Hava ulaşımı, diğer ulaşım araçlarına göre daha heyecan verici ve çok daha güvenli olduğunu hepimiz biliyoruz. Güvenli olduğu kadar en küçük hata uçağın düşüşüne neden olabilir. Dünya havacılık tarihine kanla yazılmış 10 kazayı sizler için derledim.

10- 30 Ocak 1975 Marmara Denizi

Uçak

30 Ocak 1975 günü 18.45’te Türk Hava Yolları uçağı olan TK-345(Bursa) İzmir’den, Yeşilköy Havalimanı’na (Şimdiki adı Atatürk Havalimanı) gitmek için havalanır. O günlerde Marmara üzerinde sert bir Ayandon fırtınası vardır. Bu fırtınaya rağmen başarılı bir şekilde havalimanına iniş yapılmıştır. İniş takımları tam yere değdiği anda havalimanında elektrik kesilir. Bunun üzerine pilotlar prosedür gereği havalanmak zorunda kalır. Kuleden, TK-345’e Tophane semalarında tur atıp yeni bir iniş izni için beklemeleri gerektiği bilgisi verilir. Çünkü havalimanında o dönemde tek pist mevcuttur ve Pan American uçağı kalkış yapabilmesi için izin verilmiştir. Bu konuşma, kulenin uçakla son konuşmasıdır.

O zaman radar sistemi kullanılmadığı için uçağın akıbeti konusunda kimsenin bilgisi yoktur. Düşmüş veya kaçırılmış olabileceği ihtimallerinde bulunulur. Uçağın kaçırılmış olma ihtimaline karşı uçağın menzili içerisinde bulunan tüm ülkeler bilgilendirilir. Aynı zamanda Marmara Denizi’nde çalışmaların yürütülmesi için kurtarma gemileri gönderilmiştir. Sabaha kadar süren çalışmalar sonucunda uçağın denize düştüğü kesinlik kazanır. Resmi kayıtlara göre 41 kişinin hayatını kaybettiği belirtilir. Kazanın enkazları hala Marmara Deniz’i içinde yolcuları ve mürettabatı ile birlikte olanca matemiyle yatmaktadır.

9- 27 Mart 1977 Tenerife Adası

Tarihte en fazla insanın hayatını kaybettiği uçak kazası Tenerife Adası Havalimanı’nda meydana gelmiştir. 583 kişinin ölmesiyle sonuçlanan kaza, havada değil yerde gerçekleşmiştir. Gran Kanarya Havaliman’ında gerçekleşen bomba ihbarı nedeniyle Tenerife Adası’na yönlendirilen Hollanda KLM şirketine ait bir jumbo jet ile, Pam American şirketine ait Boeing 747 uçağı 5-6 saat bekletildikten sonra uçmalarına izin verilmiştir. KLM pilotu Van Zanten, Gran Kanarya’da vakit kaybetmemek için yakıtını Tenerife Havalimanın’da doldurmaya karar verir. Bu sırada Pan American uçağı ise KLM’nin arkasında beklemeye devam eder. Kuleden gelen talimatlara göre önde olan KLM pist başına gelip 180 derecelik bir dönüş yapacak ve kalkış konumuna geçecekti. Bu sırada arkasındaki Pan American uçağı da C3 taksi yolunu kullanarak pisti terk edecekti. Ancak bu pist dönmek için oldukça dardı ve Pan American C4’e yöneldi.

İki uçağın pilotu da kuleyle irtibatta sorun yaşıyordu. KLM’nin kaptanı Van Zanten iyice sabırsızlanarak motorlara güç vermeye başladı. KLM’in 747’si pistte hızlanırken Pan American uçağı halen aynı pistte C4 taksi yoluna doğru ilerliyordu. Sis nedeniyle çok kısa bir mesafe kala birbirini fark eden iki uçak, yaklaşık 260 km/h (140,38 knots) hızla KLM uçağı, Pan American uçağına çarptı.Kaza sonrasında kara kutular incelendiğinde kazada her iki pilot da bulunmuştur. 27 yıllık tecrübesi olan hatta KLM şirketinin reklamlarında bile fotoğrafları bulunan Van Zanten’ın kuleyi pek dikkate almayarak bir an önce uçmak istemesi sebeplerden sadece bir tanesidir. Çünkü daha fazla geç kalmaların nedeniyle yolcuların tazminat ve konaklama masrafları şirkete yüklenecek, bu da pilotların maaşından kesilecekti. Kuleyle tam anlaşma sağlayamayan Pan American pilotları da suçlu bulunmuştur.

8- 4 Nisan 1977 McDonnell Douglas DC-9

4 Nisan 1977'de Southern Airways ile ilgili görsel sonucu

4 Nisan 1977’de Southern Airways 242 sefer sayılı uçak, Atlanta’ya gitmek üzere 3.45’te havalanıyor. Bir jet uçağı olan DC-9, yoluna devam ederken bir anda kasırga başlıyor. Uçağın her iki tarafı da yoğun dolu yağışıyla sarsılıyor. Dolu, uçağın ön camlarını çatlatıp tahrip ediyor. Uçağın elektrik gücü azalmaya başlıyor ve dolu taneleri uçağın motoruna da zarar veriyor. Bir süre sonra sol motor tamamen duruyor, ardından sağ motorda duruyor ve uçak havada süzülmeye başlıyor.

Motorları havada duran 242, hızla gökyüzünden düşmeye başlıyor. Uçak iki dakika kadar elektriksiz kaldıktan sonra yedek güç birimi devreye giriyor. Uçağı indirmeye karar veren pilotlar, uçağın en yakın havalimanına gidemeyeceğini farkedip otobana indirmeye karar veriyorlar. Pilotlar uçağı yola indirmeyi başarmış olsalar da uçağın tekerlekleri yere değdikten kısa bir süre sonra uçak New Hope Kenti’ne çarpıyor. Bu trajik kazada 72 kişi hayatını kaybediyor.

7- 23 Haziran 1985 Kanada – Yeni Delphi

boeing 757 hindistan ile ilgili görsel sonucu

23 Haziran 1985’te Hindistan Hava Yolları’na ait Boeing 747, Yeni Delhi’ye gitmek üzere Kanada’dan yola çıkıyor. Rotasını önce Londra’ya çeviren uçağın bir süre sonra sinyali kesilir. Ardından bölgedeki birçok gemi arama çalışmalarına başlar. Ne yazık ki arama gemileri, uçağın kaybolmasından iki saat sonra Atlas Okyanusu açıklarında uçağın enkazına ulaşır. Mürettabat dahil 329 kişinin bulunduğu uçaktan kurtulan olmamıştır.

İlk belirlemelerde yolcuların, uçak düşmeden önce uçaktan fırladıkları tespit ediliyor. Uçağın kara kutuları incelendiğinde her hangi bir sorunla karşılaşılmıyor. Kara kutudan da sonuç çıkmayınca, uçağın yolcu listesi inceleniyor. Yolculardan birinin check-in yaptırdığını ve Toronto’ya bileti olmasına rağmen bavulunu Yeni Delphi uçağına vermek istiyor. Bavul dedektörle aranmasına rağmen görevliler dedektörün çıkardığı sesten şüphelenmiyor. Bomba dolu bavul, uçağın bagaj odasına konuyor. Uçak Atlas Okyanusu’nun üzerinde süzülürken bir anda uçağın gövdesi patlamanın etkisiyle paramparça oluyor. Uçağın içinde oluşan hava basıncı ise yolcuları yerlerinden sökerek dışarıya fırlatıyor.

6- 1 Şubat 1991 Los Angeles

<span style="color: rgb(37, 37, 37); font-family: sans-serif;">1 Şubat 1991</span>

1 Şubat 1991’de US air 1493 nolu uçak Los Angeles Havalimanı’na doğru yol alıyor. Kule uçağa hızlıca alçalmasını, güney yönünde  çok fazla hava trafiği olacağını söylüyor. Hemen ardından kaptan pilot alçalmaya başlıyor. Kaptan iniş izni için kuleden izin istiyor ancak cevap alamıyor. Ardından bir dakika içinde tekrar kuleyle bağlantı kurmaya çalışıyor. İniş ve kalkıştan sorumlu kule görevlisi diğer uçaklara odaklanmış durumda olduğu için çağrıyı duymuyor. Sonunda beklenen iniş izni veriliyor ancak 1493 yere iniş yaptığı sırada infilak ederek alevler içinde Los Angeles Havalimanı’na çarpıyor. Acil durum araçları derhal devreye giriyor ancak uçağın kabi zehirli dumanla doluyor ve yolcuların bir kısmı uçakta mahsur kalıyor.

Arama çalışmaları sürerken, ekip hayret edilecek bir durumla karşılaşıyorlar. Enkazın arasında bir pervane bulunuyor. Ve enkazda iki uçak olduğunu fark ediyorlar. Skywest 5569 nolu uçağında aynı pistte olduğu tespit ediliyor. Skywest 5569’daki 12 kişi hayatını kaybediyor. Büyük uçakta ise 20 kişi ölüyor, 2 kişi ölümcül hasar alıyor. Yardımcı pilot kurtuluyor ancak asıl pilot hayatını kaybediyor. Kuledeki görevli yoğunluk sebebiyle Skywest 5569’a iniş izni verdikten sonra bunu unutuyor ve US air 1493’e de iniş izni veriyor. Görevlinin kısa süreli dalgınlığı bir sürü insanın ölümüne sebep oluyor.

5- 3 Mart 1991 Colorado Springs

3 Mart 1991 Colorado Springs kazası ile ilgili görsel sonucu

3 Mart 1991 saat 9.40’da United Airlines 585 sefer sayılı uçak Colorado Springs’e inmek için alçalıyor. Uçuş sırasında birçok kez türbülansa giren uçak alçalma sırasında daha fazla sarsılmaya başlıyor. Uçak havaalanından da görülmeye başlıyor ancak bir anda kontrolden çıkıyor. Havada dönmeye başlayan uçak, havaalanına 3 km kala tepe üstü çakılıyor. Bu kazada ne yazık ki kurtulan olmuyor. Uçaktaki 20 yolcu ve mürettebatın tamamı hayatını kaybediyor. Yapılan araştırmaların sonucunda, uçağın dümenini kontrol eden valf adı verilen sistemin sıkıştığını ve bu sıkışıklığın uçağın düşmesine neden olduğunu keşfediyorlar. Ufacık bir sıkışıklık, onlarca kişinin hayatına mal oluyor.

4- 6 Şubat 1996 Birgen Air

Türk Havacılık Tarihinin Pek Bilinmeyen En Büyük Felaketlerinden Biri: 1996 Birgenair Uçak Kazası

6 Şubat 1996’da Dominik’ten Frankfurt’a dönmek isteyen 176 alman yolcunun uçakları arızalanması sonucunda Birgen Air’ın 757’si kiralanır. Ahmet Erdem’in kaptanlığındaki Beoeing 757 akşam 23.30 da kapıdan ayrılmak için ATC iznini aldı. 08 nolu pistte 301 uçuş numaralı uçak havalanmaya başlar. Kalkış esnasında Ahmet Erdem göstergesinin çalışmadığını farkeder. Buna rağmen yardımcı pilot Aykut Gergin’in göstergesi referans alınarak 23:42de kalkış gerçekleştirilir. Kısa bir süre sonra sonra Ahmet Erdem’in hız göstergesi çalışmaya başlar. Kalkıştan 1 dakika 30 saniye sonra pilotlar otomatik pilotu devreye sokar.

Otomatik pilot devreye sokulduktan kısa bir süre sonra kokpit yüksek hız ikazı verdi. Göstergeye bakan yardımcı pilot hızı 220 mil olarak gördü. Bu 170 ile 300 mil arasında bir hız olduğu için normal bir hızdır. Çünkü bir uçağın sağlıklı uçabildiği hız aralığı 170-300 mil arasıdır. Fakat Ahmet kaptanın göstergesi ise 325 mili gösteriyordu. İkaz veren birimin sigortaları açıp kapatılır ve ikazlar kaybolur. Buna rağmen aynı uyarı tekrar gelir. Ahmet Erdem hangi göstergeye inanacağı konusunda bir kafa karışıklığı yaşadı ve uçağı yüksek hızdan kurtarmak için hızı düşürmeye karar verdi. Gaz kolları hızı kesmek için geri çekilir çekilmez bu sefer uçak, hızının çok düştüğünü gösteren bir uyarı verir. Aykut Gergin’in göstergesi ise o anda 160 mili gösteriyordu.

Aynı anda hem yüksek hız hem de düşük hız uyarısını almak bir pilot için inanılmaz zor ve stresli bir durumdur. O anda uçak tırmanışta olduğu için burnu havadadır ve bu durumda hızlandırmak çok zordur. Pilotlar uçağın burnunu düzeltmeye çalışırken uçak birden sağa yaw hareketi çizerek yatar ve kendi etrafında dönerek düşmeye başlar.Kalkışın üzerinden 5 dakika geçmeden Birgen Air 301 radardan kaybolarak yerel saat ile 23.47’de okyanusa düşer. Yapılan incelemeler sonunda 3 haftadır havalimanında bekletilen uçağın göstergelerine bilgi gönderen pitot tüplerinin tıkanmış olabileceği tahmininde bulunulur. Pitot tüpleri bulunamadığı için bu bir tahminden ibarettir.

3- 2 Ekim 1996 Lima Peru Aeroperu

2 Ekim 1996 Lima Peru Aeroperu  ile ilgili görsel sonucu

2 Ekim 1996 Lima Peru Aeroperu 603 sefer sayılı uçak, Santiago Şili’ye gitmek üzere havalanıyor. Kalkıştan birkaç dakika sonra bir şeyler ters gitmeye başlıyor. Uçağın yerden ne kadar yüksekte olduğunu gösteren altimetre takılıyor. Ardından hız göstergesi devre dışı kalıyor. Bunun üzerine pilotlar iniş yapmaya karar veriyorlar ve kule görevlilerine uçağın yüksekliğini soruyorlar. Kule görevlileri uçağın yüksekliğinin 7.000 fit olduğunu söylüyor ancak bir anda uçağın kanadı yere değiyor ve uçak denize çakılıyor. Ne yazık ki hayatta kalan olmuyor.

Kazadan sonra yapılan araştırmalarda hızı ve yüksekliği ölçen, static ve port adı verilen tüpler bir bant tabakasıyla kaplandığı anlaşılıyor. Lima Havalimanı’daki  bakım işçileri jeti temizlerken, işçilerden biri statikler zarar görmesin diye onları bantlıyor ve temizlikten sonra bantları çıkarmayı unutuyor. Bu bantlar yüzünden kuledeki görevliler uçağın yüksekliğini ve hızını yanlış görüyorlar. Böylelikle ufacık bir hata trajik sonuçlara neden oluyor.

2- 14 Ağustos 2005 Atina

14 Ağustos 2005 Atina ile ilgili görsel sonucu

 

14 Ağustos 2005 günü Helios’a ait Boeing-737 tipi yolcu uçağı, Prag için havalanıyor. Uçak havalandıktan kısa bir süre sonra atmosfer incelmeye başlıyor ve oksijen maskeleri düşüyor. Ardından pilotlar bilinç kaybı yaşayıp hipoksiye giriyorlar. Uçağın içinde bulunan deneyimli kabin personeli Prodromu pilotlarla telefon ile bağlantıya geçmeye çalışsa da başarılı olamıyor.  Yunanistan, kendisine doğru gelen uçağa karşı, bunun bir terör saldırısı olabileceğini düşünerek kendi jetlerini yolluyor. Yunan jetleri uçak ile bağlantı kurmaya çalışıyor ama yanıt alamıyor. Bir yandan Prodromu hipoksi ile mücadele ederken bir yandan da uçağı kurtarmaya çalışıyorlar. Uçak havada fazla kaldığı için yakıtı tükeniyor ve Atina’nın dağlık bir bölgesine düşüyor.

Uçağın düşüş nedeni araştırıldığında ortaya oldukça vahim sonuçlar çıkıyor. Yer hizmetleri mühendisleri uçak yerdeyken uçağın basıncını kontrol etmek için ALTN anahtarını manuel‘e getirip uçakta herhangi bir basınç kaybı var mı diye kontrol ediyor. Ardından anahtarı eski haline getirmeyi unutuyorlar. Pilotlar saatler sonra kokpite geldiklerinde anahtarın manuelde olduğunu fark etmiyorlar. Bir unutkanlık koca bir faciaya neden oluyor.

1- 31 Mayıs 2009 Air France

31 Mayıs 2009 Air France ile ilgili görsel sonucu

31 Mayıs 2009’da Airbus A330 model uçak Rio de Janeiro’dan Paris’e doğru havalandı. Birkaç saat sonra uçakla irtibat kesiliyor.  Ama kokpitten hiçbir acil çağrı yapılmadığı için uçağın düştüğü baştan anlaşılamadı. Okyanusun derinliği enkaza ulaşmayı engelliyordu. Fransız yetkililer yine de araştırmaya devam etti. 2011’de özel bir araştırma ekibi tuttular. Uçağın kayıp parçaları bir hafta içinde bulundu. Resmi kayıtlarda pilotların yaptığı hata düşüşe sebep olduğu yazsa da uçağın düşme nedeni hala gizemini koruyor.