Merhaba Kreatifbiri okuyucuları. Ocak ayını geride bırakırken Dünya üzerinde yaşanan salgın hastalıklar, depremler ve savaşlar ile mücadele edildiğine şahit oluyoruz. Tüm bu olumsuzlukların yanında bir felaket haberi vermek istemiyoruz ancak yaşanan “küresel su krizine” değinmemek, konuya istinaden paylaşımda bulunmamak da elde değil.

Küresel anlamda yaşanan su krizinin etkilenmeyeceği bir ülke yokken gidişatı değiştirecek hamleler yapmama lüksüne sahip hiçbir birey de yok. Musluğu açtığımızda her daim su akacağını biliyor olmak, temel insani ihtiyaç olan suya ulaşımın bu kadar kolay olması bizlere susuz kalma riskimizi unutturuyor.

Ancak aşırı kuraklıktan dolayı, süresiz bir şekilde muslukları kapatmayı planlayan ilk büyük şehir olan Cape Town, kendi “sıfır günleri”ne ulaştıklarını belirterek bir ay sonra dört milyon insanın susuz kalacağını, musluk karneleri alıp onlar ile su istasyonlarında sıra bekleyerek su alabilecekleri duyurmuştu. Halkın o güne kadar kullandıkları suyu azaltma eğilimleri, kaybetme korkuları ile yüzleşmeleri bizlere istediğimiz zaman neler yapabileceğimizi kanıtlar nitelikte. Ancak sıfır gününe yaklaşan, kaynakları tükenen tek büyük şehir Cape Town değil. Sao Paulo, Melborne, Jakarta, Londra, Pekin, İstanbul, Tokyo, Bangalor, Barselona ve Meksika’da da radikal bir şekilde su tüketim alışkanlıkları değişmezse, bu şehirler su karnelerine geçmeleri beklenenler listesinde yer alıyor.

sıfır günü

2040 Ve Öncesi

Pek çok araştırma verileri 2040 yılına gelindiğinde Dünya’nın büyük kısmında yıl boyunca yetecek kadar su olmayacağını ön görüyor. Bu durumda bir bardak su; sıvı altın, petrol kadar değerli olabilecek. 326 milyon trilyon galon suyu olan bu dünyada nasıl bir kriz? Soluduğumuz hava kadar sonsuz olacağını düşündüğümüz su için bu krizi nasıl hazırladık peki şimdi ona bakalım.

Meksiko, 1950’den beri nüfusunun büyük patlama yapması ile göllerini, nehirlerini toplumsal bir kaynak gibi kullanmış ve gelişimine endekslemiştir. Şuan 22 milyon insanın yaşadığı Meksiko, sürekli yağmur yağan Londra’dan daha çok yağmur alıyor ancak suyu biriktirecek göller yok olduğu için seller ile karşı karşıya kalınıyor. Su ihtiyaçlarını ise oldukça maliyetli olan yer altı sularını çıkararak karşılıyorlar. Ancak yer altı sularına erişim bir kuraklık döneminde makul görülebiliyor. Çünkü onun oluşumu binlerce yıl sürerken dolması da bir o kadar zaman gerektirecek. Aynı zamanda yer altı suyunu emmenin bir diğer yan etkisi de toprağı sıkıştırması ve şehri batırmasıdır. Bu batma bazı yerlerde yılda 22 cm’i bulabiliyor. Burada önemli olan, nüfusun fazlalığı ve suyu ne kadar insanın kullandığından ziyade nasıl kullandığı sorusudur.

Gelecekte Bir Gün: Sıfır Günü 1

Kullanılan Su Miktarları

Bir insanın günde ortalama üç litre su içtiği varsayılırsa, diş fırçalama ve el yıkamaya da üç litre harcandığı düşünülürse, on litre tuvaletlerdeki sifonlar harcıyorsa epey su harcadığımızı düşünebiliriz. Ancak bunu tüm dünyadaki insanlar her gün yapıyor ve yıl boyunca su kullanımın sadece %8’lik kaybını bunlar oluşturuyor. Suyun %70′ lik kısmını tarım alanları için, %22’sini ise kullandığımız ürünler, yiyeceklerimiz ile harcıyoruz.

Örneğin; bir şişe Coca-Cola. O şişenin kendisi %98 su. Yine bir bardak bira için 74 litre su harcandığını biliyor muydunuz? Yalnızca bir bardak. Bir fincan kahve için 130 litre. Koton tişörtlerinizin her biri için 2500 litre su harcanıyor. Ama hiçbir şeyde etteki kadar su harcanmıyor. İneklerin yedikleri yemleri yetiştirmek için 510 litre su harcanıyor ve bir inek günde ortalama 12 kilo yem tüketiyor. Bunu bir hamburger için düşünürsek tek bir hamburgerin üretilmesi için 1650 litre su gerektiğini görüyoruz. Ve bizler gün geçtikçe daha fazla et tüketen bir nesil olarak ilerliyoruz.

Keza, Güney Afrika’nın şarap üretiminde kullandığı suyun küçük bir kısmı ile Cape Town’ın muslukları için kullandıklarına yetebiliyor olması ise aslında “zaruri” olmayan ihtiyaçlarımız uğruna en değerli kaynağımızı sonsuza kadar var olacakmışcasına savurduğumuzu kanıtlar nitelikte. Ve tarım için kullanılan suyu, çiftçiler bunun için ücret ödemiyorken bir de adeta savuruyorlar. Tarlaları suya boğan çiftçiler için ise kötü bir haber: Suyun tükenebileceği fikri yerleştikçe serbest fonlar gibi özel yatırım araçları da su satın almaya başladı. Olası bir kıtlık durumunda “satılacak” bir ürün halini alacak suyun değerini anlayabilmemiz için etkili olabilir belki.

Şu ana kadar kişiler özelinde anlatılan su kayıplarının yanı sıra bir de su borularındaki sızıntılar kaynaklı boşa giden su ise %41 oranında. Yani onarımı yapılırsa Meksiko’daki içme sularının yarısı boşa gitmeyecek. Ve en değerli kaynağımıza o kadar az değer veriyoruz ki her gün 12 ton lağım, tarım ve endüstriyel atığı suya atıyoruz. Tüm bunlara ek olarak iklim değişikliğinin de etkisiyle yok olan su kaynaklarımız da bizleri harekete geçirmek için sinyal veriyor.

Gelecekte Bir Gün: Sıfır Günü 2

Ne Yapmalı?

Öncelikle farkındalık. İsrafın ne boyutta olduğunu keşfetme. Bunun için de National Geographic’in yayınladığı 25 Litre Belgeseli ve Netflix yapımı olan Explained belgesel serisinden Küresel Su Krizi Belgeseli’ni tavsiye ediyorum. Gelinen noktayı görebilmek adına etkili olacağına inanıyorum. Daha sonra da Yarının Suyu internet sitesini ziyaret ederek su ayak izinizi hesaplayarak kendi tasarrufunuzu oluşturabilirsiniz.

Suyumuzu savunmalıyız. Çünkü bu hayati bir sıvı. Şuanda sahip olduğumuz en önemli şey.

Meksika’da bira fabrikası inşaatını durdurmak isteyen eylemci bir kadın

Yapacaklarınız için şimdiden teşekkürler, yaşayacağımız nice güzel günlere.

Kaynakça:1, 2