Sabahları uyanmanızı sağlayan şey alarm saatiniz ya da uykunuzu getiren tek şey gün içinde edindiğiniz yorgunluğun sonucu olmayabilir. Nasıl mı? Latincede yaklaşık anlamına gelen ‘’circa’’ ve bir gün anlamına gelen ‘’diem’’ kelimelerinin birleşimiyle oluşan (Circa-Diem) Sirkadiyen ritim sistemi sayesinde…

Tek hücrelilerden bitkilere, kuşlardan insanlara kadar birçok organizma, metabolizmik olaylarının bir düzen içerisinde işlemesini, organizmaların gece ve gündüz döngülerinin doğal akışla uyumlu ilerlemesini yaklaşık bir gün süren Sirkadiyen Ritme borçludur. Sirkadiyen ritim Biyolojik Saat olarak da bilinir.

ritim

Biyolojik Saat Kaçı(!) Gösteriyor?

İnsandaki biyolojik ritim üzerine yapılan çalışmalar gösteriyor ki,

06.00-06.59: Nabız ve tansiyon yükselmeye başladığı kortizon salgılanmasının da başlaması sayesinde metabolizmanın canlandığı saattir. Canlı tam anlamıyla ‘’uyanır’’.

07.00-07.59: Melatonin hormonun salgılanmasının bittiği için bu saatten sonraki uykunun gece uykusuna göre pek faydası kalmamaya başlar. Sindirim sistemi organlarının etkin çalışmaya başlaması kahvaltının bu saatlerde yapılmasının daha yararlı olacağını göstermektedir.

08.00-09.59: Fazla miktarda hormon salınımları gerçekleşir. Bağırsak hareketlilikleri başlar. Vücut direncinin yüksek olduğu saatlerdir.

10.00-10.59: Vücudun en yüksek ısıya ulaştığı saatlerdir. Kan basıncı ve nabzın da yükselmeye başlamasıyla bu saatler kalp hastaları için nispeten riskli olmaya başlar. Zihnin en uyanık olduğu saatlerdir. Önceki saatlere göre daha verimli geçen ve belleklerin de daha güçlü, daha yaratıcı olduğu saatlerdir.

11.00-11.59: Vücut artık tam formundadır. Zihnimiz hızlı çalışma gösterir.

12.00- 13.59: Verimliliğin ve vücut formunun düşmeye başladığı saatlerdir. Dikkatin azalmasıyla vücut dinlenme ihtiyacı hissetme başlar. Safra ve midede asit fazlalaşır, beyindeki kan azalır.

14.00-14.59: Tansiyon ve hormon düzeyi düşmekte bitkinlik hissi artmakta ve diğer saatlere nazaran acı daha az hissedilmektedir. Vücut ısısının da yavaşça düşmeye başlamasıyla öğle uykusuna ihtiyaç duyulur.

16.00-17.59: Kalp ve kas gücünün en yüksek düzeyde olmasından dolayı spor yapmanın verimli olacağı saatlerdir.

18.00-18.59: Pankreas aktifleşir ve karaciğerin dayanaklılığı artar; akşam yemeği yemek için doğru saatlerdir.

19.00-19.59: Vücut ısısının tüm güne kıyasla en yüksek seviyede olmasından dolayı ateşimizin olup olmadığını kontrol etmek için doğru bir zamanlardır.

20.00: Antibiyotiklerin etkisinin arttığı saattir.

21.00: Bu saatin başlangıcında gün ışığının kaybolmasıyla retinamıza düşen ışık yok olur. Bunun sonucunda uyku hormonu olan melatonin salgılanmaya başlar. Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir; bu saatten sonra yenilen yiyecekler sabaha kadar sindirmeden midede kalır.

23.00: Bu saat itibariyle dinlenme saati başlar. Stres hormonu salgılanması durur.

01.00: Vücudun uykuya programlanmasıyla dikkat azalır; dolayısıyla bu saatte yapılan hata ve kaza olasılıkları artmaktadır.

02.00: Görme duyusu ve refleksler zayıflar. Vücut soğuğa karşı hassaslaşır.

saat
sasaat

Nobel Kazandıran Ritim

İsveç’te 1810 yılında kurulan Avrupa’nın en büyük ve en prestijli tıp üniversitelerinden biri olan Karolinska Enstitüsü, Fizyoloji ve Tıp alanlarındaki başarılara göre kişi veya kuruluşlara Nobel Ödülü’nü vermektedir.

2017 yılının Nobel Tıp Ödülü’nün sahipleri ise Sirkadiyen ritmin moleküler çaptaki kontrol mekanizmalarını keşfeden Jeffrey Connor Hall, Michael Rosbash ve Michael Warren Young olmuştu.

Kaynaklar:
https://webmasto.com/biyolojik-saat-nedir
https://web.archive.org/web/20110706013706/http://www.ebiyoloji.org/biyoloji/makaleler/839-insandaki-biyolojik-saat-ritim%EF%BB%BF
https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/nobel-fizyoloji-veya-tip-odulu

Editör: Onur Çamlıca