Her sene 10 Aralık’ta sahiplerini bulan Nobel ödülünün hikayesini biliyor musunuz? Neden 10 Aralık’ta verilir, Alfred Nobel kimdir? Hadi hepsinin cevabına birlikte bakalım..

Alfred Nobel’in Hayatı

Alfred Nobel, 21 Ekim 1833 tarihinde varlıklı bir ailenin üçüncü çocuğu olarak Stockholm’de dünyaya geldi. O dönemler Nobel’in ailesi, iş hayatında sıkıntılar yaşamaya başladı. Alfred’in babası Immanuel Nobel’in ticari mallarını taşıyan gemisinin batması, ailenin iflas etmesine neden oldu. Yaşanan bu olay sonrasında Alfred Nobel’in kardeşleri Ludvig ve Robert, sokaklarda kibrit satarak ailenin geçimine destek olmaya çalışıyordu.

Tarihler 1842’yi gösterdiğinde ise babası, Finlandiya’dan Rusya’nın St. Petersburg şehrine taşınmaya karar verdi. Burada ufak bir atölye açan Immanuel, ilgi alanı olan mayınlar üzerine çalışmaya başladı. Annesi ise ufak bir bakkal dükkanı işletti. Kurduğu atölye ile yeniden büyük bir iş adamı olan babası, Kırım Savaşı sırasında Rusya’nın mayın siparişlerini karşılamaya başladı ve kısa sürede büyük gelirler elde etti.

Ailenin maddi durumu düzelmeye başlayınca Alfred Nobel de özel hocalardan eğitim almaya başladı. Doğa bilimleri, dil eğitimi ve edebiyatta kendini geliştiren Nobel 17 yaşına geldiğinde Rusça, İsveççe, Fransızca, İngilizce ve Almanca’yı öğrenmiş ve akıcı şekilde konuşabilmekteydi. Bu alanlarda ilgisi olmasına rağmen babasının isteği ile fizik ve kimyada da kendini geliştiriyordu. 
İki yıl boyunca kimya eğitimi için ABD, Fransa, Almanya ve İsveç’te bulunan Alfred, Paris’teyken ünlü kimyager T. J. Pelouze’nin laboratuvarında çalıştı. Burada karşılaştığı nitrogliserinin mucidi Ascanio Sobrero ile birlikte patlayıcı maddeler üzerine araştırmalar yapmaya başladı. Baba mesleği dil bilimi ve edebiyatı yenmiş oldu.

Alfred Nobel’e göre nitrogliserin, basınç ve sıcaklık etkisiyle kolay bir şekilde patlıyordu. Bu durum nitrogliserinin pratik kullanımını sınırlandırmakla kalmıyor, can kayıplarına da neden oluyordu. Bu yüzden bu alanda daha fazla çalışmaya başladı.

1852‘de ailesi tarafından St. Petersburg’a geri çağrılan ve nitrogliserin ile ilgili çalışmalarına burada devam etmeye çalışan Nobel, babasının, Rus ordusunun işletmesinden silah sipariş etmeyi kesmesi nedeniyle, ikinci kez iflas etmesinin ardından kardeşi Emil ve babası Immanuel ile Stockholm’e geri döndü.

Burada da çalışmalarını sürdüren Alfred Nobel, 1864 yılında deney yaparken bir patlama oldu ve kardeşi Emil ile birlikte toplam dört kişi hayatını kaybetti. Bunun üzerine Nobel’in Stokholm şehri sınırları içerisinde çalışma yapması yasaklandı.  Çalışmaları sırasında kız kardeşinin hayatını kaybetmesine neden olmuştu ana araştırmalarını sonlandırmadı ve inatla ortaya bir şeyler çıkarmak için Mälaren Gölü yakınlarında çalışmalarına devam etti.  

Dinamitin Keşfi

Nitrogliserinin pratik kullanımı için yaptığı çalışmaları sonuç veren Alfred, 1864’te dinamit barutunu bulmayı başardı. Bu buluşuyla birlikte, nitrogliserin artık kontrol edilebilir bir patlayıcı olarak dünyaya sunulmuş oldu. Kontrol edilemeyen ve birçok insanın ölümüne neden olan nitrogliserin, Nobel sayesinde kontrol edilebilir bir hale gelmişti.

1877 yılına gelindiğinde Balistit adını verdiği yeni bir çeşit barut keşfetti. Daha sonra da ” dumansız barut” dediği ve eşit miktarlarda nitrogliserinle nitroselüloz karışımından oluşan itici barutu buldu. Bu buluşlarıyla da o dönemde savaşlar yürüten devletlerle işbirliği yapıp bunların satışını gerçekleştirdi. Bu keşiflerle birlikte madencilik alanında büyük bir gelişim yaşandı. Dinamit ile patlatılan maden yatakları daha verimli olmaya başladı ve madenlerin bulunması işlemi çok daha kolay şekilde sağlandı.

Alfred Nobel, dinamitle barutla ilgili araştırmalarına devam ederken, Rusya’da kalan kardeşleri Ludvig ve Robert ise dinamit sayesinde petrol yataklarını kolayca keşfetti. Keşifler sayesinde Kafkaslarda bulunan birçok petrol yatağı, Ludvig ve Robert tarafından işletildi. Bu petrol yatakları sayesinde Nobel ailesi büyük kazançlar elde etti. Bütün aile birbirlerine baya fayda sağlamış oldu.

Sadece petrol yatakları değil, Alfred Nobel’in 20 farklı ülkede kurduğu 100’e yakın şirketi de büyük kazançlar elde ediyordu. Bu şirketlerin birçoğu, silah ve patlayıcı üzerine kurulan şirketler olarak biliniyordu. Birçok ülkenin silah ve patlayıcı ihtiyacı, Alfred Nobel’in kurduğu şirketler tarafından sağlandı.

1888 tarihinde kardeşi Ludvig’in hayatını kaybetmesi, Alfred Nobel için dönüm noktası oldu. Bu olay sonrasında Fransız gazetelerinde “Ölüm taciri, öldü! ” manşeti atılmıştı. Fransız gazeteleri Ludvig’in ölümünü, Alfred Nobel öldü diye sunmuşlardı. Ortada büyük bir yanlışlık olsa da, kendisinin öldükten sonra bu şekilde anılacak olması, Nobel’i büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Gazetede “İnsanları hiç olmadığı kadar hızlıca öldürmenin yollarını bularak zengin olan Dr. Alfred Nobel, dün öldü. ” yazıyordu.

Patlayıcı imalatı üzerine birçok şirketi bulunan Alfred Nobel, buluşlarının insanların ölümüne neden olması ve savaşlarda kullanılması nedeniyle büyük bir üzüntü içine girmişti.

Genel olarak düşünceli haliyle tanınan Alfred, dinamit ile ilgili şunları söylüyordu;

Dinamiti bulan adamı -beni- barış dostu olarak görenler benimle alay edeceklerdir. Varsın öyle olsun.. Madem insan aklını dinlemiyor, öyleyse o kadar korkunç bir öldürme aracı bulunmalı ki, insanlık korku ve korunma içgüdüsü ile barışı seçsin.

Ölmeden önce yazdığı vasiyette, bir dernek kurulmasını ve bilim adına önemli işlere imza atan insanlara ödüller verilmesini istiyordu. Vasiyete göre; ödüller her yıl fizik, kimya, tıp veya fizyoloji, edebiyat ve barışa hizmet alanlarında her yıl alanlarında en önemli işleri başaranlara verilecekti. Nobel’in vasiyeti ilk başta tartışmalara sebep olsa da 1900 yılında İsveç hükümetinin desteğiyle Nobel Vakfı kuruldu ve ertesi yıl ilk ödüller verildi. Hiç evlenmeyen Alfred Nobel, öldükten sonra “Ölüm taciri” olarak anılmak istemediğinden dolayı servetini de oluşturduğu Nobel Vakfı’na bağışlamıştı.

Toplamda 355 patenti bulunan Alfred Bernard Nobel, 10 Aralık 1896’da İtalya’da hayatını kaybetti. Her 10 Aralık’ta Nobel’in ölüm yıldönümünde ödüller sahiplerine teslim ediliyor.

Vasiyeti;

Ardımdan bıraktığım gayrimenkul ve servetimin tamamı, aşağıdaki şekilde dağıtılacaktır. Kapital, emniyetli bir şekilde fonda toplanmalıdır. Bu fonun geliri her yıl insanlığa en büyük hizmeti yapan kişilere dağıtılmalıdır. Bu gelir beş ana bölüme ayrılmalı ve aşağıdaki şekilde dağıtılmalıdır. Bir kısım fizik sahasında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir kısım kimya sahasında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir kısmı fizyoloji ya da tıp alanında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir kısım edebiyat sahasında en büyük eseri yazan kişiye verilmelidir. Bir kısım milletlerarası barış ve kardeşlik için en büyük çalışmayı yapan kişiye verilmelidir. Fizik ve kimya konusundaki keşifler, İsveç İlim Konseyince değerlendirilmelidir. Tıp konusundaki çalışmalar Stockholm’deki Caroline Enstitüsü tarafından değerlendirilmelidir. Edebiyat ve barış konusundaki mükafatlar Norveç parlementosu tarafından seçilen beş kişilik bir heyet tarafından değerlendirilmelidir. En büyük ve kesin arzum mükafatlar adaylara dağıtılırken kesinlikle milliyet ayrımı yapılmamasıdır. En mühimi, mükafatı alacak şahıs bir İskandinavyalı da olabilir, olmayabilir de.

27 Kasım 1895, Alfred Nobel…

Her buluş faydalı bir şeye yol açmıyor maalesef, belki o ölüm ilanı haberi olmasa Nobel vicdan azabı çekmeyecek ve o vakıf hiç kurulmayacaktı. Neyse ki, o vakıf kurulmuş. Birçok bilim insanının hayalidir nobel ödülü, bu ödüller için daha çok kadın isimlerinin çıkması dileğiyle. Bilimle kalın 🙂