Bir insanı değiştirmek, algılarına yön vermek, yaşadığı çevreden onu koparmak zordur. Çünkü toplum bünyesine kattığı her bireyi kendisine zincirler.

Bireyi değiştirmeden toplumu değiştiremeyiz evet, ancak bunun yerine toplum algısı üzerine gidilse, düşünce yağmuru herkesin üstüne yağsa belki o zaman kirli camlar paklanır. Gerçeği gören bir kesim ortaya çıkar ve toplum tekrar can kazanır. Çünkü toplumun sınırları vardır, tek başınıza bu sınırları geçtiğinizde dışlanmanız muhtemeldir.

Öyle ki, Osman Hamdi Bey’in de yapmak istediği tam olarak bu.

Kaplumbağa Terbiyecisi

Bursa Yeşil Camii’nin üst katında bir oda… Ayak ucunda 5 kaplumbağa, kaplumbağaların önünde ise birkaç yeşillik parçası bulunan bir derviş. Elini arkadan bağlamış olan bu derviş bir ney tutarken sırtında ise kudüm(nakkare) adı verilen bir çalgı aleti taşımaktadır. Ancak bazı kimseler bunu eskiden dilencilerin kullandığı Fukara Keşkülü’ne benzetmektedir. Biz buna kudüm diyelim, kudümden dervişin boynuna sarkan bir de mızrak bulunmaktadır.

Aslında Osman Hamdi Bey’in bu eserinden her oryantalistin eserlerinde olduğu gibi iki tane bulunmaktadır. Birkaç fark dışında değişiklik denilebilecek kadar büyük farklılıklar yer almamaktadır. Bunlar: kaplumbağa sayısının 6’ya çıkması, duvara çizilmiş olan hat ve cam kenarındaki testiden ibarettir.

kaplumbağa

Eser Hakkında Değerlendirmeler

Eserde beli bükük bir derviş, önünde ise birçok kaplumbağa bulunmaktadır. Burada kaplumbağalar toplumu, derviş ise toplumun geri kalmışlığına merhem olmaya çalışan bir aydının nasıl yorulduğunu temsil etmektedir. Kimi deyime göre de Osman Hamdi yanında çalışan kimselerin ona ve işe uyum sağlayamayacak kadar geriden geldiklerini hicvetmiştir.

Bir diğer yorum ise üzerinde taşıdığı çalgı aletleri baz alınarak yapılmıştır. Yoruma göre derviş bu çalgı aletleri ile kaplumbağaları terbiye etmeye çalışmaktadır. Aslında çok zor olan bu iş için verdiği uğraşların boşa olduğunu anlayan derviş yorgunluğu temsilen belini büker ve neyi üflemeyi bırakır, arkasına alır. Bu da toplumu eğitmeye, dize getirmeye çalışan kişi bir derviş dahi olsa sabrının bir sonu olduğunu belirtir.

.

kaplumbağa

Kaplumbağa Terbiyecisi Bir Esinlenme mi?

1906’da yapılan Kaplumbağa Terbiyecisi’nin bir benzeri de 1896 yılında yapılmış olan Charmeur de Tortues ( Kaplumbağa Terbiyecisi)’dir. Bu eser o dönemde Tour du Monde adlı dergide yayınlanmıştır. Hatta bir söyleme göre Osman Hamdi Bey babasına gönderdiği bir mektupta bu dergiyi okuduğunu belirtmiştir.

Her ne olursa olsun; kim tarafından nasıl anıldığı, kimden esinlenildiği pek önemli değil. Eğer biz bugün hala bunu konuşabiliyorsak, her baktığımızda yeni yorumlar yapabiliyor, kimi zaman devrimizle özdeşleştirebiliyorsak gerçekten iz bırakabilmiş demektir.

Yıllar geçer, asırlar geçer, devir değişir ama toplum zihniyeti bir yerden sonra boomerang gibi geri döner. Bazen, hiçbir şey değişmemiş mi? diye düşünürüz ama her değişim onu istemsiz eski haline dönüştürür. Eskiyi hatırlamayanlar ise bunu yeni bir değişim olarak görür. Halbuki geçmiş yeni bir kılıfa bürünüp gün yüzüne çıkar. Biz olmayan yarayı kazımaya devam ettikçe de bu böyle sürer gider.

Kaynakça; 1, 2