Cinsellik her insanın kişisel alanıdır. Kişiye özeldir. Doğduğumuz andan itibaren vücudumuz yaşam içinde kalma adına kendini organize eder. Yeme, içme ve üreme içgüdülerimiz yaşamın ilk anlarından itibaren bizimle büyür. Her bireyin kendine ait (bazı kişileri şaşırtacak derecede olsa dahi) cinselliği ile ilgili bir hayal dünyası, istekleri ve beklentileri vardır. Bu çok olağan bir durumdur. Fakat istek ve beklentiler kişinin kendine veya bir başkasına zarar vermesi halinde olağan dışı olarak nitelendirilir. Patolojik bir hal alır.

Cinsellikte en önemli etken partnerler arası iletişim sıklığının ya da iletişimin olmasıdır. Fakat bir çok ülkede cinsellik hala tabu konular arasında görülür. Yaşanmak istenir fakat konuşulması hoş karşılanmaz.

cinsellik

Peki Bu İşin Doğrusu Nedir?

İnsanın cinselliği ile ilgili neyin doğru neyin yanlış olduğu ile ilgili net bir şey söylemek pek mümkün değildir. Bu kişinin doğduğu yere ya da kültürüne göre değişmektedir. Günümüz Batı dünyası cinselliğin engellenmesini doğru bulmamaktadır. Fakat 19. Yüzyılın başlarına bakıldığında cinselliğe dair her durum aşırı günah sayılıyordu. Özellikle erken çocuklukta fazla mastürbasyonun yetişkin hayatlarına gelindiğinde, çocukluk zamanında fazla enerjiyi boşaltıp cinsel organlarına zarar verdiklerini düşündükleri için tehlikeli görülürdü. Şuan ise çocuklarda görülen aşırı mastürbasyonun aile içi ilgi eksikliğinden olduğunu söyleyebiliriz.

Günümüze gelindikçe, teknolojinin yaygınlaşmasıyla beraber birçok site cinsellikle ilgili paylaşımları, kişilerin deneyimlerini değiştirmeye başlamıştır. Bunun dışında kültür, sanıyorum ki cinsellikle ilgili en önemli yeri kapsıyor. Kimi insanlar cinselliği haz almak ve yaşatmak adına yaşarken, kimi insanlar sadece üremek için cinselliği deneyimliyor. İnsanlar kendi isteklerinden önce etrafın düşüncelerine odaklanmak zorunda bırakılıyor.

Cinsiyet ve Cinsellik

Bu konuya girmeden önce şunu belirtmek isterim ki cinsellikte cinsiyetler arası farklılıklar kadar benzerliklerde vardır. Kadın ve erkek cinselliğini anatomik olarak incelemek mümkündür, farklılıkları da görmek mümkündür. Fakat beklenen cinsellik zaman zaman birbirine benzerdir.

Toplanan geniş araştırma sonuçları erkeklerin kadınlardan daha fazla cinselliği düşündüğü ve arzuladığını belirtmektedir. Kadınlar ise erkeklere oranla cinsel hayatlarında daha çok kendi dış görünüşlerinden utanç duyma halindedir. Bir diğer fark ise kadınların erkeklere kıyasla daha fazla sosyal statüye önem verdikleri görülmüştür. Bunun nedenini ise bazı araştırmacılar, kadınların içgüdüsel olarak “çocuğuma bakabilecek biri mi?” olarak değerlendirmesinden kaynaklandığını söylüyor. Kadınlar, erkekler göre cinsel yaşamlarını daha duygusal olarak yaşamak istediklerini söylüyor.

Tek ülkemizde olmamakla birlikte cinselliğin tüm dünya genelinde, çoğunlukla tabu olarak görülmesi, bir çok iletişim engelini (özellikle çiftler arası) doğuruyor.

Bu konu hakkında ilerleyen yazılarımda konu konu daha ayrıntılı yazmak planlarım arasında.

Unutmayın cinselliğiniz vardır!  

Sevgiyle, sağlıkla kalın…

Kaynak: