Günümüzde neredeyse bütün değişimleri ve gelişimleri bilim ve teknoloji üzerinden yapıyoruz. Günümüzü bırakın, artık gelecekle ilgili konular bile ilerleyen teknoloji ile tartışılıyor. Filmler ve kitaplar da bu distopyada yerini alıyor tabii ki. Bu hafta, bu filmlerden biri olan Gattaca‘yı ve genetik bilimine olan bakış açısını anlatacağım.

Gattaca adını DNA’nın 4 nükleotid bazı olan guanin, sitozin, adenin ve timinden alıyor. Sadece bu kısmı bile biyoloji sevdalılarının gözlerinin parlamasına sebep olmuştur sanıyorum. Film, tür olarak Biyopunk adıyla geçiyor. Biyopunk kelimesi ise biyoloji ve punk kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Gattaca’nın bizlere sunduğu distopya ise genetik mühendisleri tarafından, henüz doğmadan kusursuz gen bilişimleri ile oluşturulan süper insanların olduğu bir dünya. Peki bu dünya gerçekte olsaydı bizim için ne sorunlar doğurabilirdi?

Filmin Özeti

Başrollerini Ethan Hawke, Jude Law ve Uma Thurman’ın paylaştığı film, 21. yüzyılda genetik mühendisliğinin çağ atladığı bir dönemde geçiyor. Bu gelişmeyle birlikte kusursuz, süper insanlar oluşturulmaya başlanır. Bu süper insanlar toplumun üst sınıfını oluştururken, doğal yollarla dünyaya gelenler alt sınıfı oluşturur. İşte böyle bir dünyaya doğal yollarla gelen baş kahramanımız Vincent Freeman’dır.

Vincent’ın hayali astronot olmaktır ancak süper insan olmadığı için bu mümkün değildir. Hayatını idame ettirmek için Gattaca adlı uzay şirketinde temizlikçi olarak işe başlar. Daha sonrasında süper insan olan ancak kaza sonucu yürüyemeyen sporcu Jerome Eugene Morrow ‘un kimliğine bürünür ve şirkette başarılı bir hayatı olur. Bu hayatını ise Morrow’un kan, idrar ve deri parçacıklarına borçludur. Kısacası onu kusursuz yapan genlerine borçludur. Bu şekilde astronot olma hayaline de kavuşmuş olur.

gattaca

Yakın Geleceğin Düzeni Mi?

Son yıllarda genetik mühendisliği üzerine yapılan çalışmalar, filmin çok da uzak olmayan bir geleceği gösterdiğini kanıtlar. Filmde Gattaca şirketi bünyesinde çalışanların bütün gen bilgilerine ulaşabileceği bir dünya gösterilir. Gerçek dünyada ise 1990-2003 yılları arasında çalışılan “İnsan Genom Projesi” insan DNA’sının çözümlenebileceğini kanıtlamıştır. Ama doğurabileceği sonuçlar etik açıdan da oldukça sıkıntılıdır. İnsanlığa gerçekten bir hizmet olsa bile kötü ellere geçtiğinde dünyaya vereceği tahribat kaçınılmazdır.

Filmdeki dünya genetik açıdan özelleştirilmiş süper insanlardan oluşur. Gerçek dünyada ise 2018 yılında ilk “tasarım bebekler” dünyaya gelmiştir. Bu durum genetik biliminde büyük bir başarı olsa da kötü sonuçlar doğurabileceği açıktır. Peki bu sonuçlar neler? Başımıza daha neler gelebilir?

Genetik Ayrımcılık

Genetik ayrımcılık dediğimiz; ten, ırk ya da din ile değil kişinin gen bilgisine göre sınıflandırma durumudur. Gattaca’nın dünyasında süper insanlar üst tabaka olarak görülürken, doğal yollarla gelenler alt tabakada görülür. Bu da kişiler arasında “sen iyisin ama ben değilim, o zaman ben ezilmeye mahkumum” gibi bir durum yaratır. Günümüzde kalıtsal hastalıkların belirlenmesi dışında kanunen uygulanması yasaktır. Ama süper insanların olduğu bir dünyada ırkçılık gibi sürekli konuşulan bir durum olmaya da oldukça yakındır.

Genetik Biliminin Distopyası: Gattaca 1

Öjeni

Öjeni aslında genetik ayrımcılık ile aynı kapıya çıkar. Tanım olarak; toplumun gen frekansına müdahale ederek, istenilen yönde değiştirilmesi demektir. Aslında amacı kalıtımsal açıdan gelişmiş bir toplum yaratmaktır. Tarih boyunca adını çok duyduğumuz bir kavramdır. Ama kötü ellere geçince maalesef amacı dışında uygulamalara maruz kalmıştır. Özellikle Nazi döneminde, Alman ırkını çoğaltmak için ülkede yaşayan Yahudi, çingene ya da engelli olan insanları katlederek öjeni ırkı yaratmaya çalışılmıştır. Ne kadar teknoloji ilerlese de bu uygulamanın sonucu hep aynı yola çıkacaktır. Filmde de bu konu işlenmiştir. Şirkette çalışacakların kan ve idrar örneklerine göre işe alınması, yeterliliğe sahip olamayanların dışlanması ve ezilmesi gibi. Ayrıca öjeniye ufak bir vurgu da yapılır. Öjeninin İngilizce karşılığı Eugene’dir ve filmde Vincent’ın yerine geçtiği kahramanın adı da Eugene’dir.

Genetik Biliminin Distopyası: Gattaca 2

Bu Dünyaya Hazır Mıyız?

Hazır mıyız bilmiyoruz ama Gattaca evreninde geçenlerin hiç de uzak olmadığını görüyoruz. Genetiği değiştirilmiş bireyler, ne kadar iyi bir toplum oluşturmaya çalışılsa da aslında kendi kararlarını veremiyor. Bu da özgür iradelerinin olmadığını, daha embriyo iken eklenen ya da çıkarılan genlerin bireylerin hayatlarına karar verdiğini gösteriyor. Gerçekten iyi bir yönde kullanılabilecekken bu teknolojinin herhangi bir savaş anında biyolojik silah olarak kullanılması ise oldukça muhtemel. Bu durumda filmde de yansıtıldığı gibi gerçekte de gördüklerimiz eşitsizlik, ayrımcılık ve adaletsizlikten başka bir şey olmayacaktır.

Kaynak: 1 , 2

Editör: Sena Baki