Türkiye’de eğitim sistemi malumunuzdur. Belki de en rahat yorum yapılabilen, en kolay değiştirilebilen bir sistem olmuştur. Her geçen sene farklı bir bakanlıkla gelen değişiklik, Türkiye’de sistemin dikiş tutmadığını, bir düzene sokmaya çalışanın ise elinde kaldığını göstermektedir. Değişen sınav adları alfabetik bir permütasyonmuş gibi harf harf denenmektedir. LYS, YGS, ÖSS, LGS, YKS, KPSS bla bla bla…

düşünce

Türkiye’nin en temel sorunlarından biri olmuştur eğitim. Durum böyle olunca öğrenci sadece tıp, mimarlık, hukuk, sağlık gibi bölümlerin arkasından koşmaktadır. Kazanacağı bu bölümlerden biri onun geleceğini garantiye alacağını düşünüp, geleceğe yatırım(para) olarak görmektedir. Dolayısıyla sosyal bilimlere kimse yanaşmamakla kalmayıp, okuyanları ise boş, gereksiz, saçma gibi ifadelerle de yargılamaktadırlar. Oysaki bir üniversitenin kuruluşunda sosyal bilimlerin herhangi bir bölümü olmadığı sürece o üniversite açılmaz, açılmamaktadır.

FELSEFE ve ALGI

Felsefe, Sosyoloji, Psikoloji, Antropoloji; gibi bölümler, akademik olarak üniversitelerde bir doygunluğa ulaşmış fakat mezun olanlar ise sel sefil aç dolaşıp, üstüne toplumun ve ailenin baskısı altında yaşamlarına devam etmekle tutunacak bir dalı bulmakla meşguller. Türkiye’de ne yazık ki sosyal bilimlere özellikle felsefe gibi bir bölüme değer verilmemektedir. Felsefenin üstündeki önyargıları, safsataları kırmak, yıkmak gerekmektedir. Çünkü bugün Avrupa’da, İngiltere’de ve bir sürü ülkede felsefe toplumun taşıyıcısı ve üreticisi olmuştur. Felsefi eleştirel düşünce, yaratıcılığı ve en basitinden düşünmeyi, karşıt tezleri yaratmaktadır.

felsefe

Avrupa ülkelerinde çocuklar için felsefe dersi zorunlu olmuştur. Ve yıllardır okutulmaktadır. Çocuklar için felsefe dersleri alan çocuklar, almayan çocuklara göre daha yaratıcı ve daha matematik zekâsına sahip olacağı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bireysel ve toplumsal ahlak olsun, bireysel karakter, etik ya da bilim olsun yelpazesi çok geniş bir bölüm olduğu için her zaman el üstünde tutulmuştur. Bugünkü Avrupa’nın Aydınlanması ve süper güç ülkeler felsefi gelenekler sayesinde olmuştur. Çünkü felsefe özgür bir ortama ve eleştirel düşünceye önem verilmekteydi. Çünkü felsefe, doğayı, insanı, hayvanları da sorgular. Hayvanları doğanın bir parçası olarak, insanı ise kompleks bir şekilde görür, anlamaya anlamlandırmaya çalışır. Ama ne yazık ki Türkiye’de öyle bir şey yok.

insan

Felsefe gönül meselesidir. Tabi ki tercihtir. Zorunlu olarak okutulmaz, öğrenci sevmediği sürece kâbus gibi olur. Ne yazık ki istemeden tercih yapılır, öğrenci gidiyim de kurtulayım gibi düşüncelerle son tercihlerini, felsefe, sosyoloji, psikoloji gibi bölümleri yazar. Tabi ki rastgele seçilmiş bir bölümde olsa mutlu olanlar da vardır. Fakat çok azı öyledir. Kendini geliştirmek isteyenler, kitap kurdu olmak isteyenler, hayata daha farklı bir pencereden bakmak isteyenler, bu bölümü ya da yukardaki herhangi bir bölümü seçebilir. Bu sosyal bilimlerin geleceği tabi ki belirsizliğini korumaktadır. Umarım bir gün ne kadar değerli ve derin bir bölüm olduğu anlaşılır da ilkokuldan liselere kadar okutulur. Çünkü Türkiye’nin buna çok ihtiyacı vardır.

Felsefeli geceler dileğiyle… Sevgiyle kalın…