Vuruldum düştüm yere gidemedim uzağa… Bugün Giresun’un doğal güzelliklerinden bahsetmeyeceğiz, doğal afetlerinden açacağız konuyu. Yeşil Giresun, huzur kenti Giresun’dan bir gün yeşil lakaplı başka bir şehir olan Bursa’ya haber gelmiş. Giresun’u sel vurmuş. Toprak aç kalmış insan yutmuş.

giresun

Kime Ne Oldu?

Öncelikle tüm şehirlerimizin terk-i diyar edenlerine Allah’tan rahmet, kalanlarına sabır dilerim. İnsanı en çok etkileyenlerden biri de bu felaketlerdir. Maruz kalanları ister tanıyalım ister tanımayalım bir şekilde hayatlarımıza yansıyor. Kimseye zarar gelmese de felaketin kendisi etkileyiciliğini koruyor. Bu afetlerin tesirlerine dair kaynakta vereceğim linki inceleyebilirsiniz. Ondan daha kapsamlı bir çalışma olan, işin içine sosyolojik bakışı da katan, doğal afetlerin yanında beşeri nitelikli felaketlerin de çok yönlü anlatıldığı bu eseri gözden geçirebilirsiniz. Büyük bir çoğunluğumuz uzaktan ya da yakından bu tür durumlarla karşılaşabiliyoruz. İlk etapta aklımıza fiziksel anlamda etkileri geliyor ama psikolojik etkileri de bir hayli fazla.

giresun

Şimdi bu son yaşanan olayı daha özel bir yerinden ele alacağım. Daha önce yaşadığına, durmaksızın çalıştığına, konuştuğuna, bana soru sorduğuna şahit olduğum insanın artık bunlardan uzaklaştığı haberini ve fındık bahçesinden inerken ayak bastığım toprak kütlesinin de yer değiştirdiği haberini aldım. Bu ikisinin bağlantısıysa şu; o toprak, topraktan geleni kendine kattı. İlk kez kaybolduğunu öğrendiğimde inanamamış olmalıyım ki zaman aralıklarıyla teyit aldım. İnsan kendi başına gelince daha iyi anlıyor. Başka türlü anlıyormuş gibi oluyor. Belki başına geldiğinde yine anlayamıyor. Olayın sabahına bulunduğunu ancak yaşam fonksiyonlarını yitirdiğini duyduğumda, sadece duydum. Sanki bir el zihnimin fonksiyonlarını kısıtlamış gibiydi. Veriler sızdıkça gözlerim sulandı, yavaşladığımı fark ettim, konuşmalarım aksadı, düşüncelerim en alt seviyesine inmiş gibiydi. Ben inançlı (1) biriyim ve aradan geçen zamanın ardından olay öncesine dair aldığım birkaç bilgi zihnimin birden rahatlamasına vesile oldu. Tıpkı virüs temizlenince hızına kavuşan bir bilgisayar gibi. Düşünce virüsü diye bir tabiri daha önce duymuştum, bunu başka bir yazıda genişletmek üzere not alıyorum.

giresun

Bahsi geçen olaya dair her durumu paylaşamasam da kolay olmayan bu deneyimden öğrendiklerim oldu. Kime ne oldu dediğimde aklınıza yalnızca kimin öldüğü, yaralandığı ya da mal zararına uğradığı mı gelmişti? Ya bize ne oldu? Yani duyan herkese ne oldu? Duyan herkeste az çok mutlaka bir tesir bıraktı. Okulda sel diye bir afetin olduğunu ilk öğrendiğimde içinde bulunduğumuz dünyada insanların yaşadığı bir alanda meydana geldiğini zihnimde tam oturtamamıştım. Sonra yaşadığım ülkenin dışına has olduğunu sandım. Sonra yaşadığım şehrin dışındaki şehirlere. Ta ki yaşadığım şehirde haberini duyana kadar. Evet, aslında çok uzak değilmiş dedim. Şimdi ise yaşadığım şehirden çok uzakta, memleketimde yaşandı olay ama yaşadığım şehirde olduğunda hissettiğimden daha yakın hissettim. Her birinde elbet etkilenmiştim ama bu sefer çok başka oldu, her defasında olduğu gibi. Her defasında başkalaştı ama hepsi seldi. Bir olay nasıl da değiştirdi dereceleri. Yakınlık ve uzaklık kavramları yeniden şekillendi. Gerçekten bir olay mıydı, yoksa olaylar zinciri mi? Böyle yaşam öykülerini hep dinleyeceğim sanırdım, şimdiyse ben anlatıyorum. İnsanın konumu nasıl da değişken.

giresun

Olaylara farklı bir pencereden bakarak afetlerin sorun çözümüne aracılık edebilecek bir araç olabileceğinden bahseden bu metni okuyabilirsiniz.

Varlık ve Zaman

Olaya zamanla yaklaştık ve zamanla uzaklaşıyoruz. Olay öncesi gün, olay günü, olay sonrası gün artık geçmiş zaman kipiyle çekimleniyor. Olay sanki bir raptiye oldu. Sabitledi o anı, onun eksenindeki notlardan da konuşulabiliyor. Geçip gitmeyen bir geçip gidiveren oluyor. Bu olayı herkese özel kılmıyorum elbet ama herkesin sabitlenmiş, ona özel zamanı vardır, bu yüzden çerçeveli anlatımlarım.

Söz konusu olaydan bir zaman sonra uzanırken gözüm kitaplığımdaki kitaplara ilişti. Yazarlarına baktım. Kimisi halihazırda yaşıyorken kimisi vefat etmişti. Ben onların doğumlarından önce ölümlerini öğrenmiştim. Adlarını duyduğumuzda aklımıza ölümlerinden önce yaşadıkları geliyordu. Demek ki var olmak bedene hapsedilemezdi. Eğer yok olsalardı varlıklarından bahsedemezdim. Öldüler, ama yok olmadılar biliyorum.

Dipnot:

1 Bana sorarsanız, herkesin bir inancı vardır. Genel bir tabire uyduğu ve anlaşılacağını düşündüğüm için bu ifadeyi kullandım.

2 Başlıktaki türküyü dinlemek isterseniz  buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: 1