Oyuncular: Tilda Swinson, John C. Reilly, Ezra Miller, Jasper Newell, Ashley Gerasimovich

Yönetmen: Lynne Ramsay

Tür: Drama, Gerilim

Film alışık olmadığımız anne-çocuk ilişkisine farklı bir boyuttan bakmamızı sağlıyor. Filmde başrolleri anne Eva (Tilda Swinson) ve oğlu Kevin (Ezra Miller) paylaşıyor. Kevin’ın babası ve kız kardeşini ise yardımcı rollerde görüyoruz.

Film Özeti

Film geçmiş ve bugünki zaman dilimini birlikte yansıtıyor. Filmin başında Eva’nın evlenip çocuk sahibi olmadan önce ki özgür ve kıyasla evlendikten sonra ki hayatına göre mutlu olduğu gözüküyor. Beklenmedik bir hamilelik sonucunda oğlu Kevin’ı dünyaya getiriyor ve film o zaman incelenmesi açısından daha net sahneler izlettiriyor bize.

Toplumsal cinsiyet rollerine göre anne; anaç, bakım veren, şefkatli ve sevgi dolu olmalı. Bu kalıplara uymaya çalışan Eva, Kevin’a “dayanmaya çalışıyor”. Kevindan önceki hayatında daha mutlu olduğunu duygularıyla, oğluna ise sözleri ve davranışlarıyla belli ediyor. Doğum esnasında doktorun “Karşı koymayı bırak!” ve Eva’nın Kevin’a “Küçük Kevin gelmeden önce anne çok mutluydu ama artık anne her sabah Fransa’da olmak istiyor.” cümlesi bize bunu daha net şekilde gösteriyor. Bebekliğinden beri sürekli ağlayan ve huysuz bir mizaca sahip olan Kevin annesinin ona olan ilgi yetersizliğinden daha da fazla güç alıp ergenlik hayatında korkunç bir kişiliğe sahip oluyor. Henüz 15 yaşındayken 7 kadını, yemekhane çalışanını, babasını ve kız kardeşini öldürüyor.

film

Kevin ve Eva arasında çok az güzel sahneler varken film boyunca, Kevin’nın annesine olan nefretini, nasıl birine dönüştüğünü, aralarındaki gergin sahneleri izliyoruz. Bahsettiğim gibi bebekliğinde de zor bir mizaca sahip olan Kevin annesiyle olan ilişkisinden kaynaklı güvensiz bağlanma yaşıyor. Dünyayı da güvensiz olarak görüyor. Film birçok kuramla açıklanabilir. Bunlardan ilki Bowlby’in ‘Bağlanma Kuramı’.

Bowlby Bağlanma Kuramı

Bowlby, bakım verenin yakınlığından bahsetmiştir. Bu sadece davranışsal bir yakınlaşma değil, zihinsel bir yakınlıktan da söz etmektedir. Zihinsel temsilleri yansıtan düşünceler. Bu temsiller içsel bağlanma modelleridir. Daha sonraki deneyimlerin yorumlanması için temel teşvik eder ve bebeğin ilerisi için oluşabilecek kişiliğin tahmininde bize yardımcı olur. Gelecekteki ilişkiler bakım verenle benzer bağlanma özellikleri gösterir. 3 temel bağlanma çeşidi vardır;

  • Güvenli
  • Kaçınmacı
  • Kararsız

Bowlby bebeğin, bakım verene arzuladığı bir yakınlaşmadan söz etmiştir. Anne, bebeğin olumlu ya da olumsuz tüm sinyallerine “ben burdayım ve seni anlıyorum” mesajını verebilirse bu bebekte güvenli bağlanmanın temellerini atar ve dünyayı güvenli bir yer olarak görür. Bunun en önemli faktörü annenin bebeğe olan yeterli olan ilgisidir. Aksi takdirde anne bebeğin fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamazsa bu bebek ve anne için kaygı uyandıracak ve bebek dünyayı güvensiz, tehlikeli bir yer olarak görecektir. İleriki yaşlarında ise kendini dünyaya karşı savunmasız ve güçsüz görecektir.

Filmde annenin oğluna karşı doğumdan itibaren yetersiz ilgisini görüyoruz. Örneklendirmek gerekirse; Kevin bebeklik zamanlarında çok fazla ağlıyordu, annesi ise buna dayanamadığı için bebeğin sesini bastırması için inşaat alanın ortasında duruyor ve bu durumda rahatlıyordu. Bir diğer çarpıcı sahneyi ise tuvalet eğitimi esnasında görüyoruz. 5-6 yaşlarına kadar bebek bezi kullanan Kevin sırf annesine inat olsun diye annesi bezini değiştirdiğinde yeniden kirletiyordu ve Kevin annesinden şiddet görüyordu. Annesi “Anne der misin Kevin?” dediğinde ise her defasında “Hayır” cevabını alıyordu.

kevin

Bandura’nın Sosyal Öğrenme Kuramı

Bandura, insanları gözlemleyerek, model alarak, izleyerek davranışları öğrenebildiğimizi söyler. Bandura’nın kuramında gözlem yoluyla öğrenme yalnızca bireyin diğerlerinin davranışlarını taklit etmesi değil, aynı zamanda etrafındaki olayları bilişsel süreçlerle kavramasıyla oluşan bilgidir. Burada gözlem yoluyla öğrenme ile taklit yoluyla öğrenme, birincisinin diğerini bazen içerip bazen içermediği farklı kavramlardır.

Filmin başlarında Eva kafasını suya sokuyor ve bir anda ekranda suda oğlu Kevin’ı görüyoruz. Kevin annesinin düşünce ve davranışlarıyla büyüyordu.

Sosyal öğrenme kuramı açısından bu filmi açıklamak istememin en büyük sebebi Kevin ve Eva arasında geçen şu diyalog olmuştu;

Eva: Ne zaman şişman birini görsem yemek yiyor oluyor. Sakın bana yavaş metabolizma ya da salgı bezi saçmalıklarını anlatma. Nedeni yiyecekler. Yanlış yiyecekleri yedikleri için şişmanlıyorlar. Hem çok hem de sürekli yiyorlar.

Kevin: Biliyor musun bazen acımasız olabiliyorsun.

Eva: Bunu sen mi diyorsun?

Kevin: Evet ben diyorum. Kimden aldım acaba?

Film bir çok açıdan sizi düşünmeye itiyor. Bir anne hem psikopat hem de bilim insanı yetiştirebilir diyorsunuz. Psikolojik açıdan bir çok kuramla da açıklanabilecek film Freud’un görüşlerini de destekler biçimde ilerliyor.

Anne ile çocuk ilişkisi harika bir dünya yaratabilecekken, dünyayı cehenneme de çevirebilir.

Kaynaklar:
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/47668/mod_resource/content/0/ba%C4%9Flanma.pdf
https://egitimbilimlerinotlari.com/sosyal-ogrenme-kuramibandura/

Editör: Onur Çamlıca