Merhaba KreatifBiri ailesi, bu yazımda sizlere hayatı bir filme de konu olmuş, ABD’nin ilk kadın seri katilinden bahsetmek istiyorum. Monster yani cani filmine de konu olan Aileen Wuornos; büyük bir soğukkanlılıkla işlemiştir cinayetleri, peki onun geçmişte yaşadığı travmalar onu mağdur yapar mı?

Cani Filmi, Aileen Wuornos Kimdir?

Yaşadığı dram dolu hayatın sonucunda bir seri katile dönüşen Aileen, 29 Şubat 1956 yılında ABD- Michigan’da dünyaya gelmiştir. Daha o dünyaya gelmeden anne ve babası boşanmışlardı. Doğduğunda ise babası çocuk tacizi suçuyla hapiste yatarken kendini asarak hayatına son vermişti. Annesi ise henüz daha 6 aylıkken küçük Aileen’e bir mektup bırakarak onu terk etmişti. Bu yüzden ona büyükanne ve büyükbabası bakıyordu.

Peki ya sonrası? Maalesef daha doğmadan yaşamaya başladığı sorunlar büyüdükçe daha da zorlaşıyordu. Alkol problemi olan büyükanne ve büyükbabası, o ve küçük kardeşine şiddet uyguluyordu. Üstelik büyükbabası küçük Aileen’ı sık sık taciz ediyordu. Henüz 14 yaşındayken büyükbabasının bir arkadaşı tarafından tecavüze uğramış ve bunun sonucunda hamile kalmıştı. Üstüne de gayrimeşru bir çocuk doğuracağı için büyükanne ve büyükbabası tarafından evden kovulmuştur.

Hayat Kadını Aileen

cani

Daha küçücükken hayattan darbe üstüne darbe yiyen Aileen, hayatını devam ettirebilmek için hurda arabalarda yaşamaya başlamıştır. Çocuğunu kimsesiz kadınların doğum yaptığı bir yerde doğurduktan sonra ondan alınıp evlatlık olarak verildi. Bunun üzerine hayatına devam edebilmek ve para kazanabilmek için hayat kadınlığı yapmaya başladı.

Aileen bir gün Michigan’ı tamamen terk etmeye karar vererek yollara düştü. Maalesef defalarca tecavüze uğradı. Gittiği hiçbir eyalette 2 aydan fazla kalamadı. Bir gün Florida’ya doğru giderken 69 yaşında, bir yat kulübünün yönetici olan Lewis Gratz Fell ile tanıştı. Daha sonra evlendiler. Aileen’ın içindeki cani işte o zaman ortaya çıkmaya başladı. Sürekli içip barlara giden Aileen, kocasını bastonla dövüyordu ve bu yüzden eşi yasal tedbir aldırıp kendisini boşadı. Tam da bu dönemlerde ağabeyi Keith yakalandığı kanser sonucunda hayatını yitirmiş ve sigorta şirketi Aileen Wuornos’a 10.000 dolar ödemiştir. Fakat Aileen evliliğinde olduğu gibi hayatını değiştirebileceği bu fırsatını da değerlendirmemiş ve 1981 yılında marketten çaldığı 2 paket sigara ve bir miktar para yüzünden 14 ay hapis cezasına çarptırılmıştır.

Cezaevinden çıktıktan sonra 1 yıl içinde hem sahte çek kullanımı hem de silah çalma teşebbüsünden dolayı tekrar tutuklanmıştır. Araba hırsızlığı, silahlı soygun, adaleti engelleme, dolandırıcılık gibi pek çok suçtan içeri girip çıkan Aileen hayatını bu şekilde sürdürmeye devam etmiştir.

Lezbiyen İlişkisi ve Cinayetler

Bu zamana kadar saçma sapan ilerleyen hayatı sevgilisi Tyria Moore ile tanışınca değişmeye başladı. Beraber yaşamaya başlayan lezbiyen ikili, haftalık, aylık odalar tutuyor, paraları nereye yetiyorsa orada kalıyorlarmış. Hayatında ilk kez aşkı bulduğuna inanan Aileen, sevgilisine ne yapması gerekirse gereksin onu koruyacağına dair söz vermiş. Düzgün bir iş bulmaya çalışmış ama kimse ona hayat kadını olduğu ve kötü sicile sahip olduğu için iş vermemiştir bu yüzden de hayat kadınlığı yapmaya devam etmiştir.

İlk cinayetini işlemesine sebep olan olay ise şöyle olmuştur: 51 yaşındaki Richard Mallory tarafından arabaya alınan Aileen, elleri bağlanarak zorla tecavüze uğramıştır. Çantasında taşıdığı silahı çıkararak Richard’ı öldürüp cesedi ormana atmıştır. Daha sonra yapılan araştırmalarda Richard Mallory’nin tecavüz suçundan 10 yıl hapis yattığı ortaya çıkmıştır.

Daha sonra 1 yıl içinde 6 cinayet işleyen Aileen, savunmasında hepsinin kendisine tecavüz ettiğini ve dövdüğünü söylemiştir. Cinayetlerin izini süren polis, parmak izinden yola çıkarak Aileen’i ve sevgilisi Tyria’yı yakalamıştır. İşin en acı yanlarından biri de Tyria ceza çekmemek için polisle işbirliği yapıp sevgilisini satmıştır. Bütün cinayetleri işlediğini anlattığı telefon konuşmasını polislere bildirmiştir. 7 cinayet olduğu biliniyordur ama 5 ceset bulunduğu için 5 cinayetten yargılanmıştır. 27 Ocak 1992’de yapılan duruşmada idamla mahkum edilmiştir. Kendisini korumak için cinayet işlediğini söylemesine rağmen suçlu bulunan Aileen, idam cezasını duyduğunda “Ben masumum, umarım size de tecavüz ederler” diyerek tepkisini göstermiştir.

9 Ekim 2002’de zehirli iğne ile idam edilen Aileen Wuornos, cenazesinde Natalie Merchant’ın Carnival isimli şarkısının çalınmasını vasiyet etmiştir. İlk başta idam cezasına karşı çıkan Aileen Wournos, daha sonra hapishanede yapılan bir röportajda ise yaptığı her şeyin altında öfkesinin olduğunu, insanlardan nefret ettiğini, idam edilmesinin gerekli olduğunu yoksa hapisten çıktığında yine cinayet işleyeceğini söylemiştir. Ayrıca idam sabahında son isteği sorulduğunda sadece bir fincan koyu kahve istemiştir.

Bütün bunların yaşadığı travmalar sonucu oluştuğu aşikar bir durum, peki küçükken yaşadığı olaylar , tecavüze uğramaları onu mağdur yapar mı? İdam cezası gerçekten yerinde bir karar mıdır?

Link: https://www.imdb.com/title/tt0340855/

Kaynak ve İleri Okuma: https://www.biography.com/crime-figure/aileen-wuornos