İnsan ırkının başlangıcından beri her toplumun kendi imajı vardır. Tarihin başından beri her zaman görür ve imajlarla yani görüntülerle dolarız. İnsan evladının imaja, görüntüye eğilimi vardır. Ama bugünün imajları ile önceki toplumların imajı bir değildir. Önceki toplumlarda insanlar imajları nadiren görüyorlardı. Örneğin tarihin önceki aşamalarında imaj olarak heykelleri örnek verebiliriz. Bu imajlar insanların evreninin bir parçası oluyordu, şimdiki gibi kendilerine özel bir evren oluşturmuyorlardı. Şimdi imajların nicel çoğunluğu niteliğini değiştirdi. Yani sayıca çok olmaları onlara ait yapıyı da değiştirdi.

imaj

İmajlar evreni nedir? Mesela fotoğraflar, filmler, televizyon, reklamlar, reklam panoları, yol işaretleri, resimler; imajlar evreninin parçalarıdır. Günümüzde etrafımız bu evrenden parçalarla oluşuyor. Görsel anlatıma artık eskisinden daha düşkünüz. Görsele yönelimli toplum her şeyi görsele çevirerek onu katılaştırır. Örneğin; ailemizle veya arkadaşlarımızla pikniğe gidiyoruz. Akıllı telefonlarımızla o ana dair manzaraları fotoğrafa dönüştürüyoruz. O anı donduruyor, katılaştırıyoruz.

İmajlar, dediğim gibi, aslında tarihin başından beri vardı. Ancak tarihin son zamanlarında artarak farklı bir gerçeklik alanı oluşturdular ve farklı bir gerçekliğe dönüştüler. Bir imaj/görüntü kısa sürede, uzun konuşmanın öğretebileceğinden çok daha fazlasını öğretebilir. Eğitimde bir çocuğun etrafı resimlerle, haritalarla, mevsim köşeleriyle çevrilidir. İmaj zamandan kazandırır. Zaman kazanmak da modern insanın en büyük isteğidir. Sunumlarda görselliğin arttırılması veya dinlemeye ve okumaya ayrılan zamanın azalması bu nedenledir.

Gözün Zaferi - İmajlar Bizi Nasıl Etkiliyor? 1

Bilgisayarların veri saklaması gibi insan hafızası da biz farkında olsak da olmasak da her şeyi kaydeder. Sıradan bir günümüzü düşünelim. Dış kapıdan çıktık. Kapıya bırakılmış el broşürlerini gördük. Şu markette bu hafta A ürünü varmış. Otobüs durakları, billboardlar, ilanlar… Hafızamız bu imajları emer. İnsanın bu imajlara kayıtsız kalması mümkün değildir.

Hayatımız da farkında olmadan doğal bir düzende oturma odasının LED televizyonlara göre şekillenmesi imajın hayata nasıl yapıştığının çok basit bir örneğidir.

Ancak göz ve görme, hakikatin önüne yanılsatıcı bir paravan diker. İmajlar kendileri dışındaki gerçekliği silerler. Görme bizi kabule zorlar. Gözümüzün gördüğü üzerine iddialaşamayız. Görme, gerçekliği verir ve gerçeklik tartışmaya kapalıdır.

İmajları neden bu kadar vurguladım? Çünkü yaşadığımız bu zamanda onlar tarafından kontrol edilebiliyoruz, manipüle edilebiliyoruz, gerçekliği farklı algılayabiliyoruz. İmajlar, görüntüler bu kadar ön plandayken onlara dair konuşmamak eksiklik olurdu. Elimizde telefonlarımız var, sponsorlu reklamlar ve çeşitli algoritmalar yüzünden ne gördüğümüzü kontrol edemiyoruz. Bilinçaltı mesajları aldığımıza dair spekülasyonlar var. Hatta öyle ki çeşitli algoritmalarla internette gezerken oy vereceğimiz yere dair bile manipüle edilebiliyoruz. Artık kararları kendimizin verdiğine emin miyiz? Yoksa imajlarla yönlendiriliyor muyuz?

Gözün Zaferi - İmajlar Bizi Nasıl Etkiliyor? 2

Genel deneyimlerimiz içinde görme ve işitme birbiriyle bağlantılıdır. İkisi arasındaki denge de bireyin dengesini üretir. Bu yüzden birinin diğerine üstün gelecek tarzda kullanılması tehlikelidir. Yani yalnızca gördüğümüz üzerine değil, dinlediğimiz ve okuduğumuz üzerine de bilgiyi üretmeliyiz. Kendimizi, beynimizi biraz da bunun üzerine eğitmeliyiz. Görsellik her ne kadar pratik ve dikkat uyandırıcı tarafıyla ilgi çekse de imajların içinde yolumuzu tayin edebilmeliyiz.

Gözün Zaferi - İmajlar Bizi Nasıl Etkiliyor? 3

Sizinle olmak güzeldi. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Kaynakça: 1, 2

Editör: Sena Bakı