Sanat filmlerinin aranılan, ödüllü, ezberbozan yönetmeni Zeki Demirkubuz ve efsane film serisi: Masumiyet ve Kader… 2006 yapımlı Kader filmi, daha sonradan çekilmiş olmasına rağmen 1997 yapımlı Masumiyet filminin arka planını anlatıyor. Çok yoğun platonik aşkın temeli anlatılıyor. Bu filmlerin hafif karamsar ama anlamlı temasına dalmaya ne dersiniz?

masumiyet

Filmin Arka Planındaki Hikaye

Sevgilisi uğruna şehir şehir dolaşan kadın karakterimiz Uğur, Derya Alabora tarafından; onun peşinden gelen Bekir de usta isim Haluk Bilginer tarafından canlandırılıyor. Aynı mahallede yaşayan Bekir ve Uğur’un yolları bir şekilde kesişiyor ve bu bağlamda Bekir’in kaderine bir düğüm atılıyor. Serinin ikinci filmi olan Kader’de bu düğümün arka planı anlatılıyor. Bu serinin ilginç yanlarından biri, hikayenin ayrı uçlarının, tersine zaman dilimlerinde işlenmiş olması. Filmi izlemeyenler için gereğinden fazla ipucu vermek istemesem de filmin barındırdığı yoğun duyguları irdelemek istiyorum. Esasında bir takıntıdan ibaretmiş gibi görünen aşk halinin, insan hayatında ne denli etkili olabileceğini görmek ürkütücü. Aşk ile takıntı arasındaki ince çizgi nedir sahiden? Bu ince çizginin aşıldığı takdirde böyle etkileyici film konuları çıksa da yaşanacak tek bir hayatın bu uğurda harcanması fikri absürd geliyor. Takıntı ve kendini adamışlık iç içe geçmiş halde. En ilginç nokta ise, tarafların ve tüm karakterlerin mevcut durumu kabullenmiş oluşu. Alıştıktan ve kabullendikten sonra normalleşmeyecek şey yoktur sanırım.

kader


Masumiyet Yitip Gidiyor Mu?

İlk filmin ismine sahip “Masumiyet” kavramı da oldukça manidar. Aslında filmde gördüğümüz kara sevda, tutku, takıntı çemberinde; o çemberin dışındaki masumların esas zararı gördüğü. Dünyada masumiyet ve kötülük her konuda hatta her kişide iç içe. Ve kara duyguların yanında masumiyet harcanmadan edemiyor… Ancak, bu bir “Kader” olmamalı. Her duygunun aşırıya ve karaya kaçtığında anlamını yitirdiğine inanıyorum. Karanlık tarafa geçmeniz an meselesi yani :). O yüzden siz siz olun dünyayı yaşarken hem enine hem boyuna sınırlı kalmayıp kara tarafa geçmeyin. Bu sarsıcı filmlerden kendinize dair bir şeyler bulup o hayat ile gerçek hayattaki uçurumları değerlendirmenizi öneriyorum! Keyifli okumalar!