Geçtiğimiz hafta Ege Denizi’nde meydana gelen 6.9’luk bir depremle sarsıldık. Bu deprem sadece fiziksel bir sarsılma değildi, birçok açıdan bize bazı gerçekleri de hatırlattı. Türkiye, geçmişte doğal afetlerden, özellikle de depremden kaynaklı binlerce canını kaybetmiş bir ülke olmasına rağmen henüz bu gerçekle yaşamayı öğrenemedik ve sanırım birçok insanın en büyük korkusu depremde göçük altında kalmak. Hiç kimse evinin veya iş yerinin güvenliğinden emin değil.

deprem

Depremlerden korkarken bir gerçekle daha yüzleştik İzmir depreminde: tsunami. Henüz depremle yaşamayı öğrenememiş, basit sellerde bile bir sürü canını kaybeden bir ülke… Bu gerçeklik konusunda ne yapacak sizce?

Geçmişten günümüze Türkiye’de meydana gelen tsunami örnekleri ise şöyle:

Küçük Kıyamet olarak bilinen 1509 İstanbul depremi, Marmara Bölgesi’nde gerçekleşmiş olan en büyük ve en yıkıcı depremlerden biridir. Depremin ardından oluşan ve yüksekliğinin 6 metreyi aştığı belirtilen dalgalar, şehrin surlarını aşarak güzergahları üzerindeki semtlere ağır zararlar verdiği kayıtlarda yer almıştır.

tsunami

İstanbul’da 1999 İzmit depreminden önce hissedilen en şiddetli deprem olan “Büyük Hareket-i Arz”, 1894 depreminin merkezi civarında deniz sularının dalgalandığı ve bazı yerlerde kıyıdan 50 m kadar çekildiği tarihsel kaynaklarda belirtilmiştir.

doğal afet

1999 Gölcük depreminde denizin depremden hemen önce çekildiği ve deprem meydana geldikten sonra ise tsunami dalgaları oluşarak (maksimum yükseklik 2.9m) kıyı kesimlerde su baskınlarına ve göçmelere neden olduğu ortaya çıkmıştır.

Doğal Afet Mi? Tevekkül mü? 1

Öncelikle bizim için yeni olan tsunami kavramını anlamamızı istiyorum çünkü hepimiz İzmir depreminde yaşanan olaylardan önce tsunami denildiğinde Japonya’da meydana gelen tsunami görüntülerini hatırlıyoruz, metrelerce dalgaların şehri baskına uğrattığını gözümüzde canlandırıyoruz.

Bir Doğal Afet: Tsunami

Tsunami Nedir?

Tsunami; okyanus ya da denizlerin tabanında oluşan deprem, gök taşı düşmesi, deniz altındaki nükleer patlamalar, volkan patlaması ve bunlara bağlı taban çökmesi, zemin kaymaları gibi tektonik olaylar sonucu denize geçen enerji nedeniyle oluşan uzun periyotlu deniz dalgasını temsil eden bir kavramdır.

Nasıl Oluşur?

Tsunami, okyanusta rüzgarın neden olduğu bir yüzey dalgasından farklıdır. Derin suda rüzgarın oluşturduğu dalgalar yalnızca yüzeye yakın su hareketine neden olurken bir tsunaminin geçişi, suyun yüzeyden deniz tabanına hareketini içerir. İlginç bir şekilde bu, tsunaminin hızının rüzgarın oluşturduğu dalgaların aksine daha derin suda daha yüksek hızlarla su derinliği tarafından kontrol edilmesine neden olur.

Sonuç olarak, bir tsunami karaya yaklaştıkça yavaşlar ve gittikçe sığ suya ulaşır ve birbirini izleyen dalga zirveleri arasındaki mesafe azalır. Dalganın içindeki toplam enerji değişmediğinden enerji dalga yüksekliğini (veya genliğini) artırmaya aktarılır. Buna dalga gölgeleme denir.

Tsunamiler, deniz tabanı aniden deforme olduğunda ve üstteki suyu dikey olarak yer değiştirdiğinde oluşabilir. Tektonik depremler, Dünya’nın kabuk deformasyonu ile ilişkili belirli bir deprem türüdür. Bu depremler denizin altında meydana geldiğinde deforme olmuş alanın üzerindeki su denge konumundan çıkar.

Doğal Afet Mi? Tevekkül mü? 2
https://www.abc.net.au/news/2016-11-22/anatomy-of-a-tsunami/8045688?nw=0

Tsunamiler denizde küçük bir dalga yüksekliğine ve çok uzun bir dalga boyuna sahip olabilirler. Bu yüzden genellikle denizde fark edilmeden ve normal deniz yüzeyinin genellikle yaklaşık 300 milimetre üzerinde hafif bir şişlik oluştururlar. Herhangi bir gelgit durumunda bir tsunami meydana gelebilir ve gelgitlerde bile kıyı bölgelerini sular altında bırakabilir.

Kısacası bir tsunami oluşması için deniz dalgalarının metrelerce yükselmesi gerekmez. Tabi ki deniz/okyanus zemininde oluşan her deprem de tsunami oluşturmaz ancak dikey kırılmaların meydana geldiği depremlerde tsunami olma olasılığı vardır. Bu da bizlere İstanbul depreminde tek sorunumuzun yıkılan binalar olmadığını aynı zamanda Marmara Denizi’ne yapılan yapay dolgularında insanlara mezar olacağını gösteriyor. Öngörüler oldukça iç karartıcı, onlardan da bahsederek içinizi daha da karartmayacağım.

Doğal afetler, dünya kurulduğundan beri var. Hatta pangea (tek kıta) depremler sayesinde bugünkü halini alarak kıtalara bölündü. 2020 yılında tüm dünyada deprem ve tsunami sonucu ölen kişi sayısı toplam 159. Türkiye’de meydana gelen Elazığ ve İzmir depremlerinde ölenlerin sayısı ise 146. Bu acı bir tablo maalesef ve ölümün doğal afetlerden gelmediğini gözler önüne seriyor.

Kaynakça: 1, 2, 3, 4

Editör: Berfincan Doğan