Dünya üzerinde henüz tanısı konulmamış pek çok hastalık ve semptom vardır. Özellikle bazı durumların hastalık olup olmadığı doktorlar tarafından sıklıkla gündeme getiriliyor ve tartışılıyor. Bugün bu durumlardan hastalık olarak bilinen ama aksine sadece bir farklılık olan otizmi anlatacağız.

Otizm Nedir?

Otizm, erken çocukluk döneminde belirtilerinin gözlendiği önemli bir nöro-gelişimsel bozukluktur. Genellikle belirtiler erken çocukluk döneminde başlar. Bazen çocuğun gelişimi aksayarak ilerlerken bazen gelişimi tamamen normal giden bir çocuğun gelişimindeki gerilemelerle ortaya çıkabilir. Yapılan araştırmalarda özellikle bu çocukların belirli bir yaştaki beyin boyutlarının normal gelişen diğer çocuklardan daha büyük olduğu, beynin bazı alanlarının diğer bölümlere göre daha küçük ve gelişmemiş olduğu ve yine bazı alanlarda sinir hücrelerinde kayıplar olduğu saptanmıştır.

Otizmin Nedeni Nedir?

Otizmin nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Otizmde çok sayıda genin hastalıktan sorumlu olduğu düşünülmekte ve hastalığın tedavisinde genlerdeki bozukluğa etki eden ilaçlar geliştirilmeye çalışılmaktadır. İlerleyen yıllarda otizmi olan çocukların bir kısmında bu tedavilerin olumlu sonuçlar yaratacağı öngörülmektedir.

Otizm Belirtileri Nelerdir?

Otizm spektrum bozukluğunun temelde iki ana belirti grubu vardır:

1. Sosyal Etkileşim Ve İletişim Becerilerinde Aksaklıklar

  • İnsanlara ya da akranlarına ilgi göstermeme ya da göstermesi gerekenden az ilgi gösterme
  • Kimseyi umursamama, seslenince bakmama, parmak ucunda yürüme
  • Yaşına uygun konuşmanın başlamasında gecikme ya da başlayan konuşmada durma, gerileme, konuşsa bile konuşmayı sosyal etkileşimde kullanamama, söyleneni tekrarlama, zamirleri ters kullanma (ben yerine o)

2. Tekrarlayıcı Ve Sınırlı İlgi Alanı, Davranış Ve Etkinlikler

  • Basmakalıp ve tekrarlayıcı hareketler (kendi etrafında dönme, sallanma, kanat çırpma)
  • Rutinlerine aşırı bağlılık, değişikliklere tepki gösterme
  • Bazı ses, koku ve tatlara aşırı hassasiyet gösterme

Bebeklik Döneminde Otizm Nasıl Fark Edilir?

Otizmde önemli gelişim basamakları vardır. 1 ay civarında bebeğin sizinle göz teması kurmasını beklemelisiniz. Aynı şekilde bu dönemde bebeğin gülümsemenize gülümsemeyle yanıt vermesi yani sosyal gülümseme eylemini gerçekleştirmesi gerekir. Bebekler 8 ay civarında yabancılamaya başlar. Yani bu aylar anne ile bağın iyice kuvvetlendiği ve yabancı kaygısının olduğu aylardır. Aynı şekilde dil gelişiminde bebeğinizin 1 yaşında bir kelimelik, 2 yaşında iki kelimelik cümleler söyleyebilmesi normal gelişim basamaklarındandır. Eğer çocuğunuz sizinle hiç göz teması kurmuyorsa, ismiyle seslendiğinizde size bakmıyorsa, 8. aydan sonra beklenilen yabancı kaygısı oluşmamışsa ve dil gelişiminde aksaklıklar varsa mutlaka bir çocuk psikiyatrisi uzmanından yardım almalısınız.

Otizm Tanısı Nasıl Konur?

Otizm tanısı yapılan bir kan-idrar tahlili ya da beyin görüntüleme yöntemi ile konulamaz. Yani tanı koymada kullanılabilecek bir biyolojik marker yoktur. Tanı, klinik gözlem ve davranışsal özelliklere göre konur. Otizmde belirtiler genellikle 2 yaş civarında gözlemlenmeye başlar ve tanı konabilir. İyi bir klinik gözlem ile 1 yaşındaki çocukta bile belirtiler saptanabilir. Ayrıca otizmi, bebek anne karnındayken saptamak da mümkün değildir. 

Otizm Nasıl Tedavi Edilir?

Otizmin temel belirtilerine etkili bir ilaç tedavisi henüz bulunamamıştır. Ancak otizmli çocukların bir kısmında görülen dikkat eksikliği, davranış sorunları, uyku problemleri, öfke kontrolünde problemler gibi durumların önlenmesi ya da azaltılması için ilaç tedavisi gerekli olabilir.

Otizm, tedavisinin yıllar boyu devam etmesi gereken bir bozukluktur. Bu nedenle ailenin otizm konusunda bilgilenmesi son derece önemlidir. Az sayıdaki olguda kısa süreli ve erken başlanan eğitim ile tanının tamamen yok olduğu saptanmıştır. Büyük kısmında ise uzun yıllar eğitimin devamı gereklidir. Çocuğun zekasının normal olması, belirtilerin hafif olması ve 6 yaşından önce konuşma becerisinin gelişmesi iyi prognostik belirleyicilerdir. Bilimsel çalışmalarda diyet tedavisi, hiperbarik oksijen tedavisi, ağır metalden arındırma ve nörofeedback gibi yöntemlerin etkinliğinin olmadığı saptanmıştır.