Otoritelerce 2030 yılına kadar beklenen büyük İstanbul depreminin ayak seslerini yavaş yavaş duymaya başladık. Birkaç ay önce gerçekleşen depremin ardından geçtiğimiz günlerde de Elazığ’da acı büyüklüğünde bir deprem daha gerçekleşti. Olayları kısa süreliğine bir kenara bırakarak kelimelere odaklanalım. ”İstanbul”, ”Elazığ” ve ”Deprem” kelimelerinin yolculuğu hakkında bir fikrimiz var mı? Hadi bakalım.

İstanbul

Daha önceleri Konstantinopolis veya Konstantiniyye olarak adlandırılan şehir fetihten sonra halk arasında İstanbul olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Bu ismin İslambol, İstanbol gibi isimlerden türediği gibi yanlış kanılar da bazı kaynaklarda dolaşmaktadır. Konstantiniyye adı 19-20. yüzyıla kadar kullanılmaya devam edilirken İstanbul adı da halk arasında kullanılıyordu. ”Şehre”, ” Şehre doğru”, ” şehir içi” gibi anlamlara gelen kelime bugün tarihi yarım adanın bulunduğu, sur içi bölümünü tanımlamaktaydı. Yani Üsküdar, Kadıköy veya Galata dediğimiz yerler o zamanlar İstanbul ait değildi.

Elazığ

İsmin tarihçesi çok eskilere, Sultan Abdülazîz Han dönemine kadar dayanmakta. 1862’de şu anki şehir merkezi Abdülaziz’in çabalarıyla gelişmiş, onun şehri imar ettirmesi sebebiyle de şehre “Ma’mûrat-ül-aziz” yani Abdülaziz’in îmâr ettiği şehir ismi verilmiştir İsmin uzun olması nedeniyle şehir halkı ismi Elaziz olarak kısaltmıştır. Daha sonraları 1937 yılında şehrin adı Elazığ’a çevrilerek son halini almıştır.

Deprem

Bu kelime Eski Türkçe olup Tepre sözcüğünden türetilmiştir. Hareket etmek, kımıldamak anlamlarına gelen kelime daha sonra depre-mek haline gelmiş, aldığı -m ekiyle de günümüz haline ulaşmıştır. Bu sözücüğün yanı sıra aynı olayı tanımlamak için Arapça’dan aldığımız ”zelzele”yi de kullanıyoruz tabii.

deprem

Bugünkü yazımızın da sonuna geldik. Yaşanan depremde ölenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına da baş sağlığı dileriz. Beraber mutlu ve umutlu günlere…

kaynak: www.wikipedia.org