Merhaba, size güzel bir teklifimiz var, sizi cezp edeceğine inanıyoruz.

Yazar olmak ister misiniz? Sınırsız konu hakkı, sınırsız hayal gücü… Başrolünde sizin olduğunuz bir hikaye yazmanızı istiyoruz. Bir hayat hikayesi…

Tahminimizce bu karaktere birden fazla dil bilen, seyahat etmeyi seven, boş zamanlarında kitap okuyan, serbest ama aktif bir işe sahip, her anı doyasıya yaşayan bir rol biçecektiniz. Peki ya size bahşedilen bu hayatı neden böyle yaşamıyorsunuz? Sizi durduran ne? Halbuki şu anda aynı şekilde bir hikaye yazmanız mümkün. Korkuyorsunuz, tökezlemekten, yıkılmaktan, bir daha ayağa kalkamamaktan korkuyorsunuz. Halbuki korku cansız soyut bir durum, sizin kafanızdan çıkarmanız ile evrenin boşluğunda kaybolması muhtemel.

Öyleyse hikayesini yazmak isteyip evet ben hazırım diyenler bize katılsın. Bizde başarabileceklerini önceki yazarların hikayelerinden kesitler ile anlatalım.

hikaye

Her şey Keşke Dememek İçin

Muazzez İlmiye Çığ, ‘Yılmam ben bir şeyden, yılıp da çekilmem köşeye.’ deyip günümüz gençliğine sitem eden 106 yaşındaki muhteşem kadın; gücün, başarının, azmin en güzel simgesi diyebiliriz. Kendisi bir Sümerolog, bilim insanı ayrıca derin araştırmaları ile bilinen bir tarihçi. Dikkatleri üstüne çekmeye değer eserleri ile de tam bir yol göstericidir. Kendisiyle yapılan bir röportajda ‘’Çocukluğumu dün gibi hatırlıyorum. Hayatım boyunca ne istediysem başardım, yapamadığım hiçbir şey yok. Atatürk’ün dediğini yaptım, halen yapıyorum. Çalıştım, çalışmaktan hiç bıkmadım.”  diyerek  hayatı nasıl dolu dolu yaşadığını dile getirmiştir. Ah ne şanslı kadın 106 yaşında ve her istediğini yapmış öyle değil mi?

hikaye

Demir Kadın

Tüm sıkıntı zaman mı sizce? Şuna kanaat getirelim ki zamanınız olsa bu seferde para, iş gibi basit mevzuları bahane edecektiniz. Bizden söylemesi para da işte bulunur ama zaman durmuyor maalesef. Eğer durdurmak mümkün olsaydı 20 Eylül saat 21.19 da durdururduk sırf bir dakika sonrası için. Neslican’ı -Demir Kadın- aramızda tutabilmek adına. Henüz 21 yaşındaydı ama ne bedenini saran o illetin zamanından çalmasına izin verdi ne de oturup bahaneler üretti. Sadece anı yaşadı. Kanser olduğunu gülümseyerek anlatan Neslican‘ın TED konuşmasını izleyin, izletin.

O konuşmada isyan etmediğini ‘Kanseri gözümde hiç büyütmedim, neden ben kanser oldum diye kendimi hırpalamaktansa eğer ben seçildiysem, onu yenebilecek güçte olduğum içindir diye düşündüm.’ sözleri ile kalbe dokunası sıcaklıkta hissettiriyor. Öyle ki onun yaşadığı hayatı bir saatliğine bile yaşamaya cesareti olamayacak kimseler nasılda gücünü ve iradesini görmezden gelip seküler dünya ile özdeşleştirebiliyor. Halbuki herkes kendi dünyasının temsilcisi, kendi iradesinin bekçisi. 

hikaye

Unutmayın! Kimse sizin neler yaşadığınızı, neler ile savaştığınızı, ne için yaşadığınızı sizin kadar iyi bilemez. Bunları bilmeyen kimselere hayatınıza müdahale etme cesareti vermeyin. Bırakın sizi tanımasınlar. Kendinize değer verin, çok sevin. Her sabah uyandığınızda aynanın karşısına geçin ve benliğinize gülümseyin, ruhunuzu keyiflendirin.

Başkaları ne der ile yaşamayı bırakın, kırın zincirleri, siz kimseye bağlı değilsiniz. Kendinizi çok iyi tanıyın; benliğinizin ve vicdanınızın kabul etmeyeceği şeyler yapmak zorunda değilsiniz, sizi sizden daha iyi bilen biri yok şu dünyada. Çok konuşuyor, çok gülüyor veya çok fazla susuyor olabilirsiniz. Bu çevrenizdekileri rahatsız da ediyor olabilir. Ama siz halinizden memnunsanız çevreyi sessize alacaksınız. Neslican’ın demesiyle: Çok gevezeyim, bazen kendi kendimin sözünü kesiyorum. Heyecanlıyım, biraz deli, fazlaca gözü kara ama seviyorum. Beyaz saçlarımdan demir ayağıma kadar seviyorum kendimi…

Kaynakça: 1