Merhaba sevgili okuyucu, ben Max Weber,

Bu hafta sizlere çalışma sosyolojisi ve endüstri sosyolojisi alanında yapmış olduğum katkılardan bahsedeceğim. Çalışmalarımı, toplum ve insan eylemlerine karşı edinmiş olduğum yorumlayıcı bakış açımla sürdürdüm. Bürokrasi ile ilgili yapmış olduğum yorumların çalışma sosyolojisi açısından oldukça ses getirdiğini sizlere söylemeliyim.

Bürokrasi Alanında Yorumlamalar

Çalışma sosyolojisi alanından bakıldığında bana göre bürokrasi, endüstri toplumunda kurumsallığın gerçekçiliği yansıtması gerekliliğini vurgulayan bir yapıdır. Bürokrasiye olan bakış açımda bürokrasiyi örgüt olarak gördüğümü söyleyebilirim. Bürokrasiyi örgüt olarak lanse ederek örgütlenmek ve örgütsel yapının varlığının önemini köy ve kent yaşamını göz önüne alarak daha iyi kavrayabiliriz.

Köyden kente yapılan o büyük göçlerle birlikte toplulukların bozulduğuna, insanların bireyselleştiğine şahit olmaktayız. Oluşan bireyselleşme durumu düzenin sağlanması, karışıklığın oluşmaması açısından olumsuz etkiler vereceğini söyleyebilirim. Örgütlenme; karışıklığın oluşmaması, düzenin sağlanması açısından çok önemlidir.

Örgütlenme kadar işin nesnel olması da oldukça önemlidir. Yani sadece kişiler arası bütünsellik anlayışı değil, iş için de öznelliğin aksine nesnelliğin olması gerektiği düşüncesindeyim.

Bürokrasi’nin Temel Özellikleri

Bana göre çalışma sosyolojisi açısından bürokrasi/bürokratik örgütler bazı temel özelliklere sahiptir. Biraz bu konuya değinmek isterim.

  • Bürokratik örgütlenmelere göre yasa ve yönetmelikle belirlenen yetki ve sorumluluklar, resmi olmayan iş ilişkilerinin oluşmasına engel olmaktadır. Bu konuda yasal otoriteyi biraz daha ön planda tuttuğumu söyleyebilirim.
  • Bunun yanı sıra bürokrasinin yürüyebilmesi için insani özellikleri de işin içerisine katmamamız gerekmektedir. Eğer ki yasalar duygularımıza göre şekil alsaydı iş işlikten çıkacağı gibi resmiyetten de uzaklaşacaktır.
  • İş ilişkilerinde kimin ne seviyede olacağı, görev ve sorumluluklarının neler olacağını belirleyerek ast-üst ilişkilerinin de oluşması gerekmektedir. Böylece üst kademedeki işçilerin alt kademeyi görevi sebebiyle denetlemesi bilinci doğacaktır.
  • Arşivleme, kayıt etme, saklama bilincinin de oluşması gerekmektedir. Bu sayede yapılan işin günden güne kaybolup gitmesinin önüne geçilebilir. Yapılan iş hakkındaki bilgilerin eksiksiz şekilde kaydedilerek arşivde tutulması, ihtiyaç durumunda gerekli dosyanın masaya getirilmesiyle sorun ya da çözümün ne olduğunu kolayca bulunabilir hale getirecektir. Kanıt niteliği taşıyan belgelerle işin gidişatı izlenebilir, ilerleyen zamanlarda neler olacağı ölçeklenebilir olacaktır.
  • Her bireyin kendi uzmanlık alanının olduğu departmanda çalışması oldukça önemli bir meseledir. Birey hangi alanda eğitim aldıysa o alana yönelik bir iş yapabilir. Farklı alanda iş yapıyor olması işi yanlış ya da eksik yapabilmesine neden olacaktır. Bireyleri uzmanı olduğu alanda çalıştırarak yapılan işin yanlış ya da eksik yapılmasının önüne geçilebilir. Bu yönüyle baktığımda çalışmak için önce eğitimin önemini vurgulayabilirim.
çalışma sosyolojisi

Özetlemem gerekirse eğer bürokrasi alanında yapmış olduğum çalışmalar sonucunda işin; birey tarafından değil, bireyler tarafından yani bütün olarak, kurallara ve yasalara bağlı olarak, kayıt altına alınıp saklanarak, işinin ehli denilecek gerekli eğitime, tecrübeye sahip olunarak, sınırların belirlendiği ast-üst ilişkisini koruyarak, duygularından arınmış biçimde yapılması gerektiği düşüncesindeyim.

Eğer ki bu özellikler olmazsa işin doğru ve düzgün biçimde olamayacağını, resmilikten uzaklaşacağını, gerekli işlerin gerekli vakitte bitemeyeceğini, sürekli sorunlar oluşacağını söyleyebilirim.

Endüstri ve çalışma sosyolojisi alanında yaptığım araştırmaları, yorumları şimdi sizler de öğrenmiş oldunuz sevgili gençler. Toplumda her ne kadar birey olsak da bütün olmanın da yararlı olabileceği noktalar vardır bunu unutmayın. Umarım yapmış olduğum çalışmalarımı sizlere en iyi şekilde iletebilmişimdir.

Kaynak: Çalışma ve Endüstri Sosyolojisi, Memet Zencirkıran-Şenol Baştürk

Editör: Cansu Köse