Hubble Uzay Teleskobu’nu (HUT) duymayanımız yoktur sanırım. HUT hayati öneme sahip, astronominin yükünü taşıyan en önemli araştırma araçlarından biridir. 1990 yılında fırlatılmasından bu yana kozmoloji çalışmalarında en önemli araçlardan biri haline gelmiştir.

uzay

HUT, 20. Yüzyılın en önemli astronomlarından biri olan Edwin P. Hubble’ın adını taşımaktadır. Peki Edwin Hubble, adının astronomi çalışmalarındaki en önemli teleskoplardan birisine verilmesini nasıl sağlamıştı? Kısaca söylemek gerekirse, evrendeki gök cisimlerinin birbirlerinden uzaklaştığını keşfetmiş ve evrenin sabit olmadığını, genişlemekte olduğunu göstermiştir.

Doppler Etkisi

Evren’in genişlemesi çoğunlukla şişirilen bir balon benzetimiyle anlatılır. Evren’i üzerinde noktalar olan bir balon olarak hayal edelim. Balon şiştikçe noktalar arasındaki mesafe artacaktır. İşte evrenimiz tıpkı bu balon örneğinde olduğu gibi genişlemektedir ve galaksi kümeleri de noktaların aralarındaki mesafelerin açılmasına benzer bir şekilde birbirlerinden uzaklaşmaktadır.

Doppler Etkisi ve Genişleyen Evren Modeli 1

Hubble bu durumu Doppler Etkisi olarak bilinen bir olguyla açıklamıştır. Bu etki, ışık/ses dalgalarının gözlemciye doğru hareket halindeyken daha yüksek dalga boyuna yada daha yüksek frekansa sahip olduğunu ve gözlemciden uzaklaşırken daha düşük dalga boyu ve frekansa sahip olduğunu ifade eder. Doppler etkisini açıklamak için sık kullanılan ifadelerden birisi ambulans örneğidir; ambulans sesinin bize yaklaşırken farklı, bizden uzaklaşırken farklı ses çıkarması.

Doppler Etkisi

Işık dalgalarında, ışığın spektrumu frekansın artmasıyla maviye, azalmasıyla kırmızıya kayar. Hubble uzak galaksilerden gelen ışığı, spektroskop kullanarak spektrumuna ayırmış ve bu şekilde pek çok galaksinin spektrumunun kırmızıya kaydığını, yani bizden uzaklaştığını keşfetmiştir. (Spektrum: Işığın bir prizmadan geçirilmesi ile elde edilen bütün renk ve dalga boylarını içeren çizgiler.)

Karanlık Enerji

Edwin Hubble’ın 1929 yılında Doppler etkisini kullanarak evrenin genişlediğini ispatlamasının ardından bu genişleme hızının ne kadar olduğu sorgulanmaya başlandı. Yapılan ölçümler sonucu bu hızın sabit olmadığı ortaya çıktı, evren sürekli artan bir hızla genişlemekteydi. Bilim insanları bu ivmeli hareketi açıklayabilmek için kütle çekiminin zıttı şekilde davranarak evrenin genişlemesine sebep olacak yeni bir enerji türü tanımladılar: Karanlık Enerji. Evrenin yaklaşık %68’inin karanlık enerjiden oluştuğu düşünülmesine karşın onun hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz ve tespit edilebilecek bir ışıma yapmadığı için gözlemleyemiyoruz.

Yararlanılan Kaynaklar:

  1. Evren 101-Carolyn C. Petersen
  2. Hiçbir Fikrimiz Yok-Jorge Cham&Daniel Whiteson