Cesaret Ve Korkunun İlişkisi Nedir Mi?

Sözlükte “güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven” olarak tanımlanan cesaret dediğimiz şey küçükken karanlıktan korkmamaktı kimine göre. Önce korkmayı öğrenmek sonra da korkumuzu yenmek öğretildi bizlere. Peki şimdi nelerden korkuyoruz? Tek başımıza geceyi korku filmi izleyerek geçirmekten mi? Hayır. Peki hiç bilmediğiniz bir ortamda annemizin elini bırakıp kaybolmaktan mı? Ne yazık ki şimdiki korkularımızı betimlersek ortaya korkunç bir canavar ya da hayalet çıkmıyor.Ne mi çıkıyor? Ortaya çıkan korkunun en somut haline kendi hayatımız deniyor.

Biraz büyüyünce elimizdeki karne olabiliyor o somut dediğim korku. Korkmayın, ‘çalışıp düzeltirim’i öz güvenle söylediğinizde bir miktar cesaretleneceksiniz. İyice büyüyüp +18 korku filmlerini izleyecek yaşı çoktan geçtiğinizde ise işe yaramaz bir üniversite diploması olabiliyor cesaret edip o istediğin bölüme korkuların gidip sen gitmediğin için. Yine de her şey için çok geç değil, son bir cesaret…Her şeyin olduğu gibi korkunun da bir fabrikası olmadığını varsayarsak bunlar tamamıyla bizlerin özel tasarımı korkular oluyor ve özenle hayatımızı mahvedebiliyorlar. Bu gibi durumlarda soğukkanlı olup en ufak sorunların üstüne titizlik ve disiplinle giderek 10 kişiyle savaşacağınızı düşünün. Bunların her biri sizin o çok sevdiğiniz (!) korkularınız olsun. Önce hangisini yenebilir ya da hangisine yenilirdiniz? Bence en derindekine.

derinlik,inanç,korku,cesaret

Planlarımızı geleceğe yönelik yaparken korkularımızı geçmişe dönük büyütürüz. Demek istediğim en geçmişteki korktuğunuz yatağın altındaki canavarlar değil; sizin sormaya- araştırmaya cesaret edemediğiniz, anlamadığınız riskler ve onlara duyulan pişmanlıklar. Hangi yanlış seçimlerin hayatınızı kararttığını bulup geçmişe biraz daha odaklanarak gelecekteki korkular silinmelidir. Peki biz ileriyi görmek için bakmamız gereken geçmişi korkuyla büyütüp hiç risk almamışsak? Aynı konuda şimdiki zamanda da risk almamaya devam edeceksek bugünler böylece geleceğin geçmişi olacak ve tüm hayatımız karanlık bir korkuyla geçip gitmiş olarak gideceğiz her insanın dini inancına göre farklı tanımlar yaptığı o karanlığa… Bu düşünce sizce de çok korkunç değil mi? Yani cesaretli olmamak başlı başına dolaptan aniden çıkan tek gözlü bir canavar. Peki o kadar çok risk ve cesaret konularından bahsettikten sonra bunları tek formüle toplayalım. Öncelikle insanın korkularının ‘bilinmezlikten’ kaynaklandığını biliyoruz. Riskin tanımının da bir zarara uğrama tehlikesi ve bunun bilinmezliği olarak yazarsak burdan,
“x = cesaretli bir hayat için risk almalıyız” çıkar.

karanlık,korku,cesur,cesaret,seçimler

Peki İnsanlar Cesareti Nerede Aramalı ?

Hayatlarına cesaret alabileceği nesneler katar bazı insanlar. Çantasında bıçak, elinde içmediği halde sigara paketi olabilir bunun örnekleri. Cesareti kendisinde değil de başka bir nesneden daha da kötüsü nesne gibi sürekli yanında olamayacak birinden alan insan kansere veya tümöre sahip olsa yine de bu kadar hastalıklı bir ömür geçirmez. Evet, cesaretin içimizde olması için öz güven ve kendini bilmekten geçiyor formülün devamı.Hatta en temel olarak insan cesareti kendi içinde aramalı ve bulup korkularıyla yüzleşmeli. Peki biz çok cesaretli olduk. O zaman en kötü zamanlarımızda yine kendi isteklerimiz doğrultusunda kendi hayatımızı yaşamak için cesaret çoğu şeyi halleder mi? Bence evet.

Şöyle bir sorunun cevabını düşünün cevabı kendiniz vereceksiniz : 14 yaşına geldiği gün evlendirilen bir toplumdaki kız çocuğusunuz. ( Hayal etmek çok zor değil çünkü her ne kadar bunlar çevremizde olmuyor, yaşanmıyor artık desek de Dünya’ya karşı kör olmadığımız sürece gayet de yaşandığını bilirsiniz.) Hayatınız için evden çaldığınız bir miktar para ile hiç bilmediğiniz caddelere kaçar mıydınız zorda kalsanız? Bu konu çoğu diziye / filme içerik olmuştur. En güzel örneklerinden Mustang (2015) yurt dışında ödüller alan ve küçük bir kızın silahlara, evin her yerine takılan parmaklıklara rağmen araba kullanmayı öğrenip kendisini ve ablasını kurtardığı Türk filmini izlemenizi cesaret kavramını bir kez daha tanımlamanız için tavsiye ederim.

mystang,film,kadın,cesaret,korku,özgüven
Mustang, Deniz Gamze Ergüven’in yönetmenliğini yaptığı 2015 yapımı film. Bir Karadeniz şehrinde yaşayan beş kız kardeşin öyküsünü anlatan Mustang, Türk-Fransız-Alman-Katar yapımıdır.

Biz ölüme, risklere, paraya, tehditlere rağmen yaşayan grup muyuz, yaşadığını sanarak her hamlesine korkaklık katan grup mu? Şeytan kötülük bulmakta zorlanabilir fakat korku bahane bulmakta zorlanmaz. Hiç bir bahane sizin yanlış yapmanıza engel olmuyorsa onlar sizin cesur yanlışlarınızdır. Bu korkak doğrulardan daha iyi bir seçimdir bence çünkü başkalarının yanlışlarını değil ancak ve ancak kendi yanlışlarımızı düzeltebiliriz. Bunu yapacak cesareti bulduğumuzda (aramayın,içimizde zaten var) korktuğunuz en büyük şey yatak-dolap içinde saklanan sevimli bir canavar olacaktır.

Hadi cesaretini topla ve yapmak istediğin her şeyi kendine göre yap!