Bilgiyi hızla yayma ve bir başkasının görüş noktasından dünyayı algılayabilme gibi sadece insana özgü becerilerimiz gelişmiş düzeydeki ayna nöronu sistemiyle ilişkilendiriliyor. Daha önceki yazılarımızda ayna nöronlarının çalışma prensibine değinmiştik. Şimdi ise düşünsel apraksi ve otizm olgularından yola çıkarak eylem ile algı boyutunda ayna nöronu sistemini inceleyeceğiz.

Düşünsel Apraksi Nedir?

Oksipital loblar (görme), parietal loblar (dokunma) ve temporal loblar (işitme) arasında uzanan IPL (inferior parietal lob) tüm duyusal birimlerden bilgi alacak şekilde stratejik bir konuma sahiptir. Ayna nöronları IPL etrafında çok fazla bulunur. IPL’nin üst kısmında yer alan supramarjinal girus insana özgü bir yapıdır ve bu yapıya gelecek herhangi bir hasar ideomotor apraksi (işlev yetimi) olarak adlandırılan rahatsızlığa sebep olur.

apraksi

Apraksi sahibi birey, dili anlamak ve kullanmak da dahil olmak üzere zihinsel olarak gayet normaldir. Ancak kendisinden “Duvara çivi çakıyormuş gibi” basit bir eylemi taklit etmesi istenildiğinde, hepimizin yapacağı üzere hayali bir çekici elinde tutuyormuş gibi yapmak yerine,  elini yumruk yapıp masaya vuracaktır. Aslında yapması gereken davranışı kavramsal bir düzeyde anlar. Ancak eksik olan şey, taklit edebilmek için kaslarını yönetmek üzere hareketin dinamik zihinsel bir görüntüsünü oluşturma becerisidir. Bu bağlamda dikkat edilmesi gereken 3 nokta vardır.

İlk olarak apraksi sahibi bireyler, istenilen eylemi bir başkasının da doğru taklit edip etmediğini denetleyemezler. Bu da asıl sorunun motor yetilerinde veya algılarında olmadığını gösterir. Asıl sorun bu iki kavramın ilişkilendirilememesinden kaynaklıdır.

İkinci olarak, apraksi sahibi bireyler sadece istenilen değil karşılarında yapılan bir hareketi de taklit etmekte çoğu zaman güçlük çekerler.

Son olarak ise apraksi sahibi bireyler, şaşırtıcı bir şekilde istenilen hareketi yanlış yaptığının dahi farkında değildir. Mimiklerinde hiçbir hayal kırıklığı belirtisi gözlemlenemez.

Bu üç nokta bize güçlü bir şekilde ayna nöronu sistemi becerilerine işaret ediyor. Apraksi, temelde ayna nöronu işlevine dayalı bir rahatsızlık olarak düşünülebilir. Bu noktada pek çok otistik çocukta apraksi bulunması nedeniyle, otizm ve ayna nöronu sistemiyle ilgili ilişkilendirmelerde de bulunabiliriz.

Otizm Ve Ayna Nöronu Sistemi

Otizmi sosyal bilişsel ve duyusal motor boyutlarında inceleyebiliriz. Sosyal bilişsel boyutta otizmli birey, zihinsel bir yalnızlık yaşar. İletişime geçmede isteksizlik veya yetersizlik görülür. Çoğu zaman kendilerine yönelik iletişim kurma çabalarını son derece rahatsız edici bulurlar. Duygusal olarak empati yoksunluğu görülür. Sonsuz bir hayal dünyasına dalmazlar. Oysa ki, insan heveslerini ve oyunlarını yetişkinlik dönemine de taşıyabilen tek canlı türüdür. Zihinleri tuhaf meşguliyetler geliştirebilir, telefon rehberindeki tüm numaraları ezberlemek gibi tamamen gereksiz görülebilen davranışlara çekim duyabilirler.

apraksi

Duyusal motor boyutunda ise, belirli uyaranları son derece rahatsız edici bulabilirler. Çoğu zaman diğer insanların hareketlerini taklit etmede sıkıntı yaşayabilirler.

Aslında tüm bu bulgular, ayna nöronu sisteminde bir aksaklık olabileceğinin işaretidir. Bu durumu objektif olarak değerlendirebilmek için, beynimizin Mu dalgasına yönelik yapılan araştırmalara değinmek yerinde olacaktır.

Beynimizdeki Mu dalgasının bastırılmasını incelemek, ayna nöronu aktivitesini gözlemlemek için ideal bir yöntemdir. Ellerimizle istemli bir harekette bulunduğumuzda Mu dalgalarımız bastırılır, yani kaybolur. Aynı şekilde, ayna nöronlarımızın işlevi nedeniyle başka birinin el hareketlerini izlerken de bu dalgalar ortadan kalkar. Ancak bir topun yukarı aşağı hareket etmesi gibi, cansız bir nesnenin hareketini seyrederken Mu dalgaları kaybolmaz.

Otizmli bireyde, diğer herkeste olduğu gibi hiçbir şey yapmadığında Mu dalgası oluşuyor ve basit bir istemli hareket yapması halinde bu dalga bastırılıyor. Bir başkasının eylemini gördüğünde ise olması gerektiği gibi bastırılma gerçekleşmiyor. Bu noktada, otizmli bireylerde motor komut sisteminin sağlam ancak ayna nöronu sisteminin hasarlı olduğu sonucuna varılıyor. Öyle ki, otizmde işlevsiz kalan empati, niyet okuma, taklit, mış gibi yapmacık oyunları, dil öğrenme gibi üst düzey beceriler ayna nöronları sistemine ait kabul edilen işlevlerdendir.

Bu bağlamda otizmli bireylerin eğitimiyle ilgili önemli bir nokta karşımıza çıkıyor. Ayna nöronu işlevinin tamamen yok olması yerine zayıf veya etkisiz olduğu varsayımıyla yapılacak olan çeşitli alıştırmalar, otizmli bireylerde başkalarının niyetliliğini anlama yetisini kuvvetlendirebilir. Bu sayede otizmli birey, çevresinde dönen sosyal dünyaya karışmaya bir adım daha yaklaştırılabilir..

Ayrıca kendilik farkındalığı ile ayna nöronu sistemi ilişkilendirildiğinde (bu konuya başka bir yazımızda ayrıntılı olarak değineceğiz), otizmli bireylerin bedensel öz uyarımları da açıklığa kavuşabilir. Belki de kendilerine vurmaları, bedenlerinin belirginliğini arttırmak için bir yöntemdir. Bu sayede kendileriyle bağ kurup varlıklarını doğrulayabiliyorlardır.

Kaynaklar:

●Vilayanur S. Ramachandran, Öykücü Beyin/ Alfa Yayınları

●Fizyolojik Psikoloji, Davranışın Nörolojik Temelleri/ Nobel Akademik Yayıncılık