Kadının özgürlüğü günümüzün en büyük problemi. Bütün dini kitaplarda bile temel konulardan birinin kadın olduğunu görüyoruz. Daha doğduğunda kısıtlanır kadınların düşünce eğilimleri. Giyimleri, düşünce sistemleri, yaşayış ideolojileri, hayata başlamadan aileleri tarafından biçimlenir.

Özgürlükleri Kısıtlandı

İlk zamanlarda kız çocuğuna hiç önem verilmezdi mesela bir çöp gibi canlı canlı toprağa gömülür, hayatını ızdırap içinde sona erdirmesi beklenirdi. Annelerin kız çocuk doğurduğunda işe yaramaz olduğu her seferinde yüzüne vurulurdu. Kızın bütün hayatını elinden alan aile bu da yetmezmiş gibi kiminle evleneceğinin özgürlüğünü bile, daha bebekken beşik kertmesi yoluyla elinden alırdı.

İlk Türk Devletlerinde Kadın

Göktürkler zamanında ise bundan 1500 yıl öncesinden bahsediyorum kadının bereket olarak anıldığı hakandan sonra yönetici konumuna getirildiği birçok destanda ana unsur olduğu yıllar. Zamanında şavaşların kraliçesi olan hükümdarlıklar deviren yüce kadınlar ne zamandan beri başkalarının fikirleriyle empoze olup sorgulamadan kabullenmeye başladılar.

Fedekar Annelerimiz

Gelelim hemcinsim olan erkeklere bazen o kadar nankör oluyoruz ki bizi doğuran (Bu arada bu doğum acısına erkekler sadece 2 dakika dayanabilmiştir) büyüten, 7 gün 24 saat 12 ay 365 gün peşimizden koşan ANNElerimize sırf öyle görülmüş tarih böyle devam etmiş diye babalarımızdan az değer veriyoruz. Dünya’nın en zor mesleğidir anne olmak. Hani o bazen istemeden üzdüğümüz annelerimiz var ya işte biz doğduğumuzda onların özgürlüğünü elinden almış oluyoruz.

İlk altı ay anne sütü deniyor, 6 ay boyunca gün yüzü göstermiyoruz. Tatile çıkacaklar, dışarıda gezecekler, sinemaya gidecekler, belki de arkadaşlarıyla buluşacaklar ama bizim bir burun akıntımız yetiyor bunları ertelemeye. Büyüyoruz tabi adam olduk sanıyoruz bazen kız arkadaşlarımız için karşımıza alıyoruz sonra kız arkadaşımız bizi terk edince yine bizi bırakmayan vazgeçtiğimiz anneler oluyor. Günü geliyor işlediğimiz günahların bedelini bile annelerimiz ödüyor. Şu Dünya üzerinde anlamadığım bir şey varsa o da her küfürün ve kötü sözün kadın bedeni üzerinden bir anlam ifade etmesidir.

Feminizm Nedir?

Feminizm erkeği hor görmek ya da erkekler yok olsun erkekler yaşamasın sistemi değildir, bunu her seferinde yanlış anlıyoruz. Feminizm bu dünyada erkekler kadar kadınlarının da haklarının olduğu erkeklerin çalıştığı işlerde kadınların da çalışabildiği erkeklerin düşünce sisteminin kadınlarda da olduğu kadınların ikinci plan değil de konunun merkezinde olması gerektiğine inanan bir özgürlük ideolojisidir. Kadınların 21. yüzyılda bu sistemle hakkını aramaları ilk önce bizim utancımızdır. Her gün çıkan taciz ve tecavüz haberleri bizim utancımızdır.

Çocuk gelinler bizim utancımızdır. Koyun karşılığı satılan Ünzile, yemeği tuzlu yaptığı için öldürülen anne, minibüs vahşice katledilen Özge Can Arslan, eşinden şiddet gördüğü için, boşandıktan sonra eşi tarafından öldürülen kadınlar, tecavüze uğrayıp zorla susturulanlar, Berfin, Leyla, Eylül ve son olarak çocuğunun gözü önünde vefat eden Emine Bulut gibi koruyamadığımız daha niceleri bizleri sakın affetmeyin. Çünkü bizler sizlerin en büyük utançlarınızız. Keşke herkes büyük usta Neşet Ertaş gibi düşünmeyi hayat felsefesi olarak yaşayabilse ne demişti üstat:

Kadınlar İnsandır Erkekler İnsanoğlu…