Merhaba sevgili okuyucu ben Emile Durkheim,

Bu hafta sizlere çalışma sosyolojisi ve endüstri sosyolojisi alanında yapmış olduğum katkılardan bahsedeceğim. Doğup yaşamış olduğum Fransa’da hayatta bulunduğum süre içerisinde Fransız İhtilali’ne ve endüstri devriminin en yoğun yaşandığı yılları gözlemleme, tecrübe edinme fırsatı buldum.

O dönemlerde iş yerlerinde çalışmakta olan işçiler arasında alt kademe – üst kademe sınırlarının oluştuğuna şahit oldum. Endüstrileşme döneminde değişen toplumsal yapıyı gözlemleme şansı buldum. Yaşanan bu değişmeler, gelişmeler analizlerime konu olmakla beraber çok sayıda kuram oluşturmama da neden olmuştur.

Çalışma sosyolojisi ve endüstri sosyolojisi alanında bireyler arasında dayanışmaya, iş bölümüne dayalı yaklaşımlarım bulunmaktadır. Araştırmalarımın amacı çalışma sosyolojisi ve endüstri sosyolojisi açısından toplumu bir arada tutan unsurun ne olduğunu açıklamaya çalışmak yönündedir. Geleneksel toplumlarda bireylerin birlik beraberlik içinde olduğuna yakından şahit olma fırsatım olmuştu. Fakat geleneksel toplumdan endüstri toplumuna geçişte nasıl ki toplumlar arası sarsma meydana geldiyse her bireyin yaşamış olduğu toplumun da öyle sarsıldığını, artık toplum değil birey haline geldiğini gözlemledim. İşte tam da bu noktada endüstri toplumunda toplumu neyin bir arada tuttuğunu araştırdım.

Araştırmalarımın sonucunda toplumu bir arada tutan unsurun dayanışma olduğuna karar verdim. Elbette ki geleneksel ve endüstri toplumları nasıl ki birbirinden farklıysa, dayanışma kaynağı da bu iki toplum arasında farklılık göstermekteydi. Geleneksel toplumda mekanik dayanışma ön planda olurken; endüstriyel toplumda organik dayanışmanın ön planda olduğunu sizlere söyleyebilirim.

Mekanik Dayanışma

Geleneksel toplumun dayanışma türü olan mekanik dayanışma, kaynağını bireylerin uzun zaman birlikte yaşamalarına sebep olan unsurun ortak bir tarihe, geçmişe ait olmaları, toplum içerisindeki bireylerin birbirlerini yakından tanımaları ve kuvvetli ilişkilerinin bulunması yatmaktaydı.

Nüfusun fazla olmadığı, endüstrileşmenin aksine daha küçük topluluklarda hakim olduğu dayanışma türüdür. Az gelişmiş toplumlara kıyasla çok gelişmiş toplumlarda kişiselliğin aşınmaya uğradığını, bireylerin bu dayanışmayı toplumun istediği gibi kullandığı bir nesne haline büründüğünü söyleyebilirim. Yani sadece tek bir bireyin fikri önemsenmeyip, toplumun büyük çoğunluğunun fikri önemsenmektedir.

Mekanik dayanışma ne kadar güçsüzse, bireysellik o kadar fazladır. Dolayısıyla mekanik dayanışma ne kadar güçlüyse toplumda biz duygusu da o kadar fazladır. Mekanik dayanışmanın fazla olduğu toplumlarda farklılıklar hoş karşılanmamakla birlikte farklı olanlar bastırılırken, benzerlikler daha çok topluma katılır.

sosyoloji

Organik Dayanışma

Endüstri toplumunun dayanışma türü olan organik dayanışma çok gelişmiş topluluklarda görülmektedir.  Mekanik dayanışmaya kıyasla yaşam artık köyde değil kentlerdedir. Endüstri toplumunda bulunan bireyler arasında ortak yaşanmışlık, ortak tarih, samimi ilişkiler bulunmamaktadır.

Organik dayanışmanın kaynağı iş bölümüdür. Bireyler, iş bölümü yapmak için diğer insanlarla dayanışmaya girerek ortak paydada buluşabildikleri bir topluluk meydana getirirler. Topluluk içerisinde çok sayıda iş dalı ve iş bölümü olacağından insanlar birbirleriyle etkileşim halindedirler.

Mekanik dayanışmaya kıyasla farklılıklar hoş karşılanmakta, toplum içerisinde çeşitlilik oldukça fazladır. Bu sebeple farklı olanlar bastırılmaz, topluma daha kolay alınabilir.

Endüstri ve çalışma sosyolojisi alanında yapmış olduğum araştırma ve kuramları işte şimdi sizler de öğrenmiş oldunuz. Toplumun her ne şekle bürünürse bürünsün birlik ve dayanışma içerisinde olması gerektiğini anlatmaya çalıştığım araştırmalarımda umarım mesajımı sizlere en iyi şekilde iletebilmişimdir.

Kaynak: Çalışma ve Endüstri Sosyolojisi, Memet Zencirkıran-Şenol Baştürk

Editör: Cansu Köse