Bugünkü medeniyetimizi şekillendiren onlar, binler hatta yüz binlerce icat ve buluş var. Her zaman bu icatlardan hangisinin diğerlerinden daha önemli olduğuyla ilgi bir tartışma, bir münakaşa insanların gündeminde olmuştur. Bugün aslında o kadar gözümüzün önünde olmasa da, bir hayli önemli olan ve bazı tarihçilere göre medeniyetimizi borçlu olduğumuz 3 icat ile ilgili konuşacağız.

Ev Eşyaları

eşya

Yüzlerce yıldır soğuğun yiyecekleri taze tuttuğu belli medeniyetlerce bilinmekte ama bir alandaki sıcaklığı 0 dereceye yakın tutup bunu sürekli bu şekilde sağlayacak teknoloji 18.yy ortasına kadar maalesef gelişmedi. 1748 yılında William Culler buharlaştırılmış dietil eterin vakumlanmasıyla bir sistem geliştirdi ama bu icat yaygınlaşmadı. Aynı şekilde Oliver Evans 1805 yılında bir sistem tasarladı ama bu yapıyı inşa etmedi fakat benzeri bir sistemi elektiriğin babalarından olan Faraday 1820 yıllında inşa etti. Ama tüm bu icatlara rağmen literatürde “buzdolabının yaratıcısı” olarak geçen isim Jacob Perkins -vaktinde Oliver Evans ile çalışmış biri- bugünkü soğutma sistemlerine benzer sistemle ilk buzdolabını yarattı. Buzdolabının tam olarak bugünkü haline gelmesi ise neredeyse 100 yılı aldı. Bu süreçte mekanik sistemlere ve hava temelli soğutmayı bünyesine katan buzdolabına son noktayı hepimizin bildiği fizikçi Albert Einstein koydu. Yaptığı sistemle buzdolabındaki çoğu mekanik parçayı çıkarıp buzdolabını aşırı verimli hale getirdi. Bildiğiniz üzere bugünlerde evlerde en az enerji harcaya eşyalardan biri de buzdolabıdır. Peki buzdolabı niye bu kadar önemli?

grafik

Bildiğiniz üzere eskiden besinler büyük kilerlerde toplanıyordu ve neredeyse evin yarısını kilerler oluşturuyordu. Kilere koyulan şeylerde genelde meyve sebze olmuyordu ve bu yüzden senenin büyük çoğunluğunda insanlar taze yiyecekten, vitaminlerden mahrum kalıyordu. Aynı şekilde taze olmayan etler de salgınlara sebebiyet veriyordu. Bu gibi şartlar yüzünden çok fazla insanın bir aradığı yaşayabileceği apartmanlar inşa etmek imkansızdı. Ayrıca üniversite gibi yiyecek üretmeyen kurumların beslenmesini sağlamak maliyetliydi, bu yüzden bu kurumlardaki öğrenci sayısı bir hayli düşüktü. Buzdolabıyla birlikte mega şehirler, büyük kurumlar oluşabildi ve insan beslemenin maliyeti düştü. Ayrıca taze gıda tüketiminin artmasıyla salgın sayıları azaldı. Başka bir açıdan bakmak gerekirse kimyevi ilaç sektörü genelde bitkilere dayanır ve bunları taze tutmak gerekir. Eski çağlarda bunu yapmak zor olduğu için ilaç malzemeleri doğadan ihtiyaç olunca toplanıyor, seri üretime izin verecek şartlar sağlanmadığı için ilaç stokları oluşturulamıyordu. Buzdolabının icadı ve çeşitli nedenlerle birlikte bu şartlar sağlandı, büyük bir nüfus patlaması yaşandı. Bu nüfus patlaması büyük bir iş gücü sağladı ve aydınları besleme maliyetini düşürdü. Bu sayede bilim ve sanatla uğraşan insanların üretmek için başkalarından para almasına ihtiyaçları kalmadı, kaldıysa bile geçimlerini sağlamak daha kolay olmuştu artık. Bu sayede aydınlandık, bu sayede bugün insanlık altın çağını yaşıyor, en azından kaynak olarak.

Çamaşır Makinesi

kadın
2.Dünya Savaşı Döneminde Kadın İş Gücüne Destek Propaganda Resmi

Çamaşır makinesi çoğu diğer elektrikli icat gibi 20.yy’da aktif olarak kullanılmaya başlandı. Çamaşır makinesinin aslında topluma sadece bir etkisi oldu ama o kadar büyük bir etkiydi ki bugün bu etkinin dallarından kaynaklanan bir ton yeniliğin keyfini sürüyoruz. Kadınlar 20.yy’a kadar değersizdi, en özgür kadın bile ev işlerini yaptıktan sonra kalan zaman kadar özgürdü. 20.yy’da özellikle 2.Dünya Savaşı’nda kadınların askeriyeye bağlı memuriyetlere alınmasıyla kadınların çalışabileceği ve sosyal yaşama katılabileceği anlayışı şekillenmişti ama hala koşullu bir özgürlüktü bu. Bu dönemde ortaya çıkan çamaşır makinesi kadınların en çok zaman harcayan ev işlerinden olan çamaşır yıkamayı aşırı pratikleştirerek kadınlara çalışmak, fikir alışverişinde bulunmak, cinsel devrimi gerçekleştirmek ve daha da önemli örgütlü mücadeleye katılmak için gereken zamanı tanımış ve bu sayede kadın bugün ev işinin sadece kendisinin işi olmadığını kavrattırmıştır. Bu sayede dünyadaki aktif çalışan insan potansiyeli iki katına çıkmış, iki ebeveyni olan çocuklar okul eğitimini sadece babadan almayı bırakmış ve ailede dişinin değeri -hala yeteri kadar artmamış olsa da- artmıştır. Tabi ki bu ilerleme tek bir adımda olmamıştır, sadece çamaşır makinesi bu kadar büyük etkilere sebep olması mantık dahilinde değildir, doğum kontrol hapları, kürtaj gibi etkenler de ciddi önem arz etmektedir ama bu aletin evlere girmesiyle kadınlara yüklenen ev işlerini 3 parça tenekenin bile yapabileceği, kadınların potansiyelinin bundan çok daha büyük olduğu ortaya konmuştur. Adeta kadınlar yüzyıllardır ellerinden alınan insanlık hakkını bu makinenin gelişiyle şahlanarak yeniden kazanmaya başlamış, erkeklerle denk olduklarını kanıtlamaya başlamışlardır.

https://www.britannica.com/biography/James-Prescott-Joule#ref266741

https://www.livescience.com/57797-refrigerator-history.html

L’Osservatore Romano

https://medium.com/@mrsoydan90/dünya-nüfusu-gerçekten-7-milyar-mı-5fbe5cf345b8