Sigara içme oranının en yüksek olduğu ülkelerden biri olan Türkiye’de yaşıyoruz. Sigara içme oranını düşürmek ve sağlıklı bir yaşam oluşturmak için kamu spotları, sigara bıraktırma hatları oluşturuyor, yasaklar getiriyor ve sigara paketlerinin üzerine zararlarını gösteren fotoğraflar koyuyoruz. Fakat oran düşmek yerine artıyor ve insanlar sigaranın zararını bildiği halde içmeye devam ediyor. Peki, devran en başından beri böyle mi dönüyordu? İnsanlar en başından beri zararlı olduğunu bilerek mi sigara içiyordu yoksa farklı bir amaçla mı sunuldu? Sigara üretiminin asıl amacı neydi?

sigaranın tarihi

Sigaranın Tarihi

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Sağlık Dergisinde yayınlanan bilgilere göre, sigara içmenin orijini M.Ö. 3000’li yıllara kadar dayanıyordu. Elde edilen verilere göre, o tarihlerde Mısır ve Güney Amerika’daki Maya uygarlığında yapılan dini ve resmi törenlerde büyü ve sihir yapmak için kurutulmuş bitkilerin yakılarak tütsü olarak kullanıldığı tespit edildi. Ama o zamanlar tütün, bu zamanki gibi halkın sıklıkla kullanıldığı bir ürün değildi. Yıllar geçti ve Amerika’nın keşif zamanı geldi çattı.

1492’de Kristof Kolomb Amerikayı keşfettiğinde Amerika’nın yerlileri Tobaccos adında bitki yaprağını sarıp yakıyor, dumanını içlerine çekiyorlardı. Kolomb bu bitkinin insana keyif verdiğini gördü ve faydalı bir madde olduğunu düşünerek Tobaccos bitkisinin tohumlarını deniz yolu vasıtasıyla başka ülkelere göndermeye başladı.

1535 yılında Jacques Cartier’ın Montreal Adası ziyaretinde oradaki yerli halk kendisine tütün ikram etmişti. Cartier günlüğüne tütün ilgili şunları yazdı: “Vücutlarını, ağızları ve burunları sanki birer bacaymış gibi tütene kadar, dumanla dolduruyorlar, biz de onları taklit ettik ancak duman biber gibi acıydı ve ağzımızı yaktı. “

Prof. Dr. Y. İzzettin Barış (Tütünün Kullanımının Tarihçesi)

Tütünün Avrupa’da Yayılması

Tütünün Avrupa’ya yayılmasını Fransa’nın Portekiz elçisi Jean Nicot sağladı. Elçi, 1560 yılında Fransız Kralı II. Henry’nin ölmesiyle depresyona giren dul Kraliçe Catherine de Medicis’e tütün tohumu gönderdi. Saray bahçesine ekilen tohumlar çiçek açtıktan sonra kraliçenin migren türü baş ağrısını geçirdiği için, Kolomb’un ortaya attığı tütünün keyif ve cesaret verici özelliklerine ilaç olma özelliği de eklendi ve tütün Avrupa’ya ilaç olma özelliği ile yayıldı. Tütünün bunca özelliğine bir yenisini de Sevilla Üniversitesinin tedavi hocası Nocola Monardes eklemiştir. Nocola Monardes, tütünün başta tüberküloz olmak üzere birçok hastalığa iyi geldiğini anlatan bir kitap yazdı. Sonunda tütün bitkisi(botanik dilinde Nicotiana), halk dilinde ise Kraliçe Otu olarak anılmaya başladı

17. yüzyılın başlarında (1612’de) Amerika’nın Virginia eyaletinde ticari tütün ekimi yapılmaya başladı ve büyük bir başarıya ulaştı. On yıl içinde, tütün Virginia eyaletinin en önemli ihracat maddesi haline geldi ve tütün ekimi için köle kullanılmaya başlandı. Tütün endüstrisinin en önemli merkezi olan Birleşik Amerika’da federal hükümet, 1862 yılında başlayan iç harp yüzünden tütünden vergi almaya başladı. Bir yerden sonra köle iş gücü yetersiz kalmaya başladı ve sigara yapma makinelerini kullanmak zorunlu hale geldi. Bununla beraber ilk sigara yapan makineler 1881 yılında Birleşik Amerika’da çalışmaya ve sigara üretmeye başladı.

Yine aynı dönemlerde Avrupa için bu kadar değerli olan tütün Rusya’da yasaklandı. Öyle ki Rus çarı, tütün kullanırken yakalananların önce burunlarının kesileceğini, aynı suçu tekrarladıkları takdirde de ölüm cezasına çarptırılacağını ilan etti. Uzun yıllar devam eden bu yasak 1710 yılında Rus çarı Büyük Petro tarafından son buldu. Rus çarı Büyük Petro, Rus halkının kahve ve sigara içerek Avrupalılar gibi olmalarını istedi ve sigara artık Rusya’nın vazgeçilmez bir ürünü haline geldi.

Sigaraya Gelen İlk Yasaklar

Sigara ticaretinin büyük bir hızla devam ettiği Avrupa’da tütün aleyhinde sesler yükselmeye başladı. Yanan tütünlerin sebep olduğu yangınlar toplumu yönetenleri harekete geçirdi. 1604 yılında İngiltere Kralı I. James, tütünün göze, buruna, akciğerlere ve beyne zararlı olduğu için kullanılmasını yasakladı. Aynı yıllarda İspanya III. Kralı Philip, tütün ekimini kısıtladı. İngiltere’de 1761 yılında John Hill, tütün enfiyesi kullananlarda burun kanseri riskinin arttığını “Caution against the immmoderate of snuff” adlı yazısıyla uyardı. (Enfiye, toz haline getirilmiş tütünün burun deliklerine çekilerek tüketicide nefes yoluyla fizyolojik etki yapan bir tütün mamulüdür.)

Yine bu dönemlerde Katolik lideri Papa, puro ve pipo tütünü dumanının, kilisedeki kutsal kokuya karışarak öğrencilere zarar verdiğinden, içenlerin günah işlediği için aforoz edileceğini bildirdi. 1795 senesinde Almanya’da Sammuel Thomas von Soemmering, pipo içenlerde dudak kanseri oluştuğuyla ilgili araştırmalar yapıp bu araştırmaları rapor etti. Dünyada ilk kez 1939 yılında Birleşik Amerikalı Ochsner, sigara ile akciğer kanseri arasında ilişki olduğunu ortaya attı.

Bunun üzerine çalışmalar yapıldı ve tütün ürünlerinin kullanılmasının sağlığa yaptığı zarar Richard Doll ve Richard Peto isimli iki İngiliz doktor tarafından 1951-1962 yılları arasında araştırılmaya başlandı. Bu ikilinin 40.000 doktor üzerinde yaptıkları anket çalışmaları; tütünün birbirinden farklı 24 çeşit hastalık yaptığı, düzenli sigara içenlerin yarısının 20-30 yıl sonra sigaraya bağlı hastalıktan erken yaşta öleceklerini ortaya çıkardı. 1964 yılında da ABD’de sağlıktan sorumlu makam, sigaranın erkeklerde akciğer kanseri yaptığını ilan etti. 

Dr. Richard Peto, sigaranın sağlığa yaptığı zararla ilgili çalışmalarını İngiltere dışındaki ülkelerde de sürdürmüştür. Son çalışmalarını şu şekilde özetlemiştir: “Aradan geçen bunca yıl, sanırım gelişmiş ülkelerde sigaranın yenilgisiyle sonuçlandı. Ben bu ülkelerde koruyucu tıbbın kazandığını düşünüyorum ama bütün dünya geneline baktığımda tütün endüstrisi kazanmış gibi görünüyor.”
Sigaranın alışkanlık ve kanser gibi sorunları doğurduğu ortaya çıkınca, üreticiler 1994 yılında Nicotin’in alışkanlık yapmadığını Amerikan Kongresi önünde beyan etti.

Türklerin Tütünle Tanışması

Türkler ilk tütün içimini 1500’lü yıllarda Mısır’da öğrendi ve kullanmaya başladı. Sigaranın tanınması 17. yüzyılda Venedik, Portekiz ve Genovalı denizcilerin İstanbul’a gelişi ile hızlandı. 1.Ahmet döneminde tütün kullanımı İstanbul’da yayılmaya başlayınca şeyhülislamın yayınladığı bir fetva ile tütün yasaklanmış, içenlerin burunlarına piponun ucu sokulmak suretiyle sokaklarda dolaştırılmıştır.

Osmanlı’nın Neron’u olarak bilinen 1.Ahmet’in oğlu 4. Murat alkoliklik derecesinde şarap içmesine rağmen şarap, afyon ve tütün kullananlara çok acımasız davranmıştır. 4. Murat, tütün kullananlardan nefret ederdi. İstanbul’daki ardı ardına gelen büyük yangınlardan onları sorumlu tutardı. Sultanın 7 Ağustos 1633 günü altı kızından sonra oğlan çocuğu doğması sebebiyle İstanbul’da büyük kutlamalar yapıldı. Haliç’te bulunan bir kadırgada çıkan yangın rüzgarın etkisiyle hızla şehre yayılmış ve 20.000’e yakın ev, okul, baraka ve sarayın yanmasıyla şehrin yarısı yanıp kül olmuş. Bu olay halkta padişaha karşı büyük bir öfke patlamasına sebep oldu.

Murat’ın idaresinden memnun olmayanlar, ona karşı bir reaksiyon olarak kahvelerde toplanıp alenen çubuklarını tüttürmeye başladılar. Çılgına dönen padişah Sultan Harun Reşit gibi kıyafet değişikliği ile kahveleri gezerek tütün içenleri, aleyhinde konuşanları yakalayıp bizzat cezalandırmaya başladı. Kendi emirlerine karşı gelen tütün tiryakilerinin hepsinin kafasının kesilmesini emretmiştir. Murat, yalnız kendi insanlarını değil, yabancıları, elçileri bile tütün kullanırken gördüğünde kulaklarını, burnunu kesmek, el ve ayaklarını kılıçla budamak, asmak veya duvara çivilemek gibi cezalar uygular hale geldi. 1940 yılında ölen padişahın son 5 yılı içinde 25,000 kişiyi öldürdüğü söylenmektedir.

Bazı söylentilere göre ise, Osmanlı İmparatorluğu tütünle ilk 1601 yılında İngilizler sayesinde tanıştı. İngilizler, Osmanlı İmparatorluğuna sigarayı göğüs hastalıklarına iyi geldiği söylentisiyle yaydı. Bir müddet sonra dinen caiz olmadığı öne sürülerek yasaklanmış olsa bile sigara günümüze kadar şekil değiştirerek geldi ve hala ülkemizin bir illeti olarak hayatımızda var olmaya devam ediyor.

Kaynakça:

https://www.internethaber.com/sigarayi-ilk-kim-kesfetti-121785h.htm

https://www.ensonhaber.com/galeri/sigaranin-amerikanin-kesfine-uzanan-tarihcesi#7