Eserlerini damlatma tekniği ile yapan soyut dışavurumcu Amerikalı ressam Jackson Pollock, 20. yüzyılın en önemli sanatçılarındandır. 28 Ocak 1912 yılında Cody, Wyoming’de dünyaya gelmiştir. Normal bir lise hayatının ardından Los Angeles’teki Art School’da iki yıl boyunca eğitim alan Pollock, 1929’da New York’ta Art Student League’e (Sanat Öğrencileri Birliği) yazılmıştır. İlk eserlerinde Kızılderili ve Meksika sanatından çokça etkilendiği açıkça görülmektedir.

II. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan taşizm akımı, düzensiz ve damlalı biçimli renk lekemeleri için kullanılmıştır. Taşizm, adını Fransızca “tache” yani “leke” anlamına gelen sözcükten almaktadır. Pollock bu akımın en önemli temsilcisi olurken Avrupa sanatının bundan etkilenmesinde de büyük rol oynamıştır. Pollock, sanat hayatının ilk yıllarında taşizm akımının lekeme tekniğiyle 20. yüzyılın edebi ve sanatsal hareketi olan sürrealizmin bazı yönlerinden de etkilenmiştir. Tekniğini sürrealizm ile harmanlayan Pollock, soyutluğa daha fazla kayarak zamanla “babası” olarak anılacağı “soyut dışavurumculuk” akımıyla iç dünyanın karmaşasına yönelmiştir.

Soyut dışavurumculuk akımı, action painting (eylem resmi) ve color-field (renk alanı resmi) olarak iki ayrı başlık altında değerlendirilir. Pollock, action painting’in önemli temsilcisi olarak kabul edilir. Bu tekniği keşfedenin Mark Tobey olmasına karşın Pollock bu tekniğin babası olarak kabul edilir. 1945’te Lee Krasner ile evlenen Pollock, Long Island’da bir ev satın aldı ve evin bir kısmını daha sonra en ünlü tablolarını yapacağı stüdyoya dönüştürdü. Burada tekniği üzerinde çalışarak kendini geliştirdi ve bakarken içinde kaybolacağımız tablolarının temellerini attı.

Jackson Pollock Ve Tekniği

Boya fırçasını reddeden ressam bunun yerine bıçak, mala ve sopa gibi alışılmamış araç gereçleri kullanmayı tercih ederek eşsiz eserlerini ortaya çıkardı. Resimlerini genellikle zemine yerleştirdiği sunta, kâğıt ve bez parçalarına yaptı. Pollock, resimlerini yerde yaparak onların üstünde dolaşırdı. Kendi deyimi ile bu sayede eserlerinin içine giriyor ve onların bir parçası oluyordu. Pollock’un eserleri insanın en ilkel arzularının modern zamanlar ile birleşimidir. Bu sebeple bu akımın babası ve birçok sanatçının örnek aldığı bir isim olmuştur. No.5 1948 adlı tablosu en ünlü eseridir.

Reddeden Jackson Pollock

Sanatçının No.5 1948 adlı eseri.
2006 yılında açık arttırma ile 140 milyon dolara satılmıştır.

1949 yılında Life dergisine konu olmasının ardından popülerleşen Pollock, şöhretle birlikte gelen eleştirilere dayanamayarak bunalıma girdi. Daha önceleri kullandığı parlak ve göz alıcı renkleri kullanmayı bıraktı. Bu süreç onun kendini sorgulamasına sebep oldu. Sonrasında ise temsilcisi olduğu eylem resmini bırakıp karamsarlığını ve bunalımını anlatan renksiz, siyah beyaz eserler yapmaya başladı. Bunalımlı haliyle birlikte alkol sorunları ortaya çıktı ve evliliğinde sıkıntılar oluşmaya başladı. Bunalımdan çıkış yolu olarak gördüğü resim yapmaya öldüğü güne kadar devam etti. Sanatçı 11 Ağustos 1956’da alkollü olarak kullandığı aracıyla kaza yapmasının ardından hayata veda etti. Vefatının ardından eşi umut vaad eden gençler için Pollock-Krasner Vakfı’nı kurmuştur.

Pollock yaptığı resimleri şu şekilde açıklar:

Bilinçaltı modern sanatın çok önemli bir parçasıdır ve bence bilinçaltı ve dürtüler, resimlere bakarken çok önemliler.

Editör: Berfincan Doğan