Özellikle yeni ve yenilikçi iş fikirlerinde kullanılan 70-20-10 kuralını siz de merak ediyor musunuz?

Google, yenilikçi fikirler için kurulan iş modellerinde bu kuralı kullanıyor. İşinizdeki potansiyeli çok daha hızlı bir şekilde ortaya çıkarabilecek bu kuralın esasları nedir?

Bu kuralı uygulamaktaki amacımız değişime açık olmayan ‘düşünme’ şeklimizi, yaklaşım biçimlerimizi biraz olsun esnetebilmek ve daha yenilikçi düşünmenin yolunu açmak.

Kemikleşen düşünce yapısını kırmak için sadece esnek olmak ve istemek yetmez, tekniklere de ihtiyacımız vardır. Bu tekniklerden birisi de 70-20-10 kuralıdır.

Özellikle kurumsal eğitimde sıklıkla karşımıza çıkan 70-20-10 kuralı iş hayatında öğrenilenlerin %70’inin deneyim yoluyla, %20’sinin iş yerinde olan kişilerle olan ilişkiler ile ve %10’unun da formal eğitim ile gerçekleştiğini savunmaktadır. Peki, bu sayılar kesin mi?

70-20-10 kuralı

70-20-10 Kuralı Nedir?

İş hayatında bir yerden sonra rutine girilebiliyor. Bu kural da işte tam burada devreye giriyor. Eğer rutine girdiğinizi düşünüyorsanız bunu önlemek için 70:20:10 kuralını uygulayabilirsiniz.

Haftalık 40 saat çalışma düzeniniz olduğunu varsayalım;

3-5 gün; işinizi var olan düzen ile yürütmek,

1 gün; İşinizde sizin de görebildiğiniz yenilikleri hayata geçirmek için çalışmak,

½ gün; Tamamen yeni, yepyeni ne olabilir diye düşünmek.

İtiraf edelim; haftalık çalışma düzeninizde belki bir gününüz bile yeni ne olabilir düşüncesiyle geçmiyordur.

Rekabette fark yaratmak bu kuraldan geçiyor.

70-20-10 kuralı

Peki Nedir Bu Rakamlar, Ne İşe Yararlar?

Bu kuralın ortaya çıkışı ikinci dünya savaşına dayanıyor. İkinci dünya savaşı sonrasında ülkeler üretim anlamında atağa geçmişlerdi. Bu atağın en yoğun zamanı ise 60’lı yılların başıydı. Haliyle bu dönemde rekabet  ve kopyalanabilirlik de fazlasıyla artmıştı.

Bu da ister istemez insanların ve organizasyonların aklına şu soruyu getiriyor; “nasıl yapar da diğerlerinden farklı olarak verimliliği daha üst noktaya taşırım?“

Tam da bu noktada devreye 70-20-10 kuralı giriyor. Kişilerin veya şirketlerin zamanı daha verimli kullanmasını hedefleyen metodun bileşenleri şu şekilde dağılıyor;

Kişi çalıştığı zamanın %70‘ini olağan işi ile,

%20‘sini işine dolaylı yoldan etki edebilecek ama tam olarak işi ile alakası olmayan bir iş ile

%10‘unu ise işi ile hiç bir alakası olmayan ancak çalıştığı kuruma ya da topluluğa değer katmasını beklediğiniz işlerle geçirmenizi öğütlüyor.

Google’ da aynı şekilde yenilikçi fikirler için kurulan iş modellerinde kaynakların %70’ini ana işe, %20’sini belirlenmekte olan fikirlere, %10’unu ise yepyeni fikirlere ayırıyor.

Yeni bir fikir; ya kendine bir şampiyon bulur, ya da ölür.

Edward Schon

Okuduğunuz için teşekkürler.

Kaynaklar: 1, 2, 3

Editör: Cansu Köse