Merhaba! Bugün sizlerle sosyal bir yapı içerisinde inşa edilen toplumsal normları, sosyolojik kavramları filmler aracılığıyla ele alarak inceleyeceğiz. Keyifli okumalar.

Uçurtmayı Vurmasınlar – ”Özgürlük” Kavramı

film

Film, Barış’ın yere beyaz tebeşirle uçurtma resmi çizip ”Niye uçmuyor İnci?” demesiyle başlar. İnci’nin verdiği cevap ”Uçar bir gün.” şeklindedir. Özgürlüğe inanç, hiçbir zaman bitmemiştir İnci için. Yaşadığı sürece umut hala vardır. Barış ise her şeyden habersiz bir çocuktur. Hiçbir zaman dışarısı ne demek bilmemiştir. İnci, Barış’a çok özel anlamlar atfeder. ”Kuş kanadına binip çayırlara gitmeyi öğretti Barış bana.”, ”Küçücük avluda düşsel uçurtmalar uçurtmayı işte öylece öğrendim Barış’tan.” sözleriyle çok net anlaşılır.

Filmde ”özgürlük” kavramı uçurtmayla ifade edilmiştir. Barış daha önce kuşları da uçarken görmüştür, hatta uçurtmayı da bu yüzden kuş sanmıştır. Buna rağmen özgürlük kuşlarla değil, uçurtmayla bağdaştırılmıştır çünkü kuşlar doğaları gereği uçarlar fakat uçurtmalar, “uçurulsun” diye yapılır. Uçurtma başka birinin kontrolüne bağlıdır. Başka biriyle birlikte uçar. Oysa kuşlar öyle değildir.

Hapishanede de insanların özgürlüğü, uçurtmaların özgürlüğü gibi gardiyanlara bağlıdır. Yani içeride veya avluda olmaları mahkumları yöneten kişilere bağlıdır, iktidara bağlıdır. Mahkumlar ne yiyeceklerine, saat kaçta kalkacaklarına ya da hangi günler görüşe çıkacaklarına kendileri karar veremezler. Her zaman yönlendirilirler. Bizim de özgürlüğümüz her zaman başka insanların özgürlüğü çerçevesinde oluşur. Özgür olduğumuzu düşünürüz fakat sınırsız bir özgürlük yoktur. Yine de özgürlük dediğimizde tam da sınırsız özgür olduğumuzu düşünürüz. Hatta sınırlı bir özgürlük gerçekten özgürlük müdür bunu düşünmek gerekir. Bu sebeple bence de özgürlüğün uçurtmayla bağdaştırılması en doğrusudur. Kuşlar bizim özgürlüğümüz için fazla özgürlerdir.

Gerçeğe Çağrı – ”Gerçeklik” Kavramı

kavram

Gerçeğe Çağrı filmi beni ilk olarak “Gerçek nedir?” sorusunu sormaya yöneltti. Gerçek hakikattir. Platon’un mağara alegorisi benzetmesi üzerinden düşünecek olursak eğer Platon’a göre insanlar mağaranın girişine ters bir şekilde ellerinden ve kollarından zincire vurulmuşlardır. İnsanlar duvardaki yansımaları hakikat sanmaktadır. Birgün biri zincirini kırar ve mağaranın dışına çıkarak gözlerini kamaştıran güneşi görür. Hakikat oradadır.

Filmde de Carl Hauser, hakikatin ne olduğunu bulmaya çalışmaktadır. Yaşadığı olaylar kafasını karıştırır. Hayal ve gerçek arasında sık sık çelişkiler yaşar. Hakikat filmde kurmaca bir gerçeklik üzerine inşa edilmiştir. Neyin doğru olduğunu ancak hisleriyle bulabilir çünkü teknoloji sayesinde zihni ele geçirilmiş ve hafızasına başka şeyler yerleştirilmiştir.

gerçek

Hauser, Mars’a büyük ilgi duymaktadır. Sanal yolculukla Mars’a gitmek istemesiyle olaylar daha da farklılaşmış ve ilgi çekici hale gelmiştir. Hauser, Mars’a ajan olarak gitmeyi seçmiştir. Mars’ta kendisine eşlik eden kadın karakter esmer ve atletik olup rüyalarında gördüğü kadındır. Oysa Hauser’in eşi sarışındır. Hauser ayrıca daha önceden de Mars’ta ajandır.

Hauser Mars’a gittiğinde anı transferinde kurguladığı kadınla karşılaşır. Buradan insanın zihninde birtakım değişiklikler yapılsa da insanın seçimleri ve hoşlandığı şeylerin değiştirilemeyeceği gösterilmiştir. Kadın Hauser’i gördüğünde ”Daha önce neden haber vermedin? Seni çok merak ettim.” diyerek kızar fakat Hauser kadını hatırlamamaktadır.

Rüyalarımızda gördüğümüz kişiler daha önceden gerçek hayatta gördüğümüz kişilerdir. İnsan zihni görmediği bir yüzü rüyasında göremez. Bu sebeple ben de Hauser’in Melina’yı daha önce gördüğünü düşüyorum. Bütün bu yaşananlar tesadüf olamaz. Ayrıca filmin sonunda Hauser ”Aklıma korkunç bir fikir geldi, ya gerçekten rüyaysa?” dediğinde Melina ”O zaman uyanmadan önce öp beni.” demesi üzerine Hauser Melina’yı öper. Bu diyalog yaşananların hayal olması üzerine bir göndermedir fakat Hauser ”korkunç bir fikir” diyerek aslında tüm yaşadıklarının hayal olmamasını istemektedir. Dünyadayken hep gitmek istediği yerdedir artık, Mars’ta. Filmde Hauser’in hakikatıyla alakalı belirsizlikle ise yaşananların hayal mi yoksa hakikat mi olduğu izleyiciye bırakılmak istenmiştir.

Editör: Berfincan Doğan