:

Akut porfiria, hastalığın özellikle sinir sistemi üzerine etki eden türüdür. Karın ağrısı, bulantı-kusma, akut nöropati, kas zayıflığı, nöbet geçirme, halüsinasyon, depresyon, anksiyete ve paranoya gibi sinirsel bozukluklara neden olur.

Eritropoetik porfiria ise özellikle deriyi etkiler ve ışık duyarlılığına sebep olur. Bunun yanında ciltte ve diş etlerinde su dolu kabarcıklar, nekroz ve kaşıntıya da yol açar. Özellikle Eritropoetik porfiriada, yaygın olarak görülen Hemolitik anemi, hastalarda kan içme isteği uyanmasına sebep olur.

Bir Acayip Vampirlik Meselesi: Porfiria Hastalığı 2

Porfiria’da gün ışığına olan aşırı bir duyarlılık söz konusudur. En ufak bir maruziyet bile vücutta deri çatlamaları, burnun ya da parmakların düşmesi(evet evet basbaya kopuyorlar), dudakların aşırı gerilmesi ve diş etlerinin çekilmesi sonucu dişlerin aşırı sivri görünmesi gibi semptomlara neden olur. Daha da ilginç olan, sarımsağın semptomları ağırlaştırmasıdır. Yani hastalar sarımsak yiyemezler(Sarımsak giren eve vampir giremez). Ünlü ressam Van Gogh’un da bu hastalığın verdiği halüsinasyon ve sanrılar yüzünden kulağını kestiği düşünülmektedir.

Sarımsak, gündüz dışarı çıkamama, kan içme, diş sivriliği… Hepsinin nereden geldiğini iyice anladık sanırım.


Porfiria: Yunanca (porphyra) mor pigment demektir. Kriz geçiren hastanın dışkısı mor renkte olduğu için Yunancadan türetilen Porfiria adı kullanılmaktadır. Hadi art arda mor vampir demeyi deneyelim. 🙂

Tedavisi Var Mı?

Deneysel tedaviler mevcuttur. Hematin sadece belli başlı ülkelerde bu hastalık için kullanılan ilaçlardandır. Krizlerle gelişen ölüm vakaları sebebiyle ilaç deneysel bazlı tedavilerde kullanılmaktadır.

Kriz dönemleri doktor nezaretinde tutulmalı, hekimin onayı alınmadan hiçbir şey yapılmamalıdır. Öte yandan güçlü ağrı kesiciler hastaya uygulanır. Bu ağrı kesiciler, şiddetli ağrı ve kusmaları kesin olarak önleyememektedir. 

Porfiria bulunan hastaların, dışarıda kriz geçirmeleri riskine karşı, onların boynuna ya da koluna kısaca gözle görülebilecek yerlere takılmış bir künye veya kart bulundurulmalı, bu kartlarda vampir hastalığıı taşıdığı ve tedavi için kullanılan ilaçlar belirtilmelidir. Bu oldukça önemlidir zira yanlış ilaç tedavisi, hastanın kullandığı ilaçlarla karışarak kişinin hayatını kaybetmesine neden olabilir. Bu tedavi sırasında hastalar bilhassa ışık ve güneş ışınlarından uzak tutulmalıdır.

1954 yılında tarımda fungusit amaçla kullanılan haksaklorobenzen ile kontamine olan buğdaydan yapılan ekmekleri tüketen bin kişi bu hastalığa yakalanmıştır.

Bu olayda yaklaşık 560 kişi ölmüştür. Bu besini tüketen annelerin emzirdiği bebeklerin %95’i, 6. aydan sonra çıkan kara yara hastalığından, 6-15 yaş arası çocukların da %10’u ölmüştür.
20 yıl sonra bile bu bölgede yaşayan 32 kişiyle yapılan bir çalışmada hala bu kişilerde porfirianın kaldığı görülmüştür.

Porfiria’ya dair..

Bir Acayip Vampirlik Meselesi: Porfiria Hastalığı 3

1500 ve 1600’lü yıllarda, rahiplerden tutun soylulara ve hatta doktorlara kadar pek çok kişi, epilepsi ve baş ağrısı gibi sorunları çözmek adına kan içimini onaylıyor ve kendileri de kullanıyordu. Ayrıca kanın gençlik enerjisi verdiği ve yaşlanmayı yavaşlattığı düşünülüyordu.

Güney Afrika’daki KwalaZulu-Natal Üniversitesi’nin Klinik Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Richard Hift’e göre, Türkiye’de bu hastalıktan muzdarip çok sayıda insan var. Bu araştırmaya göre 1000-3000 arası insanın vampir hastalığına yakalandığını belirtmiştir.

Siz anlamadan belki de bir gün karşınıza bir kan emici çıkabilir…