Türkiye’den ve dünyadan sanatçıların modern ve çağdaş eserlerinin evrensel bakış açısı ile sergileneceği Eskişehir Odunpazarı Modern Müzesi (OMM), Eylül 2019 tarihinde açıldı. İkinci sergisi olan “Günün Sonunda” ile 2 Ekim 2020 tarihinden beri sanatseverleri çağdaş eserler ile buluşturuyor. Müze ve kültürel miras alanlarındaki girişimleri ödüllendirmek amacıyla düzenlenen 18th Museums + Heritage Awards’da “Yılın Uluslararası Projesi” ödülüne layık görülen Odunpazarı Modern Müze’nin bu büyük başarısı, Eskişehirli bir sanatsever olarak beni çok mutlu etti ve gururlandırdı. Eskişehir’i, hem dünya çapında bir sanat ve kültür üssü hem de olağanüstü bir mimari ile kavuşturan OMM, bizler için büyük bir armağan. İlk sergiyi gezme fırsatım olmamıştı ancak geçenlerde Günün Sonunda sergisi ile müzeyi gezme fırsatım oldu.

omm

“2020’deki Covid – 19 pandemi dönemi ve öncesindeki birkaç yılda insanlık Sanayi Devrimi’nden bu yana doğaya verdiği zararın boyutları ve ekolojik dengenin bozulmasının sonuçlarıyla yüzleşmeye başladı. Küresel iklim değişikliği kaynaklı doğal felaketler, henüz yalnızca başlangıcını deneyimlediğimiz büyük bir göç dalgası ve çalışmayan sistemlerin altını çizen pandemiyle beraber, artık görmezden gelemeyeceğimiz gerçeklerle yüzleşmeye başladık: İnsanın uzun süre merkezine kendini koyarak bir çeşit sahiplik iddiasında bulunduğu yer küre, bizsiz de yaşamaya devam edebilir. Peki türümüz bu bilgiyi özümseyerek doğanın içinde var olmanın daha saygılı yollarını arayacak mı?

Günün Sonunda; bu sorgulama halinin yankılarını taşıyan, sömürü ile ortak yaşam, göç ile istila, yapı bozum ile hafıza ve hafıza ile anıtlaştırma arasındaki nüansları kayıt altına alan çalışmalardan oluşuyor. Ursula K. Le Guin’in ilk defa 1972’de yayımlanan “Dünyaya Orman Denir” öyküsünden de yola çıkan seçki, Le Guin’in eserinde “Arz” ismiyle anılan, kaynakları sonuna kadar kullanılmış beton gezegenin bir benzerine dönüşen, üstünde yaşadığımız dünyada kökleniyor. Abartılı tüketim ve bu tüketimi doyurmak için daha da çok üretim, doğanın insan için bir meta veya “arka plan” olabileceği yanılgısı, bir sonraki yüzyıla damgasını vuracak zorunlu göç gibi konulara mercek tutan eserler, izleyiciyi doğayla kendi ilişkisi üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

Dünyanın kaynaklarının kar ve konfor adına gezegenin döngüsü göz ardı edilerek kullanılmasının insanlık için oluşturduğu tehdidin farkına vardığımız bugünlerde, sergi, kolektif geleceğimizdeki ihtimallere şimdiden fenerini tutuyor.

Yukarıdaki metin, müzenin girişinde yer almakta ve “Günün Sonunda” sergisini gezmek isteyenlere hali hazırda yaşıyor olduğumuz dönem ile sergi arasındaki bağı ve serginin çıkış noktasını anlayabilmek için bizlere ışık tutuyor. Abartılı tüketim ve bu tüketimi doyurmak için daha da çok üretim, doğanın insan için bir meta ya da “arka plan” olabileceği yanılgısı, zorunlu göç gibi konulara mercek tutan eserler, izleyiciyi doğayla kendi ilişkisi üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

İsimsiz (Beyaz Zambak ve El) – Mustafa Hulusi

Eskişehir OMM Birlikte Gezelim 1

Müzeyi gezerken üzerine en çok düşündüğüm ve bende daha farklı bir his uyandıran eserlerden birisi Mustafa Hulusi – İsimsiz adlı eseri oldu. İnsan zihninin renk ve motifleri algılama sürecindeki referansları model alan sanatçı, foto-gerçekçiliğin imgeler dünyasından daha ileri bir noktada yarattığı empati ve araçsallık potansiyelini işlevsel hale getirmiş ve izleyicinin kodlanmış gerçeklik algısıyla yüzleşmesini sağlamış. Sanatçının çiçek resimleri, yalnızca ifadeyi, kendine haslığı ve benzerlerini reddettikleri ölçüde değil, aynı zamanda kendiliğinden anlamdan vazgeçtikleri içinde romantik sonrası üretimin temsilcileri olarak görülür. “Beyaz Zambak ve El” eseri, canlı, parlak ve son derece gerçek görüntüsüyle yarattığı büyülenme duygusunun ötesinde karmaşık, neredeyse edebi imgesiyle iç ve dış dünyaları düşündürür. Sanatçının eserleri yaşamın doğal bozunumu içindeki güzelliği görür; doğanın insan eli değmeden önceki saflığını anımsatır.

OMM’de Bambu Enstalasyon – 5. Element İnsan

Yazımda müzede beni çok etkileyen ve ciddi bir emek ürünü olan bambu enstelasyondan da bahsetmek istiyorum. Japonya’nın ve dünyanın en yetenekli bambu ustası olarak sayılan 4. Tanabe Chikuunsai’nin ve ekibinin, yalnızca Japonya’nın Kochi köyünde yetişen “kaplan bambu” malzemesi ile müzeye özel olarak yarattığı isimsiz enstalasyon çalışması, gelenekleri korurken anları geleceğe doğru bir şekilde taşımayı yansıtıyor. İç içe geçmiş 5 farklı bambu kolu doğa elementleri olan ateş, hava, su, toprağın yanına insanı da koyarak bize dünyadaki ve doğadaki önemimiz, rolümüz ve sorumluluğumuzu hatırlatıyor.

Eskişehir OMM Birlikte Gezelim 5

İnsanlığın Sanayi Devrimi’nden bu yana doğaya verdiği zararın ve ekolojik dengenin bozulmasının sonuçlarıyla yüzleşmesini ele alan sergide, aralarında Ali Kazma, Aylin Zaptçıoğlu, Azale Köker, Burcu Yağcıoplu, Elmas Deniz, Fırat Engin, Hale Tenger, Kerem Ozan Bayraktar, Lara Öngel, Murat Akagündüz, Osman Dinç, Mustafa Hulusi, Sergen Şehitoplu, Serkan Demir, Stephan Kaluza ve Yaşam Şaşmazer’in bulunduğu sanatçıların eserleri yer alıyor. “Günün Sonunda”, salı ve cumartesi günleri 11.00 – 17.00, pazar ise 12.00 – 17.00 saatleri arasında, pandemi kuralları kapsamında ziyaret edilebiliyor.

Sanat ile kreatif kalın!

Editör: Berfincan Doğan