Takvimler  4 Kasım 1979’u (İran takvimine göre 13 Aban 1358) gösteriyordu. Şahın devrilip İslam Devrimi’nin  gerçekleşmesinin üzerinden 9 ay geçmişti.Tahran’da belki de dünyada bir daha benzeri olmayacak bir olay baş gösterdi.  

ABD’li Diplomatlar Rehin Altında

İslam Devrimi gerçekleşmişti ama Tahran’daki ABD Büyükelçiliği hala aktifti. Aktifti aktif olmasına ama içerisi tam bir casus yuvası gibiydi. Bunun farkında olan devrimci İranlı öğrenciler çılgın bir plan yaptılar ve eylül ayından itibaren elçilik binasını gizli bir takibe alarak işe koyuldular. Elçilik binasını kimler ziyaret ediyor, kimler hangi saatte geliyor, elçilik kaçta açılıp kapanıyor, bina nasıl korunuyor, güvenlikler hangi saatlerde değişim yapıyor ve binayı nasıl koruyor? Gibi soruların hepsini  kendilerini “İmam Humeyni’nin Yolundaki Öğrenciler” olarak adlandıran bu gençler takip edip, not aldılar. Bu çılgın fikir sadece öğrencilere aitti ve henüz kurulalı 7 ay olan devletin hiçbir olandan haberi yoktu.

Aylardır devam eden takip baskına birkaç gün kala yoğunlaştı. Beş kişilik bir grup ABD elçiliğini gören ayrı ayrı binaların çatılarından elçiliği izliyorlardı. Elçilik korumalarının görev yerleri ve zamanları en ince ayrıntısına kadar öğrenciler tarafından biliniyordu. Günler günleri kovaladı ve sonunda o gün geldi.

Çılgın Gençler ABD'li Diplomatları Nasıl Rehin Aldı? 1

4 Kasım 1979 Baskın Günü

Öğrenciler sabahın erken saatlerinde henüz elçilik açılmamışken toplanıp bekleyişe geçtikler. Bir buçuk iki saate yakın bir bekleyişin ardından ABD’li büyükelçiler binaya giriş yapmaya başladılar. Saatler 9:00 gösterirken tüm hesaplamalarından emin olan öğrenciler startı verdi ve tüm dünyayı yerinden oynatan o muhteşem eylem başladı.

Genç bir kız öğrenci elindeki metal kesici ile Büyükelçiliğin etrafındaki zincirleri kırmaya başladı. Elçilik korumaları “bu kadın ne yapıyor?” demeye kalmadan kızlı erkekli yüzlerce öğrenci “Allah-u Ekber” nidalarıyla elçilik binasına hızla daldılar. 

Elçilikte 66 kişiyi esir alan eylemciler, içerideki bütün belge ve evraklara el koyup ABD emperyalizminin İran’da çevirdiği tüm dolapları, yaptığı tüm casusluk faaliyetlerini, içeride hangi hainlerle işbirliği içinde olduğunu basın yoluyla ifşa ettiler.

Günler günleri kovaladı. Öğrencileri içeri hiçbir şekilde polisi veya askeri almadı. Ne kendi devletleri ne de başka bir devletle anlaşma işine yanaşmadı. Tüm Dünya bu olayı konuşurken diplomatlar günlerce içeride tutuldu. Öğrencilerin o sıralar tek yaptığı elçilik binasının balkon ve pencerelerinden “Allah-u Ekber” ve  “Merg ber Emrika” (Amerika’ya ölüm) sloganları atmaktı.

Tüm bu olanlardan tam 11 gün sonra öğrenciler 66 rehineden 14 rehineyi serbest bıraktı. Bu 14 rehineden 13 rehine kadın 1 rehine ise siyahi bir erkekti. Geri kalan 52 rehinenin hepsi erkek ve beyazdı.  

Bu rehine serbest bırakma olayını öğrenciler basın organlarına şu iki mesajla duyurdu;

  1. İslam’ın kadına verdiği değerin büyüklüğü, islam hukukunda savaş halinde bile kadınlara eziyet edilmeyeceği.
  2. İmam Humeyni’nin yolundan giden Müslümanların ezilen halklara destek verdiği ve Beyaz Adam’ın zulmü altındaki milletlerle dayanışma halinde olduğu, ABD’deki siyahiler de Asya ve Afrika halklarıyla kendilerini kardeş gördükleri.

Bu rehin serbest bırakma olayının ardından Temmuz 1980 yılında bir Amerikalı diplomat daha MS (Multiple Sclerosis) hastalığı teşhisi ile serbest bırakıldı ve geriye 51 rehine kaldı.

ABD

ABD Boş Durmuyor

Biliyorum ki içinizden “ee bu kadar olay oluyor Amerika bir şey yapmıyor mu?” diyorsunuz haklısınız yapıyorlar ama başarılı oluyorlar mı? Gelin şimdi olayın Amerika yüzünü anlatayım sizlere.

24 Nisan 1980 günü yani elçilik işgalinden 5 ay sonra ABD “Kartal Pençesi Operasyonu” adı verilen bir operasyonla ABD’ye ait bir grup C-130 askeri nakliye uçağı ve 8 adet RH-53 helikopteri Pakistan ve Afganistan üzerinden gelerek İran’ın doğusuna indiler. Tabii şu an hepimiz ufak çaplı bir savaş hikayesi bekliyoruz ama üzgünüm İran bu konuda kılını bile kıpırdatmıyor çünkü ABD’nin yolladığı iki helikopter kum fırtınası nedeniyle arızalanıyor, üçüncü helikopter de iniş sırasında hasar alıyor.  Helikopterlerden biri de C-130 uçaklarından biriyle çarpışıyor. Kaza sonucu 8 Amerikalı asker ölüyor ve çok sayıda Amerika askeri yaralanıyor. Operasyon böylece iptal ediliyor.

Bu başarısız girişimin ardından ABD Ekim 1980’e kadar bekliyor. Yani elçilik işgali üzerinden bir yıl geçtikten sonra ikinci bir askeri operasyon için hazırlanıyorlar. ABD’nin uzun süre saldırıya geçmemesin sebebi ise geçen seferki hatalara düşmemek. 

ABD bu seferki operasyonu yapacak birlikleri uzun bir zaman eğitip yetiştiriyor.  Operasyonda kullanılacak olan YMC-130 H Herkül tipi uçak, sırf bu eylem için özel olarak dizayn edilip hazırlanıyor. ABD bu sefer her şeyin tamam olduğunu düşünüyor. Fakat yine olaylar ABD’nin düşündüğü gibi olmuyor.

YMC- 130 H Herkül askeri uçağı ardı ardına tatbikatlar yapıyor. Yine bir tatbikat günü 29 Ekim 1980 günü  askeri uçak kendi kendine kaza yapıp düşüyor. Böylece ikinci operasyonda yapılmadan iptal ediliyor.

Rehineler Serbest Bırakılıyor!

Öğrenciler 4 Kasım 1979‘da başlattıkları bu eylemi İran devletinin ve diğer arabulucu devletlerin öğrencilerle yaptıkları görüşmeler ve pazarlıklar sonucu 20 Ocak 1981 günü sona erdiriyor. Yani ABD’li diplomatlar tam 1 yıl 2 ay (444 gün)  öğrencilerin elinde rehin kalıyorlar.

Bu eylemi ölümsüzleştirmek isteyen İran İslam Cumhuriyeti devleti 4 Kasım (13 Aban) gününü resmi bayram ilan etti.

Olayı ne kadar gerçekçi anlatmıştır bilinmez ama “ARGO” filmi bu olayı konu alarak ortaya çıkmıştır. Aşağıdaki videodan filmin fragmanını izleyebilirsiniz. 🙂