Hepimizin de bildiği üzere her canlının belirli bir genom yapısı ve bu yapıya ait bir sistemimiz var. Her geçen gün bilime katkısı olan bu yapının tarihini merak ettiniz mi? Çok uzak bir tarih değil, 1953 yılında DNA’yı keşfeden Francis Crick ve James Watson gerçekten Rosalind Franklin’e haksızlık yapmış olabilir mi? Bu bilim insanlarının hayatlarına baktığımızda neler olmuş bu yazıda bundan bahsetmek istiyorum.

Francis Harry Compton Crick Kimdir?

Francis Harry Compton Crick 8 Haziran 1916 yılında Northampton yakınlarında doğmuştur. Crick İngiliz bir moleküler biyologdur ve daha spesifik olarak biyofizik ve sinirbilim üzerinde çalışmalar yapmıştır. Crick önemli bir bilim insanıydı ve keşfedilen DNA sarmal yapısını ortaya çıkarmakta çok önemli bir rol oynadı. Kariyerinin geri kalanında J.W. Kieckhefer California, La Jolla’daki Salk Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü’nde seçkin araştırma profesörü olarak daha sonraki çalışmaları olan sinirbilimi üzerine odaklandı ve ölene kadar insan bilincinin bilimsel çalışmasını ilerletmek için çabaladı. Crick 28 Temmuz 2004 yılında California’da kolon kanserinden hayatını kaybetti.

dna

James Dewey Watson Kimdir?

James Dewey Watson 6 Nisan 1928 yılında Chicago’da doğmuştur. Watson, Amerikalı bir moleküler biyologdur ve zooloji üzerine çalışmalar yapmıştır. Watson lisans eğitimini Chicago Üniversitesi’nde yaptıktan sonra Indiana Üniversite’sinde 1950 yılında doktora eğitimini tamamlamıştır. Watson, 1968’de DNA’nın da keşfedildiği Cold Spring Harbor Laboratuvarı’nın (CSHL) müdürü olarak görev yaptı ve bu laboratuvar Watson’ın araştırma ve finansman düzeyini ciddi oranda arttırdı. CSHL’de çalışma alanını kanser olarak değiştirdi ve bu değişim çalışma ortamının moleküler biyolojide bir dünya lideri haline getirdi. 2019 yılında zeka ile ırk arasında genetik bir bağ olduğunu iddia eden düşüncelerin konuşulduğu bir belgesel yapıldıktan sonra CSHL ile tüm bağlarını kopardı. Watson, 2003 yılında insan genomunu haritalandırma görevini tamamlayan İnsan Genomu Projesi’nin kurulmasını yardımcı olmuştur. 

DNA’nın Keşfi: Crick ve Watson 1

DNA Keşif Savaşları

Crick ve Watson, Rosalind Franklin tarafından yapılan X-ışını kırınımın olduğu ve “Fotoğraf 51” olarak adlandırılan çalışmanın sonuçlarını kullanarak DNA’nın sarmal yapısı için bir model geliştirdiler. Franklin tarafından elde edilen “Fotoğraf 51” deneysel olarak geliştirilen bilgilerin önemli bir parçası haline geldi. Alexander Stokes ve Wilkins isimli bilim insanları DNA için X-ışını kırınım verilerinin sarmal bir yapıya sahip olduğuna karar verdiler ancak Franklin bu sonuca itiraz etti. Bu sonuç, ilk defa Linus Pauling tarafından tanımlanan alfa heliks yapısındaki proteinler için uyumluydu. Daha sonra Franklin DNA hakkında yaptığı çalışmaları anlattığı bir konuşmaya katılan Crick ve Watson, hatalı bir DNA modeli üretti. Bunun sebebi ise Pauling, hem teorik olarak hem de deneysel olarak Watson ve Crick’in önündeydi ve kendilerinden önce DNA’nın yapısını çözmesinden endişe ediyorlardı.

DNA’nın Keşfi: Crick ve Watson 2

Crick ve Watson DNA’yı Keşfetti!

Bütün bu hırs, azim, başarı ve çok daha fazlasının sonucunda 25 Nisan 1953 yılında DNA tam anlamıyla keşfedildi. Nature dergisinde yayınlanan makale sonrasında her yerde konuşulan DNA modelini destekleyen 5 makale daha yayınlandı. Bunlardan biri Franklin’in makalesiydi ve kendi X-ışını kırınımları verilerini ve analiz yöntemlerinden bahsetiyordu. Derginin aynı sayısında Wilkins ve arkadaşlarının makalesi DNA’yı keşfeden iki bilim insanını destekler nitelikteydi. 1962’de Rosalind Franklin’in ölümünden sonra Crick ve Watson Nobel Ödülü’nü kazandılar. O zamanlarda ödülü sadece yaşayan kişiler kazandığı için iki kişinin adına verildi.

Rosalind Franklin’e Yapılan Haksızlık

Rosalind Franklin X-ışınları konusunda adından çokça söz ettirmiş bir bilim insanıdır. Olaylara Rosalind Franklin açısından bakacak olursak; Rosalind Franklin çalışmaları sırasında kullandığı fotoğraf sayesinde aslında günümüzde DNA’nın varlığını biliyoruz diyebiliriz. Asıl haksızlık şurada başlıyor ki; Crick ve Watson, Nature’de yayınladıkları makalesinde bu fotoğraftan hiç bahsetmiyorlar. Eğer bahsetselerdi bu sefer Franklin’in adını makalede geçirmek zorunda kalacaklardı. Onun yerine sadece makale sonuna “Dr. Franklin ve arkadaşlarının deneysel sonuçlarındaki genel bilgilerden ilham aldık.” olarak bir kısım ekliyorlar. 1956 yılında kanserden ölen Rosalind Franklin Nobel Ödül töreninde yer alamadı ve yapılan konuşmada adından hiç söz edilmedi. Aynı zamanda 1967 yılında James Watson tarafından yazılan İkili Sarmal kitabında Rosalind Franklin’i saldırgan ve cinsiyetçi ifadelerde aşağılamaktadır.

Bilim adına büyük bir devrim yaratan DNA’nın keşfi her ne kadar bilim dünyasında bir çağ açsa da yapılan haksızlıklar bazen moralimizi bozabiliyor. Günümüzde hala 25 Nisan DNA Günü olarak kabul edilmektedir.