Hepimizin hayalleri ve hedefleri var. Bunlar büyük -okula geri dönmek ve lisans diploması almak- ya da küçük -hafta da bir kitap bitirmek- hedefler. Peki sizi bu hedeflere ulaşmaktan alıkoyan ne? Neden bazılarını başarıyla tamamlarken bazıları aylarca ve hatta yıllarca yapılacaklar listenizden size pis pis bakmaya devam ediyor? Bunun sebeplerinden birisi ulaşılabilmesi imkanlı ve gerçekçi hayaller kurmuyor oluşunuz olabilir. Bunlar bu yazının konusu değil.

Dünyadaki en işlevsel ve gerçekçi hedeflere sahip olabilirsiniz ancak kendinizi sabote etmeyi alışkanlık haline getirdiyseniz bilin bakalım ne oluyor? Hedefe ulaşma şansınızı daha başlamadan bitiriyorsunuz.

Bu kendini sabote etme yöntemleri istediğiniz yere ulaşmanızı, düzeltmeniz gerekenleri düzeltmenizi ve aslında istediğiniz kişi olmanızı engelleyebilir. Ne istediğinizi biliyor olabilirsiniz ve onu elde etmek için izlemeniz gereken yoldan oldukça emin olabilirsiniz ancak kendini sabote etme döngüsü içinde sıkışıp kalmış olmak nadir görülen bir durum değil. Aşağıdaki özelliklerin kendinizde olduğunu düşünüyorsanız siz bir öz sabotajcısınız. Bunların üstesinden nasıl gelebileceğinizi öğrenmenin yolları ise yazıda sizi bekliyor.

1. Sürekli Keşkeleri Düşünmek Ve Takılı Kalmak

Hepimiz yaptığımız (keşke bu ilişkide kendimden bu kadar ödün vermeseydim) ya da yapmadığımız bir şeylerden (keşke o iş teklifini kabul etmiş olsaydım) pişmanlık duyarı. Bazen de kontrol dahi edemeyeceğimiz, farklı olmasını dileğimiz şeyler hakkında “keşke” oyununu oynarız. Keşke farklı ebeveynlerle büyümüş olsaydık, keşke daha yetenekli olsaydık, keşke daha güzel/yakışıklı olsaydık…

Bu düşünceler bizi on yıllar boyunca takip eder. Onlarla ilgili sorun bizi eyleme geçirmemeleridir. “Keşke” fantezilerimizi tekrar tekrar ziyaret etmek bizi hiçbir şey yapmamaya devam ettirir. Bir zaman makinesine sahip olmadığımız ve etrafımızdaki insanları da kendi istediğimiz gibi değiştiremeyeceğimiz gerçeğini göz önüne alırsak bu düşünceleri şımartmaya devam etmek bize hayal kırıklığından başka bir şey getirmez. Bize ilham vermez, eyleme geçmeye veya problem çözmeye teşvik etmez. Daha da kötüsü sürekli keşkelerimizin üzerinde durmak bunları değişmeyen bir düzen haline getirebilir.

Yapılmış olanı kabul etmekle birlikte bu gerçeği gelecekteki eylemlerinizi etkilemek için kullanarak keşkeyi farklı bir düşünce yapısına çevirin. “X bu şekilde, ancak Y şu şekilde olabilir.” veya “Geçmişimi geri alamıyorum, ancak geleceğimi etkileyebilirim.” veya “X’den bir şey öğrendim, Y’yi ondan öğrendiğim şeylerle daha iyi planlayıp geliştirebilirim.” Bunların her biri keşkeyi yeni, daha işlevsel bir düşünce yapısına çevirmektedir.

2. Kendi Düşüncelerinden Korkmak

Bir düşüncenin üzerinizde daha etkili olacak gücü kazanmasını sağlamanın en kolay yolu onu tüm gücünüzle bastırmaya çalışmaktır. Bazen bunu yaparız çünkü düşüncelerimiz bizi korkutur ya da onlara sahip olmaktan suçluluk duyarız. “Bu hafta nişanlımla ettiğimiz üçüncü kavga, ya yanlış kişiyi seçtiysem?” “İş arkadaşım projede üstüne düşen sorumluluğu almıyor ama o tatlı bir insan ve iyi bir arkadaş, sorun çıkarmasam daha iyi”.

Öz

Bir düşünceyi bastırdığınızda onu şu işleme koyma şansınız olmaz: onu anlamak, hissetmek ve belki de sonunda mantıklı olmadığına karar vermek. İronik olarak beyninizin söyleyeceklerinden korktuğunuz düşüncelerin etrafından dolaşmaya çalışmak onlara çok daha fazla önem verdirir. Bu, obsesif düşünme ile mücadele eden insanların ayırt edici özelliğidir. Bu insanlar, yapışkan düşüncelerinden kurtulmak için verdikleri savaşta umutsuzca sıkışıp kalıyorlar çünkü ilk etapta onlara sahip olmaktan dolayı aşırı endişeliler. Ancak bu savaşta sıkışıp kalmak sizi ileriye götürmez.

Düşüncelerinizle ne kadar fazla savaşırsanız onlar üzerinde çalışma ve üstesinden gelme fırsatından kendinizi o kadar mahrum eder ve kendinizi olumsuz bir döngünün içinde kilitli tutmaya devam edersiniz. Düşüncelerinizi kabul etmeyi ve onlarla yüzleşmeyi, sadece düşünce olduklarını kendinize vurgulamayı ve bu şekilde etiketlemeyi deneyin. Örneğin “Nişanlanmanın hata olduğunu düşündüm. Bu muhtemelen çok stresli olduğum için. Bu düşünceden korkmam gerekmiyor. Biraz dinlenip işteki bu kötü haftayı aştıktan sonra hala böyle hissedip hissetmediğime bakacağım. Eğer hissediyorsam o zaman ilerisi hakkında düşüneceğim.”

3. Duyguları Gömmek

Öz

Rahatsız edici düşüncelerden kaçınmanın yakın kuzeni, kabul edilemez olduğu düşünülen duyguları gömmeye veya maskelemeye çalışmaktır. Birçok insan duyguları kabul etmenin onları olur olmaz yerlerde ve biçimlerde açığa çıkarmak anlamına geldiğini düşünüyor ama kendinize bir şeyler hissetmek için izin vermek bunları tüm dünyaya haykırmakla aynı şey değil. Aslında onları kabul edip ilk etapta üzerlerinde çalışıp anladıysanız duyguları uygunsuz şekillerde ortaya çıkarmanız daha az olasıdır. Çoğu zaman duyguları suçluluğa (Kız kardeşime kilom hakkında yaptığı yorum yüzünden kızgınım ama o tatlı bir insan ve benim için çok şey yaptı. Bunun hakkında dırdır etmeye hakkım yok.) ya da korkuya (Eğer ilişkimin bitmesi yüzünden kendime üzülme izni verirsem o kadar dağılacağım ki depresyona gireceğim ve hiçbir şey yapamaz hale geleceğim.) gömeriz.

Ancak duygular gizlendiğinde büyür de büyür ve insanları içeriden dışarıya çürütmeye eğilimlidirler. Kendi kendilerine gitme eğilimi göstermezler çünkü biz onları içeride tutmak için çaba harcıyoruzdur. Duygularınızı kabul etmek onların kontrolden çıkmasına neden olmaz ancak tam tersi hiç istemediğiniz anlarda büyük patlamalara yol açabilir.

4. Yarın Başlamak

Öğleden sonra saat üç oldu ve çok az iş yaptın. Çoğu zaman buna verilen doğal tepki günün geri kalanında yapılması gerekenleri terk etmek ve yarının güzel, boş sayfasını gözünde canlandırmak ama yarın asla gözünüzde canlandırdığınız gibi olmayacak. Eğer sürekli yarına biriktirmekle zaman harcarsanız, kazanmak istediğiniz alışkanlıkların ve yapmak istediğiniz değişiklerin çok uzağında kalmaya devam edeceksiniz çünkü yarın sürekli hareket halinde olan bir hedeftir, ıskalamanız olasıdır. Oysa bugünün üzerindeki bütün güce şuan sahipsiniz.

Öz

Eğer motive olmak için temiz bir sayfaya ihtiyaç duyan biriyseniz bu sayfanın yarın olması gerekmez. Neden bir saat sonra olmasın ya da on beş dakika? Daha da iyisi, keyfi olarak takvim sayfasının ters çevrilmesiyle açılan yeni bir boş sayfa belirlemek yerine davranışlarınızla gerçek ve anlamlı bir temiz sayfa oluşturun. Hızlı bir yürüyüşe çıkın, kısa bir meditasyon yapın, bir arkadaşınızla hızlı bir sohbet gerçekleştirin, nefes egzersizleri yapın, sizi güldüren beş dakikalık bir video izleyin. Bunların her biri zihninizi ve üretkenliğinizi aslında burada olmayan ve sizi asla sürücü koltuğuna oturtmayacak olan belirsiz yarından daha iyi bir şekilde sıfırlamanıza yardımcı olabilir.